ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ

0

İLGİ, SEVGİ, BİLGİ ZEKAYI BESLER

Emre’nindedesi vefat etmişti. Üç yaşındaki Emre, anne ve babasına bir sürü sorusu vardı:

“Dedem nereye gitti? Cennete gittiyse neden bayramda mezarlığa gittik? Cennet nerede? Herkes ölecek mi? Herkes ölünce evler ne olacak?”

Emre’nin anne ve babası bu sorulara alışmışlardı. Soruları ciddiye alıyor, açıklama yapıyor, o sordukça anlatıyorlardı. Emre, problemli bir çocuk değildi, aksine üstün yetenekli idi. Hızlı bir şekilde gelişiyordu.

Allah ve ahiret inancı insana dünyada da huzur verir. Bizi yaratıp dünyaya gönderen Allah, buradan başka bir âleme davet ediyor. Ölüm, bu davete icabetin adı, yani ebediyet yolculuğunun ilk adım.

Dünyayı yaratan ahireti de yaratır. Bugünü yaratan, yarını yarattığı gibi dünyayı kuran, ahireti kuracaktır. Allah, ahiret hayatını vadetmiştir ve vadini mutlaka yerine getirecektir. Vadini yerine getirmeyen ya aciz ve ya sözünde durmayan biridir. Allah güç ve kuvvet sahibidir, vadettiği cennet ve cehennemi yaratacak kudrettedir. Bu gerçeği Kur’an’ında bütün azamet ve ihtişamına yemin ederek ifade ediyor; dünyanın ölümünden sonra cennet ve cehennemi yaratacağını haber veriyor.

Allah’a inanmak ve güvenmek dünyadaki üzüntülerimizi azaltır, ölüm karşısında titreyip sarsılmamızı önler. Ölüm, sonsuzluğa yürüyüştür, fani dünyadan baki âleme hicrettir. Dünyanın meşakkat ve yükünden kurtuluştur.

Bu düşünce ve inanç çocukları ve büyükleri rahatlatır.

0-7 arasında çocukların beyni çok hızlı gelişiyor. Beyin araştırmacılarına göre bu dönem, “altın çağ”. Üstün yetenekli çocukların beyni daha hızlı gelişir. Zekâ seviyesinin 130 üzerinde olması gerekir. Zekâ seviyesi 10-12 yaşlarından sonra isabetli bir şekilde tespit edilebilir.

Araştırmalara göre zekâ gelişiminde % 25-30 civarında kalıtım etkilidir. Zekâ geliştirilebilir. Kendisiyle ilgilenilen çocuğun zekâsı gelişir, daha zeki bir çocuk haline gelir. Sevilmeyen, ilgilenilmeyen, eğitilmeyen çocukların zekâsı, emsallerine göre gelişmez veya daha az gelişir.

Araştırmalar, yuvaya giden çocukların zekâsının daha iyi geliştiğini ve okulda daha başarılı olduğunu gösteriyor. Çocuk yuvalarından sabit bir program uygulanmamalı ama çocukların kişilik ve kimlik gelişimi dikkate alınmalı. Yetenekli çocukların yeteneklerini ilerletmek yuvanın asıl amaçlarındandır.

Dört yaşındaki çocuklara yönelik projeler uygulanabilir.

Yuvada yetenekli çocuklara yabancı dil, matematik, sayı sayma, resim yapma öğretilmeli, satranç ve dama oynatılabilir. Resim boyamak, karton kesmek, kalem tutmak, çizgi çizmek, oyun hamurundan çeşitli şekiller yapmak yuva çocuklarının kazanması gereken beceriler.

            Yetenekli çocuklar; 4-5 yaşlarında okumayı, hesap yapmayı, akıllıca sorular sormayı, mantıklı düşünmeyi becerebilir.

            Çocuklar öğrenebiliyorsa okuma, yazma, hesap yapma konusunda bir sınır koymamalı. Öğrenebilen çocuklara fırsat vermeli, yardım etmeli.

