TÜRKÇE’Yİ SEVENLER DESTAN YAZIYOR
|
|
Çok değil, birkaç sene önceydi. Şimdi Silivri sanığı olan Prof. unvanlı Kemal Gürüz, yüreğimize ateş gibi düşün bir herze savuruvermişti:
“Türkçe bilim dili değildir.”
Gürüz, o zamanlar YÖK başkanı idi. Yasakçılar kıralıydı. Başını örten Anadolu kızlarının üniversitelerden kovulmasına öncülük ediyordu. Örtüye tolerans gösteren rektörleri Ankara’dan savurduğu tehditlerle yerinden ediyordu. Gün doğmadan neler doğar? Atalarımız ne güzel söylemiş?
“Ne oldum deme, ne olacağım de!”
28 Şubat sürecinin yasakçı kıralı Kemal Gürüz şimdi Ergenekon sanığı.
Türçe ise destanlar yazıyor.
115 ülkede dünya çocukları Türkçe öğreniyor.
Sevgi dili Türkçe adına olimpiyatlar düzenleniyor.
Tanzanya‘dan Linda Lwanga, Endonezya‘dan Mirfad Bahrullen Mansyor, Mozambik‘ten Bangino Jose, Kenya‘dan Paul Mbela, Azerbaycan‘dan Vüsale Eminli, Kırgızistan’dan Aymancok Cancigitkızı…
115 ülkeden 700 çocuk sesiyle, yüreğiyle, göz yaşıyla söyledikleri şarkılar, türküler, ilahiler ve okudukları şiirlerle dünyanın gönlünü fethediyor.
Kemal Gürüz, kendisi için hazırlanan iddianameyi okumaya ve savunma yapmaya hazırlanıyor.
Bu ne İlâhî tecellidir ya Rabbim!
Türkçe sevgi dili olarak 115 ülkeden dünyayı selamlıyor.
Dil, sadece konuşma aracı değildir; kültür taşır, inanç taşır, hayat taşır, idealleri taşır.
1990 yılında Almanca öğrenirken sınıfmızda çıkan bir kavgayı hiç unutmuyorum.
Öğretmenimiz Anna Meier, gazeteden kestiği bir yazı okuttu. Sonra da yazıda geçen “Kirche, Altor, Predig, Seelig” gibi tamamen kilise ve ibadet kavramlarını yerinde öğretmek için bizi kiliseye götürdü. “Kilise, kürsü, vaaz, kutsallık” kelimelerini kilisede anlattı.
Bir sonraki derste de “Camiye gidelim ve camiyle ilgili kavramları öğrenelim.” deyince İranlı Nadide itiraz etti ve camiye gitmeyeceğini söyledi. Nadide ülkesinden kaçıp Almanya’ya sığınmıştı, İran’dan ve İslam’dan nefret ediyordu.
Nadide ile camiye gidemedik, ama Almanca öğretmenimle camiye gittim. Hatta bir başka kurstan tanıdığım Almanca öğretmenim Dieter Herzog ile bir bayram sabahı sabah namazını ve bayram namazını kıldım. Dieter; camiye, cemaate, Müslümanlara hayran oldu.
Dil aynı zamanda dinin, irfanın ve kültürün taşıyıcısıdır.
Türkçe de sadece bir anlaşma sistemi değildir.
Türkçe’yi öğrenen dünya çocukları şarkı, türkü ve ilâhiler okuyor ve coşkuyla haykırıyorlar:
“Sevdim seni mabuduma canan diye sevdim;
Bir ben değil, âlem sana hayran diye sevdim…”
“Eyvallah şahim eyvallah!
Hak lâilahe illellah!..”
“Gözlerini gözlerime değdir,
Ellerini ellerime efendim;
Ben seni görmeden sevdim…“
Kırgızistanlı Çeho Rıdvanov haykırıyor:
“Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten bir şey renk, eda, iklim,
O benim zaman mekân aşıp gelmiş sevgilim…
Şahadet parmağıdır, göğe doğru minare;
Her nakışta o mana, öleceğiz ne çare…“
Moşe Dayan Enstitüsü üyesi Kemal Gürüz de bunları biliyordu. Onun için Türkçe’yi kıskanıyordu, kıskançlıkla kıvranıyordu. Şimdi de hasetle sancılanıyordur mutlaka.
Güneş balçıkla sıvanmaz.
Gayretli, azimli, fedakâr, peygamber sevdalısı, Allah rızası kazanmaya yüreklerini adamış öğretmenlerimiz, iş adamlarımız ve onlarını yüreklendiren “hocalarımız” olduğu sürece Türkçe destanlar yazmaya devam edecektir.
Türkçe sevdalıları tarih yazacaktır.
Türkçe çoktan dünya dili oldu. Türkçe çoktan ilim dili oldu.
Yunus Emre’in, Mevlânâ’nın, Hoca Ahmet Yesevî’nin, Kâtip Çelebî’nin, Fuzulî’nin, Kâtip Çelebî’nin, Namık Kemal’in, Yahya Kemal’in, Bediüzzaman’ın, Necip Fazıl’ın, Mehmet Akif’in dili nasıl dünya dili olmaz?
Türkçe sevda dili, sevgi dili ve dünya dili.
Karşılıksız vermeyi, karşılık beklemeden almayı, karşılıksız ölmeyi, yaptıklarının karşılığını ahirette bekleyenlerin dili.
Türkçe’nin destan yazmasında ve tarih inşa etmesinde emeği geçen herkesten Allah razı olsun; Allah emeklerini zayi etmesin, gönülleri şad olsun, yazdıkları hep destan olsun.
Not: Cuma günü Kütahya Hisarcık’ta”Başarıya Götüren Yol”, cumartesi günü Emet’te “En Sevilen Öğretmen Hz. Muhammed(sav)’in eğitim anlayışını anlatacağım. Dostlar davetlidir.
Geçen hafta Antalya’da Kutup Yıldızı Derneği‘nin davetlisi olarak Kepez Belediyesi konferans salonunda “Sınav Stresini Yenme ve Başarı Metotları”nı anlattım. Kültürümüze ve eğitime hizmet eden dostlarım dernek başkanı Engin Okudan ve dernek üyelerine, eğitimci dostlarım Eğitim Bir-Sen başkanı Süleyman Gökcen ve Hasan Tevke’ye binlerce teşekkür ediyorum.
Bu yazı 3 kez okundu

Son Yorumlar