YENİDEN ÖĞRETMENLİĞE BAŞLASAYDIM

0

Öğrencilerime daha anlayışlı, daha hoşgörülü davranırdım. Onların yetişme çağında olduğunu, okulda yeteneklerini geliştirdiklerini ve zamanla olgunlaşacaklarını düşünür, yanlışlarına daha fazla tahammüllü davranırdım.

Öğretmenlik sabır mesleğidir.

Öğretmenlik elbette bilgelik ister. Öğrencilere öğreteceği bilgileri öğretmen mutlaka bilir, bilmeli. Mesleki yeterliliği tartışılmamalı. Asıl olan bilgiyi öğrencinin anlayabileceği şekilde sunmaktır.

Gönüller Sultanı Hz. Muhammed (sav), insanlara anlayabilecekleri şekilde konuşunuz, buyurur.

Hz. Mevlânâ, sen ne anlatırsan anlat, senin anlattıkların karşındakinin anlayabildiği kadardır, der.

Bilimsel araştırmalara, eğitim metotlarına, öğrenci psikolojisine daha çok önem verirdim.

               Dersimi sevdirmeyi daha fazla önemserdim. Onlara anlattıklarımın ne işe yarayacağını, nerede ve ne şekilde karşılarına çıkacağını anlatmaya özen gösterirdim.

En Sevilen Öğretmen Hz. Muhammed (sav) öğrencileri tarafından çok seviliyordu. Onun hayatını ve eğitim metotlarını kitaplaştırırken kaynaklarda en sık şu ifadeye rastladım:

               “Anam, babam, canım sana feda olsun ya Rasulellah!

Öğrencinin öğretmenini ana ve babasından hatta canından fazla sevmesi sık görülen bir durum değildir. En Sevilen Öğretmen HZ. Muhammed (sav) öğrencilerinin önce gönüllerini fethetmiş, sonra zihinlerini aydınlatmış.

Onun hoşgörüsüne gelince…

Kendisine on yıl hizmet eden Enes b. Malik(ra) onun yanlışlara tahammül gücünü şöyle anlatır:

               “Ne dövdü ne azarladı ne hakaret etti ne de suratını ekşitti.”

Enes (ra) elbette ak sütten çıkmış ak kaşık değildi, annesi Hz. Rumeysa (ra) onu Gönüller Sultanı’na (sav) hizmet etsin diye verdiği zaman on yaşında bir çocuktu, mümkün olan bütün yanlışları yapıyordu.

Hz. Enes uzun ömürlüdür, gördüğü sabır, anlayış, tahammül ve bilgelik karşısında Gönüller Sultanı’nı (sav) canından çok sevmiş ve ömür boyu ondan öğrendiklerini herkese anlatmıştır. Her gece rüyasında Allah Rasulü’nü (sav) gördüğünü söyler.

Bugün bilgiye ulaşmak çok kolay. İnternet her türlü bilgiyi iki tıkla önümüze seriyor. Önemli olan bilgelik ve bilgiyi yerli yerinde kullanabilmek. Öğretmen, öğrenciye bunu verebilmeli.

               İlim insanı olgunlaştırmalı, kemale erdirmeli, erdemli ve kâmil bir insan hâline getirmeli.

Medyaya bir bakın: Savaşlar, cinayetler, uyuşturucu, alkol, ahlaksızlık, kabalık almış başını gidiyor.

Gönüller Sultanı (sav) cahil insanları bilgilendirdi, bilgeleştirdi.

               Kaba insanları nazik ve kibar hâle getirdi.

               Zalimleri, adaletli insanlara dönüştürdü.

Ahlak nedir bilmeyen insanları ahlakın zirvesine çıkardı.

Puta tapan anlayışsız insanlara bir tek Allah’a ibadet etmeyi ve ondan başkasına boyun eğmemeyi öğretti.

Mehmet Akif onun o çağda yaptığı muhteşem değişikliği şöyle anlatır:

“Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta

               Dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi.

               Fevza (kargaşa) bütün âfâkını sarmıştı zeminin

               Salgındı bugün şarkı yıkan tefrika derdi.

               Derken büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz,

               Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi.

               Bir nefhada insanlığı kurtardı o masum,

               Bir hamlede kayzerleri, kisraları serdi.

               Aczin ki ezilmekti bütün hakkı dirildi,

               Zulmün ki zeval aklına gelmezdi geberdi.

               Beşer neye sahipse onun vergisidir hep,

               Medyun (borçlu) ona cemiyeti, medyun ona ferdi.

               Medyun o masuma bütün bir beşeriyet…

               Yâ Rab, mahşerde bizi bu ikrar ile haşret!..”

Bugün öğretmenliğe başlasaydım, çocukların gönüllerine girmeyi daha çok önemserdim.

Meslektaşlarımla daha çok yardımlaşır, idare ile daha fazla iş birliği yapar, velileri daha sık ziyaret ederdim.

Öğrencilerime dünya ile yarışma, en iyi olma, işini en iyi yapma azim ve gayreti verirdim.

Arif Nihat Asya gibi yüreklerine seslenirdim:

“Kalk yiğidim, yine dağ başını duman almış!

               Parçalanmış bir kıtanın toprakları,

               Aslan payını aslan olmayanlar almış,

               Kalk yiğidim, yine dağ başını duman almış!..

                              Sen de geçebilirsin anadan, yardan serden,

                              Senin de destanını okuyalım ezberden.

                              Haberin yok gibidir taşıdığın değerden…

               Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın,

               Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!..”

Öğretmenlik mesleklerin en önemlisi, en çok çaba ve gayret isteyeni, kâmil insan inşa etme sanatı…

Öğretmenlerimize daha çok değer vermeli, onları daha çok önemsemeliyiz.

Milli Eğitim Bakanlığı, onları daha nitelikli hâle getirmek için daha çok kurs, seminer ve hizmet içi eğitimler vermeli, onları daha çok önemsemeli, daha iyi ücret almaları için çaba sarf etmeli.

               Beyin Vitamini: Bilge öğretmen olmak ve kendini Gönüller Sultanı’na (sav) benzetmek isteyenlere Gönüller Sultanı Hz. Muhammed’in (sav) Hayatı, En Sevilen Öğretmen Hz. Muhammed (sav) ve Eğitim Metotları kitaplarımı tavsiye ederim. (www.binbirhece.com www.kitapyurdu.com ; birinci kitap Hayat, ikincisi Nesil yayınlarından istenebilir.)

 

PAYLAŞ

YORUM YAP