TÜRKİYE’NİN MAARİF DAVASI VE EN SEVİLEN ÖĞRETMEN HZ. MUHAMMED’İN (SAV) EĞİTİM METOTLARI

0

TÜRKİYE’NİN MAARİF DAVASI’NDAN EN SEVİLEN ÖĞRETMEN HZ.MUHAMMED (SAV)

VE EĞİTİM METOTLARI’NA

Muallimlikten öğretmenliğe, talebelikten öğrenciliğe geçerken elbette değişen yalnız kelimelerimiz olmadı. “İnsan kelimelerle düşünür.” diyor Amerikan dil bilimci Avram Noam Chomsky. Kelimelerin ardındaki efsunu akıl ve kalp bizatihi bilmekteyken insanoğlu anlamamakta neden çokça ısrarcı?

Nurettin Topçu’nunTürkiye’nin Maarif Davası”na bakarsanız içinde bulunduğumuz çağın, ‘öğretmen’ telakkisinden ayrı bir ‘muallim’ tanımı görürüsünüz. Yine aynı nispette her muallimin aynı zamanda bir öğretmen olduğunu fakat her öğretmenin muallim kabul edilemeyeceğini de anlamış olursunuz.

Nasıl mı?

Merhum Nurettin Topçu, insanlığın içinde bunaldığı büyük ruhî buhrandan Türk çocuğunu kurtaracak idealcinin muallim olduğunu bilmektedir. Ona göre muallim, gençlere bilmediklerini öğreten bir nakil değildir. Zira bu kitabın işidir. Bilmediklerimizin artık kütüphanelerden ziyade klavyelerimizdeki bir ‘tık’ kadar uzaklıkta olduğunu bilmekteyiz. Dolaysıyla muallim kültürlü adamdır ve kafaları işletmesini bilir.

Muallim tüccar da değildir. Maaşının azlığı ve çokluğu hesabı içinde mesleğine kıymet veren insan bu mukaddes vazifeyi yapıyor sayılamaz. Nurettin Topçu’ya göre, muallimliği maaş derecesine göre tasnif etmek bulunduğu mektebin derecesine göre ona kıymet vermek budalalıktır. Bu, para değil; ruh işidir.

Muallim sadece memur da değildir. On beş yıllık bütün çocukluk ve gençlik devresinde ruhların teşkilini emanet alan muallime, mekanik bir memurluk kavramını addedemeyiz.

Muallim; “bilen, öğreten, irşad eden, yol gösteren, terbiye eden hulasa veli, mürebbi ve emin vasıflara sahip”tir.

Ruh mimarı olan muallimlere “öğretmen” demez Nurettin Topçu.

Biz muallimlikten öğretmenliğe geçişte en çok “irşad eden” özeliğimizi kaybettik. Zira öğretmen olarak bizler, sınavlarda dereceye giren öğrenciler yetiştirirken “irşad etme”ye vakit bulmadık ne yazık ki.

Günümüz eğitim terminolojisini incelediğimizde PISA’lar, Finlandiyalar, John Deweyler, daimicilikten yapılandırmacılığa giden yollar, farklılaştırılmış öğretimler, proje tabanlı eğitimler, her çocuk farklıdırlar, öğretmen yetenek kâşifidirler, en iyi öğretmen şu eğitim metotlarını uygulayandırlar, dünyadaki eğitim modelinin kaynağı Prusyadırlar,  teknoloji çağında Prusya modeline karşı çıkarak internet tabanlı dünya okulculuğunu savunanlar… ve daha bir sürü ‘şey’ karşımıza çıkar. Ayrıca bize ‘en iyi ve en sevilen öğretmenler’ başlığı altında derecelendirilmiş yüzlerce isim sunulur. Bu isimlerin her birinin eğitim adına fikir ve teorileri bir ekol oluştururken bizler kökü bize ait olmayan bu ekollerin ağaçlarından ruhumuza şifa olmasını umduğumuz meyvelerin hasatçılığını yapmaya kalkışırız.

Aklımızda “Yeryüzünde en iyi ve en sevilen öğretmen kimdir?” sorusu cereyan eder.

Bunca literatür içinde bir hummalı gibi asıl kaynağı arayan bizler bir mümessil, bir öncü hatta bir prototip ararız. Bu soruna mukabil birçok eğitimci tarafından konferanslar, söyleşiler düzenlenir. Terminoloji irdelenir, teoriler akılları büyüler fakat bu teorileri sahaya indirmenin güçlüğü nihayetinde hepimize “hep aynı şeyler!” dedirttirir.

“Hep aynı şeyler!”

