TÜYLER ÜRPERTEN BELGELER ve GLADİO GERÇEĞİ
|
|
Gladio uzun süre gündemden düşmeyecek. Yıllarca ülkeyi korku cehennemine çeviren eli kanlı örgütle ilgili her gün yeni belgeler ortaya çıkıyor. İtalya’da Gladio’nun mahkeme süreci altı yıl devam etti, bizde daha uzun sürebilir. Zira onlar örgütü 1985’te mahkemeye taşıdı, biz 2010’da.
Gazeteci Abdulkadir Selvi, “İçimizdeki Gladio İle Yüzleşmek” adlı Nesil yayınları arasında çıkan yeni bir araştırma kitabı yayınladı. Doğrusu kitabı bir solukta okudum ve beni şoke eden belgelerle yüzleştim.
Özel Harp Dairesinin vukuatı kırkı geçti. Bu dairenin CIA tarafından kurulduğu ve Mossad ve CIA ile birlikte çalıştığı bin birinci defa belgelendi edildi. MİT Konrterör Dairesi eski Başkanı Mehmet Eymür bu dairenin dışarıdan yönetildiği gerçeğini söylüyor:
“Türkiye’de iki tane İngiliz ve Amerikalılarla çalışan casus yakalanmıştır. Bunlardan bir tanesi Doğu Perinçek grubuyla doğrudan ilgilidir. Bu şahsın ismi, Emekli Alb. Turan Çağlar’dır. Diğeri MİT’te görevli emekli Kur.Alb. Sabahattin Savaşman’dı. Perinçek her ikisine de sahip çıkmış ve korumuştur. Yakalayanları suçlamıştır. Diğer bir husus daha önce Perinçek’in başında olduğu İhtilalci İşçi Köylü Partisi’ni İstanbul karargâhının Robert Koleji’nde bir İngiliz öğretmenin ikâmetgâhında bulunması olayıdır. Bu evin basılmasında ve örgüt üyelerinin yakalanmasında bizzat bulunduğum için biliyorum. İhtilalci bir örgütün İstanbul temsilciliğinin bir İngiliz’in evinde bulunması, son derece dikkat çekicidir.” (İçimizdeki Gladio İle Yüzleşme, s.44)
Demokratik Toplum Partisi eski başkanı Mehmet Ali Bayar, YÖK eski başkanı Kemal Gürüz ile konuşurken şöyle diyor:
“Derin devlet, İngilizlerin devleti…” (A.g.e, s.44)
Ergenekon’u ilk kuranlardan biri olan Tümg. Memduh Ünlütürk, örgütün CIA ve Pentagon merkezli olduğunu söylüyor:
“Ergenekon Genelkurmay’ın da hükümetin de bürokrasinin de üstünde bir örgüttür. Yasayla falan kurulmuş bir örgüt değildir. Bu 27 Mayıs darbesinden sonra CIA ve Pentagon tarafından kurdurulmuştur… Özellikle Amerika’da kontrgerilla eğitim görmüş olan, bu kurslardan geçmiş olan generallerin bir bölümü yeri geldiğinde bu kontrgerilla içinde yer alır.” (s.47)
Emekli Bnb. Erol Mütercimler, örgütün içinde kimlerin olduğunu şöyle ifade ediyor:
“Bunun içinde subaylar, emniyetçiler, profesörler, gazeteciler, işadamları ve sıradan insanlar var…”(s.47)
GLADİO’NUN GÖREVLERİ
Bağımsız bir ülkede CIA veya Pentagon’a bağlı bir örgütün varlığı kabul edilemez. Hele bu örgütün görevleri arasında şunlar varsa:
“Adam öldürme, bombalama, silahlı soygunculuk, işkence, kötürüm etme, adam kaçırma, olayları tahrik, rehin alma, kundakçılık, sabotaj, propaganda ve yalan haber yayma, zorbalık, santaj…” (s.27)
Kökü dışarıda bir örgüt, devletin ve milletin bağımsızlığını tehdit eder. Halkın seçtiği hükümetleri etkisiz hâle getirir. İktidarlar, hiçbir zaman muktedir olamazlar. Bu sebeple Avrupa Birliği ülkeleri, CIA’in kurduğu bu örgütü içlerinden söküp atmışlardır.