            Çocuklarla proje çalışması yapmalı, onların duygusal ve sosyal zekâ yönünden gelişmesi sağlanmalı.

            Yetenekli çocuklar, yuvada mutlu olur. Çeşitli çalışmalar yapmaktan hoşlanır.

            Kabiliyetli çocuk, arkadaşları ile birlikte gezi yapmayı planlar ve uygular.

            Sıradan çocuk, ekmeğine tereyağı sürmeyi tercih eder.

            Yetenekli çocukların göze çarpan özellikleri şöyle sıralanabilir:

  1. Daha az uyur.
  2. Mükemmeliyetçidir.
  3. Duyarlı ve hassastır.
  4. Çabuk anlar ve çabuk karar verir.
  5. Dik başlılık yapmaz çünkü anlatılanları çabuk kavrar.
  6. Daha hızlı ve mantıklı düşünür.
  7. Akıllıca sorular sorar. (*)

Mesela bir yerde “Sigara içmek yasaktır.” yazıyor ve masanın üzerinde küllük bulunuyorsa yetenekli çocuk bu çelişkiyi kavrar ve “Burada küllük niye var?” diye sorar.

“Benim çocuğum okul yaşına geldi, yukarıda sayılanların hiçbiri yok.” diye endişeye kapılmamak gerekir. İnsan beyni sadece yedi yaşına kadar gelişmez. Beyin ömür boyu gelişir. Bilgi beyin vitaminidir. Okumak zihni geliştiren en iyi eylem türüdür.

Bu sebeple Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“Seni yaratan Rabbinin adıyla oku! O seni bir kan pıhtısından yarattı. Kalemle yazmayı ve insana bilmediğini öğretti.”

Okumak, öğrenmek, bilgi, sevgi, ilgi ve şefkatle muamele çocukların zihnini geliştirir, zekâların parlatır.

Onun için çocukları okula göndeririz. Okul yaşı gelişmiş ülkelerde daha erkene alınıyor. Mesela Almanya’da altı yaşına gelen çocuk okul yolunu tutar. Okul yaşının beşe alınması tartışılıyor.

Yahudiler dört yaşına gelen çocuğa Tevrat’ı öğretiyorlar. Erzurum’da 4-5 yaşına gelen çocuklara hafızlık çalışması yaptıran ve ilkokula gitmeden onları hafız yapan kursların olduğunu duydum ve bu kurstan hafız olarak mezun olanları gördüm.

Eğitim, çocuk anadan doğar doğmaz başlar. Hatta beyin ve karakter gelişimi uzmanları; anne karnındaki çocuk, dört aylıktan itibaren annesinden güzel sözler duymalı, hoş ilâhiler dinlemeli, kötü sözler işitmemeli, diyor.

Eğitime ne kadar erken başlanırsa o kadar iyi. Çocuk ne kadar sevilir ne kadar fazla ilgi görür ne kadar çok şey öğrenirse zihin ve beyin yönünden o kadar iyi gelişir.

Sevgili Peygamberimiz (sav), çocuklara ilgilenmeyi, onları sevmeyi, onları öpmeyi, onlara Allah’ı anlatmayı tavsiye etmiş ve bize yaptığı tavsiyeleri kendisi uygulamıştır. Torunlarını öpmüş, sevmiş, omzuna alıp gezdirmiş, onlarla oyun oynamış ve bizi teşvik etmiştir. Çocuklarla ilgilenmenin Cenab-ı Hakkın rızasını kazandırdığını müjdelemiştir:

“Kim kendi neslinden küçük bir çocuğu razı ve memnun ederse Allah da kıyamet günü onu memnun ve razı eder.” (**)

 (*)www.zeit.de/2006/40/hochbegabte, Klein und Schlau, Angelika Dietrich,28 Eylül 2006, s.102)

(**) Peygamberimizin eğitim metotları konusunda daha fazla bilgi için bakınız: En Sevilen Öğretmen Hz. Muhamed (sav) ve Eğitim Metotları, A.Erkan Kavaklı, Ensar yayınları, İstanbul 2019.

PAYLAŞ

YORUM YAP