ÜMMÜ MABED’İN HAYRAN OLDUĞU NURLU ADAM  

0

 

Kutlu kervan, klavuz eşliğinde Medine’ye doğru yol alıyordu. Nihayet yol üstünde iki çadıra ulaştılar. Çatırda güçlü, kuvvetli, cesur ve iffetli bir kadın olan Huzaiye kabilesinden Ümmü Mabed vardı. Cömertliği çok seven Ümmü Mabed, kemerini sıkı bağlar ve çadırın önünde oturur, isteyen yolculara su verir, yemek ikram ederdi.

Kutlu kervanın yolcuları çadırı görünce sevindiler, yolcular açtı, et ve hurma satın almak istiyorlardı fakat çadırda ne et ne de hurma vardı.

Gönlü zengin, çadırı fakir Ümmü Mabed, üzüntüyle özür beyan etti:

-Vallahi, yanımızda bir şey olsaydı ihtiyacınızı temin etmeden sizi bırakmazdım.

Gönüller Sultanı (sav) ümitle etrafa baktı. Sakin ve kararlıydı. Tam bir tevekkülle hareket ediyordu. Çadırın yanında bir koyun gördü.

-Bu koyun nedir ey Ümmü Mabed?

-Yorgunluktan sürüden ayrı kaldı.

-Sütü var mı?

-Süt verecek durumda değil.

-Onu sağmama izin verir misin?

-Evet, anam-babam sana feda olsun! Eğer onda süt görebiliyorsan…

-Koyunu getir.

Koyunun memelerini meshetti. Allah’ı zikretti:

-Ya Rabbi! Koyuna bereket ihsan et!

Koyunun memeleri birdenbire şişti, süt doldu, taşmaya başladı.

Gönüller Sultanı(sav), Ümmü Mabed’den kervanlara su içirdiği bir kap istedi, içine bolcü süt sağdı, önce Ümmü Mabed’e ikram etti.

Kadıncağız şaşkınlık içindeydi, otlamaya gidemeyecek kadar cılız ve yorgun koyunun memeleri sütle dolup taşmıştı. Eli ayağı düzgün, güzel yüzlü, tatlı sözlü misafir, bir koyun çobanı gibi oturup süt sağmış, kendisine ikram ediyordu.

Kendisine uzatılan sütü aldı, dudaklarına götürdü, doyuncaya kadar içti.

Süt kabı sırasıyla Ebubekir, Abdullah ve Amir’e ulaştı. Onlar da doyuncaya kadar içtiler. En sonunda Gönüller Sultanı (sav) kendisi içti. Temiz dudakları  mırıldandı:

“Elhamdülillah!“

Cılız koyuna, kıl çadıra, gözlerini faltaşı gibi açmış Ümmü Mabed’e ve arkadaşlarına baktı, şöyle buyurdu:

“Kavme su veren en sonunda içer.“

Koyunu yeniden sağmaya başladı, kabı doldurdu ve bıraktı.

Ümmü Mabed’e teşekkür edip ayrıldılar.

Kadın gördükleri karşısında çok ama çok şaşırmıştı. Yaşadıkları sıradan şeyler değildi, Gönüller Sultanı’nın (sav) olgunluğuna hayran olmuştu.

Çok geçmeden kocası çıkageldi. Sağlıklı ve zayıf birkaç keçi otlatmıştı. İçlerinde yürümeyecek kadar zayıf olanlar vardı. Sütü görünce şaşırdı.

-Bu koyun koç görmedi. Evde hiç süt yoktu, bu sütü nereden buldun?

Ümmü Mabed, kocasına olup biteni anlattı. Şaşırma sırası kocasına gelmişti. Cılız koyundan süt sağmak… Hem de beş kişiyi doyurduktan sonra artacak kadar… Olağan şey değildi. Elini çenesine götürdü, düşündü ve şöyle dedi:

-Anladığım kadarıyla bu zat, Kureyş’in aradığı adam. Onu bana anlat Ümmü Mabed!

Kadın kocasına baktı, hayranlığını saklamadan anlatmaya başladı:

         -Bir adam gördüm ki… Aydınlık ve güler yüzlü, güzel tabiatlı. Ne ayıplanacak şekilde şişman ne de kusurlu kabul edilebilecek kadar ince ve uzun. Güler yüzlü, cömert. Gözleri siyah, kirpikleri uzun. Sesinde boğukluk vardı. Gözünün akı da siyahı da çoktu. Kaşları çatık, ince ve uzun. Saçları simsiyah. Boynu uzun ve yüksek, sık sakallı. Sustuğu zaman vakarlı, konuştuğu zaman zarif ve heybetli. Konuşması şiir incisi gibi tatlı. Hak ile batılı birbirinden ayıracak kadar açık ve net. Uzaktan bakıldığı zaman insanların en güzeli ve en sevimlisi. Yakından bakıldığı zaman tatlı ve hoş görünüşlü. Orta boylu. Göz ne onu uzunluğundan dolayı ayıplar ne de kısalığından dolayı kınar.  İki dal arasında bir dal gibi. Üç kişi arasında en güzel görüneni oydu. Arkadaşları onu ortalarına almışlardı. Konuştuğu zaman dinliyor, buyurduğu zaman hemen yerine getiriyorlardı. Sözü dinlenen ve hizmet edilen biri. Ne laubali ne de kibirli.

Kocası başını salladı, çok önemli bir serveti kaçırmış gibi hayıflandı:

-Vallahi, bu zat Kureyş’in bize anlatılan adamı. Eğer onu bulabilirsem ona arkadaş olmaya çalışacağım. Eğer bunu yapmaya fırsat bulabilirsem mutlaka yapacağım.

Bu sırada Mekke’de bir ses yükseldi. Söyleyen görünmüyordu:

İnsanların Rabbi olan Allah,

            Ümmü Mabed’in çadırına konanları,

            En güzel şekilde mükâfatlandırsın.

            Sahraya indiler ve yürüdüler.

            Şüphesiz Muhammed’e (sav) arkadaş olan kazandı.”

            Sonraki günlerde Ümmü Mabed, gönlünü alan güzelliğin peşine düştü. Medine’ye hicret etti ve Müslüman oldu ve orada yaşadı.

(Gönüller Sultanı Hz. Muhammed’in (sav) Hayatı, Ali Erkan Kavaklı, Hayat yayınları. 0212- 6131100; Tabakât-ı Kübra, Muhammed İbn-i Sa‘d, 1/217)

PAYLAŞ

YORUM YAP