“Avrupa Birliği kurulduktan sonra başta İtalya, Fransa ve İspanya; Gladio’yu lağvetti ve bir dönemler örgüt içinde önemli görevler üstlenenlerden bir kısmı, geçmişe ışık tutacak açıklamalar yaptı. Tek istisna Türkiye. Gladio lağvedilmediği gibi, geçmişte bu yapılanma içinde yer alanlardan hiçbiri konuşmadı. Bu da bize Gladio’nun hâlâ canlı, güçlü, kurumsal desteğe sahip bir örgüt olduğunu gösteriyor. Bizim cumhurbaşkanları ve eski başbakanlar ne zaman konuşur bilinmez, ama asıl bu yapılanmanın ana gövdesini oluşturan askerî yapılanmayı tasfiye etmek için harekete geçmeli.” (S. 45)
EN MEŞHUR ERGENEKONCULAR
Ergenekon’un içinde kimler var mı, diyorsunuz. Kimler yok ki?… Kitaptan adı geçen birkaç ismi sıralayalım:
Tümg. Memduh Ünultürk, Org. Kemal Yamak, Org. Turgut Sunalp, Org. Sabri Yirmibeşincioğlu, Org. Çevik Bir, Org. Teoman Koman, Org. Fevzi Türkeri, Org. Özden Örnek, Org. Şener Eruygur, Org. Hurşit Tolon, Org. Tuncer Kılınç, Org. İbrahim Fırtına, Org. Aytaç Yalman, Org. Çetin Doğan, Org. Tamer Akbaş, Tuğg. Levent Ersöz, Tümg. Erdal Şenel, Tuğg. Suha Tanyeri, Tuğg. Veli Küçük, Tuğg. Hıfzı Çubukçu, Alb. Arif Doğan, Alb. Alpaslan Türkeş, Alb. Fikri Karadağ, Alb. Yusuf Akay, Yrb. Mustafa Dönmez, Bnb. Fikret Emek, Bnb. Levent Göktaş, Yzb. Serdar Öztürk, Yzb. Murat Eren, Yzb. Nuri Bozkır, Yzb. Muzaffer Tekin, Hasan Kundakçı…
Yargıdan Nusret Demiral, Vural Savaş,Ömer Faruk Eminağaoğlu, Osman Paksüt, Ali Suat Ertosun, Kadir Özbek…
Medya dünyasından Aydın Doğan, Ertuğrul Özkök, Fikret Bila, Mehmet Ali Yılmaz, Sedef Akbaş, Mustafa Özkan, Emin Çölaşan, Bekir Coşkun, Tuncay Özkan, Mustafa Balbay, İlhan Selçuk…
Siyaset dünyasından Doğu Perinçek, Mustafa Taşer, Mustafa Kalemli, Mesut Yılmaz, Mehmet Ağar, Deniz Baykal, Şahin Mengi, sendikacı Mustafa Özbek…
ERGENEKON’UN GÜNAH GALERİSİ
Türkiye’deki bütün faili meçhul, cinayet suçları örgütünü işi.
Örgüt 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat gibi dört darbeye imza atarak Anayasal suçlar işlemiş.
Darbeye zemin hazırlamak için işlediği cinayetler ise korkunç:
Bingöl’de 33 erin şehit edilmesi, Dağlıca ve Aktütün baskınları, Diyarbakır’da 7’si çocuk 11 kişinin öldürülmesi, Madımak Oteli’nin yakılması, Başbağlar’da 33 insanın öldürülmesi, Reşadiye’de 7 erin şehit edilmesi, Malatya Zirve Yayınevi cinayeti, Hrant Dink’in öldürülmesi…
Danıştay hâkimi Mustafa Yüce Özbilgin, Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, Org. Eşref Bitlik, Bnb. Cem Ersever, Bahtiyar Aydın, Alb. Öz, Necip Hablemitoğlu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Uçok, Uğur Mumcu, Musa Anter, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Tarık Ümit, Sacvı Doğan Öz cinayetleri, Turgut Özal’a suikast, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a suikast hazırlığı, Bülent Arınç’ın evi etrafında keşif…
İnsanın kanını donduran başka icraatları da var örgütün. Mesela Tuğg. Süha Tanyeri’nin ifadesiyle “terörün açıktan lanetlenip el altından desteklenmesi, DHKP-C’yi harekete geçirme, PKK’ya silah, malzeme, ilaç verme, Hizbullah militanlarını eğitme…
Abdulkadir Selvi, örgütün Vatansever Kuvvetler Güç Birliği kolunun uyuşturucu, eroin ve mazot kaçakçılığı yaptığını anlatıyor.