Yeryüzünde en iyi ve en sevilen öğretmen kimdir? Şayet böyle bir öğretmen varsa hangi eğitim metotlarını kullanmıştır?” nevinden soruları cevaplamaya muktedir bir kaynak arayan, eğitim davasındaki herkese yakın zamanda tevafuken rastladığım bir kitap ve onun kıymetli yazarından bahsetme lüzumu görmekteyim.  Zira hep aklımı tiftikleyen, fikir meydanımda siluetler çizen kavramların başka bir nazar tarafından kitap haline getirilmiş olması ve benim yakın zamanda bu kitaba rast gelmem elbette bende tatlı bir heyecan yarattı.

Kitap, eğitimci–yazar Ali Erkan Kavaklı’ya ait.

Adı, yazımızın da başlığında görüldüğü üzere “En Sevilen Öğretmen Hz. Muhammed(sav) ve Eğitim Metotları”.

On üçüncü baskısına ulaşan kitabın kapağı adı mikyasında zarif. Dört kısımdan mürekkep olan kitapta Peygamber Efendimize(sav) bir eğitimci nazarıyla bakılmış, eğitim metotları kıssalarla örneklendirilmiş, yeni eğitim metotları ve yeni eğitim araştırmaları ile Peygamber Efendimizin eğitim metotları arasındaki benzerlikler ve hatta birebirlikler okuyucuya sunulmuş. Paragraf aralarına konu ile alakalı yazarın kendi öğretmenlik anılarından anekdotlar serpilmiş. Ayrıca Peygamber Efendimizin (sav)eğitim ve öğretmenlik ile alakalı birçok hadisine yer verilmiş.

Kitap ile ilgili olarak yazarın kendisi ile hasbıhal etme imkânı buldum.

“Neden böyle bir kitap yazma ihtiyacı hissettiniz?” diye sordum.

Gayet dikkate şayan bir cevapla karşılaştım.

Eğitimci-yazar Ali Erkan Kavaklı günlerden bir gün öğretmenlere “Evde ve Okulda Başarının Sırları” adlı bir konferans vermekteymiş. Konferans arasında hoca lavobaya gitmek istemiş. Konferansı dinleyen birkaç öğretmen ise hocanın anlattıklarının uygulanamayacağına dair kendilerince lavobada tartışmaktaymış.

Hocanın lavobaya geldiğini ve söylediklerini duyduğunu fark eden bu öğretmenler çok şaşırmış ve mahcup olmuşlar.

“Buradan gidelim ya. Adama ayıp oldu.” demiş birisi ve gitmişler.

Anlattıklarının suya yazılmış bir yazı gibi algılandığını fark eden yazar, şöyle düşünmüş:

“Tüm bu anlattıklarını yaşayan bir öğretmenden örnekler vererek konferanslarımı bitirmeliyim.”

Kimi anlatacağına dair kendi içinde bir muhakeme yaşayan yazarın aklından o esnada onlarca eğitimcinin adı geçmiş. Emanuel Kant, Emile Zola, Montessori aklından geçen isimlerden sadece birkaçıymış.

“Birbirinden başarılı bu eğitimcilerin anlatılması da elbette iyi olur fakat bizim kültür coğrafyamıza ait eğitimcileri anlatmak daha isabetli olur, diye düşündüm. Aklıma Mevlana, Yunus, Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli, Gazali düştü. Birbirinden etkili isimler. Sonra bunların ışık aldığı kaynağı düşündüm.  Asıl onu anlatmalıydım. Peygamber Efendimizi (sav)anlatmaya karar verdim.”

Hazırlık çalışmaları yapan yazar, araştırmalar ve okumalar neticesinde kitabın adını da belirlemiş. Bütün öğrencilerinin en çok sevdiği, her öğrencisini kemale erdiren eğitimcinin metotlarını anlattığı kitaba “En Sevilen Öğretmen Hz. Muhammed (sav) ve Eğitim Metotları” adını koymuş.

Ali Erkan Kavaklı’nın tabiriyle “sevdirerek kemale erdirmek” yahut Nurettin Topçu ifadesiyle “ruhların mürşidi, hayatın nâzımı, istikbalin kefili” olmak en sevilen öğretmen olmanın nirengi noktalarıdır. Bu noktaları kültürümüze ait olmayan yerlerde aramanın beyhudeliğine bir tenkit mahiyetindeki  “En Sevilen Öğretmen Hz. Muhammed (sav) ve Eğitim Metotları” adlı eseri, öğretmenlikten muallimlik evresine yükselmeyi gaye edinen tüm eğitimcilerin, anne-babaların ve dahi öğrencilerin tefekkürüne sunuyor, kelamın hasılına kitaptan bir alıntı ile varıyoruz:

“Eğitim gönüllere taht kurma mesleğidir.”

                                                                                                                               Rukiye BAŞKIRAN

 

 

 

PAYLAŞ

YORUM YAP