Mersin’deki bayrak mitinginde 4.000 askere sivil elbise giydirerek yürütüldüğünü, Diyarbakır’da benzeri bir teşebbüste bulunduğunu, ama mitingin başarısızlıkla sonuçlandığını, buna paralel olarak da Diyarbakır Jandarma Genel Komutanı Tuğg. Celal Çıtak’ın terfi beklerken istifa etmek zorunda kaldığını yazıyor Abdulkadir Selvi.
Kitapta başbakanın yatak odasına kadar dinlendiği, trilyonluk askerî ihalelerin örgütün istediği şirketlere dağıtılması, VKGB şubelerinin PKK yandaşlarına, hatta tarikatlara verildiğini anlatıyor.
İhanetler, cinayetler, ihaleler iç içe…
Kitapta Oramiral Özden Örnek ve gazeteci Mustafa Balbay’ın darbe günlükleri de yer alıyor.
DEMOKRATİKLEŞME PAKETİYLE BİRLİKTE YAPILMASI GEREKENLER
Bu kadar bilgi ve belge ile tespit edilen gerçeklerden sonra sivil toplum harekete geçmeli ve şunların yapılmasını sağlamalı:
1. Meclis, bir araştırma komisyonu kurarak Ergenekon davasında ele geçen belge, bilgi ve delilleri değerlendirmeli, Gladio’yu gerçeğini masaya yatırmalı. Derin devlet adına işlenen faili meçhul cinayetlerin tamamı tespit edilmeli ve bir kanunla “özel cinayetler” işleyen Özel Harp Dairesi ve Özel Kuvvetler lağvedilmeli.
2. Kozmik odada kimler varsa sorgulanmalı ve hepsi Silivri’ye sevk edilmeli.
4. Seferberlik Tetkik Kurullarını lağvedilmeli ve bütün personeli sorgulanmalı.
Türkiye barsaklarını ancak bu şekilde temizler.
Faili meçhul cinayetlerle, aydınlatılamayan suikastlerle, ara rejimlerle anılan ülke olmaktan çıkıp demokrasi çıtasını yukarıya taşımanın yolu bu.
Demokratik ülkeler kalkınıyor, darbeler ülkeleri geri bırakıyor. Kalkınmış bir ülke olmanın yolu demokrasiyi yerleştirmekten, darbecileri temizlemekten ve sivilleşmekten geçiyor.


turkiye sevadlısı on Haziran 12th, 2010
kaleminize saglık..guzel bir yazı..ustunlerin hukuku degil,hukukun ustunlugu icin bu pislikler temizlenmeli..suha tanyeri istanbul mehmetcik vakfı temsilcisiydi.hudsun enstutusunde yaptıgı konusma yuzunden,ordudan emekliye sevkedildia pkk li liderleri turkiyeye teslim etmeyin,ederseniz akpartinin oyu katlanır demisti..pkk nin bitmesini istemeyen birinin sehitlerle ilgili bir vakfa,temsilci olması bu ulkede sehitlerin hic bir zaman bitmeyecegini gosteriyor bize.zaten kurban bayramı arifesinde tokattaki saldırıyı ve akabinde mehmetcik vakfında yapılan 50 milyon dolarlık kurban vurgunu sanırım herseyi anlatıyordur aklı selim olanlara..ergenekona ve kendilerine finans yaratıyorlardı bu vakfın sayesinde..