Suffe Okulu ve Yoksul Öğrencileri                

0

Gönüller Sultanı (sav) Kur’an ve İslam’ı öğretmek için bir okula ihtiyaç olduğunu düşündü. İlk emri oku olan bir dinin kitabını insanlara öğretmeli, onlar da diğer insanlara anlatmalıydı. Bu maksatla Mescid-i Nebevî’nin yanı başına bir gölgelik sundurma yaptırdı. Camiye bitişik bu mekâna Suffa Okulu adı verildi. İlim öğrenmek isteyen, bekâr sahabeler gündüz burada ders görecek ve geceleyin yatıp kalkacaklardı.

İslam tarihindeki ilk okul Suffa Mektebi idi. Öğrenci sayısı 70 ile 140 civarında öğrenci değişecekti, 400’den fazla öğrenci mezun oldu.

Gönüller Sultanı (sav) Medine hayatı boyunca burada ders verdi ve ileride kıtalara yayılacak İslam’ı sahabelerine anlattı. İleride onların her biri bir memlekete öğretmen olacaktı.

Gönüller Sultanı (sav) kendisi öğretmendi ve öğretmenler yetiştirdi.

“Ben sadece öğretmen olarak gönderildim.” buyurdu.

Suffe Okulu meşhur öğrenciler yetiştirdi. Ebu Hüreyre, İbn-i Mesut, Abdullah İbn-i Abbas, Abdullah bin Ömer, Abdulllah b. Zübeyr, Abdullah b. As, Ebu Said el-Hudrî, Cabir b. Abdullah gibi âlimler, fâkihler, hadis bilginleri ve öğretmenler burada yetiştiler.

Suffa Okulu öğrencileri, herhangi bir işte çalışmıyorlardı. Okul yatılıydı, öğrencilerin masraflarını, bütün çağların en sevilen öğretmeni Hz. Muhammed (sav) temin etti.  

Suffede kalanlar çoğu fakir ve yoksul insanlardı. Ebu Hüreyre onlardan biriydi. Arkadaşlarının yoksulluğunu şöyle anlatmıştı:

“Allah Rasulü’nün (sav) arkasında namaz kılan Suffe ashabından otuz adam gördüm, üzerlerinde ridaları (vücudun üst kısmına giyilen elbise) yoktu.”

Müslümanların yoksulluk günleriydi. Gönüller Sultanı (sav) ashabım diyerek Suffe Okulu öğrencilerine gözü gibi bakıyordu ama yine de yoksulluğunu boğazını sıktığı sahabeler çoktu. Ebu Hüreyre bir defasında Peygamberimizin (sav) eşleri Hz. Aişe ile Hz. Ümmü Seleme’nin evleri arasındaki bir yerde açlıktan bayılıvermişti.

Yine Suffe Okulu öğrencileri açlıkla imtihan oluyorlardı. Zor bir geceydi ve çoğu aç uyumuşlardı. Geceleyin Gönüller Sultanı (sav) odasından çıktı, Ebu Hüreyre ile karşılaştı.   

“Bana ashabımı çağır!

Sonra odasına çekildi.

Suffe Okulu öğrencilerini kastediyordu. Ebu Hüreyre hemen harekete geçti. Arkadaşlarını tek tek uyandırdı. Birlikte Gönüller Sultanı’nın (sav) kapısına geldiler. İçeri girmek için izin istediler.

İzin verilince içeriye girdiler.

Gönüller Sultanı (sav) misafirlerini tebessümle karşıladı. Aç olduklarını biliyordu. Sofra serdi ve sofraya arpadan yapılmış yiyecek koydu. Gönüller Sultanı (sav) kendisi de yoksuldu. İktisat bereketi ile yaşıyordu.

Elini tabağın üzerine koydu ve şöyle dedi:

“Bismillah diyerek yiyiniz.”

Suffe öğrencileri açtılar. Bismillah diyerek yemeğe uzandılar. Doyuncaya kadar yediler. Onlar uzanıp eksilttikçe tabaktaki yemek bereketlendi ve asla azalmadı. Suffeliler hem yiyor hem de bereket mucizesi karşısında birbirlerine bakıp gülümsüyorlardı.

Doyan sofradan çekildi. Tabaktaki yemek eksilmemişti, sadece yemek üzerinde parmak izleri vardı.

Gönüller Sultanı (sav) arkadaşlarına baktı ve ailesinin de fakirlik çektiğini ifade eden şu sözleri söyledi:

“Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki dünden beri Muhammed’in ailesinde gördüğünüzden başka yiyecek olmadı.” (Tabakât, 1/243)

Ebu Hüreyre hayretler içinde şükretti. Gönüller Sultanı’nın (sav) mucizelerinden birine daha şahit olmuştu. Mucize bereketiyle doyduğu için hamdediyordu. Arkadaşları memnundu hem mucize görmekle imanlarını güçlendirmişler hem de güzelce karınlarını doyurmuşlardı, şükrederek mekânlarını döndüler.

Gönüller Sultanı (sav), memnundu ve bahtiyardı. Bu gün de Suffe Okulu öğrencilerini doyurmuş ve dualarını almıştı. Mucize bereketi, sofrasına konuk olmuş, misafirler mucize ışığıyla gözlerini ve gönüllerini nurlandırmışlardı. Suffalı arkadaşlarını çok önemsiyordu. Yarın, İslam nuru ülkeleri fethedecek ve fethin kapısını açtığı ülkelerde gönül kapılarını aralayacak ve onlara İslam nurunu hakkıyla anlatacak öğretmenlere ihtiyaç olacaktı. Güllerin Efendisi (sav) şimdiden gönül fatihleri yetiştiriyordu.

Oturduğu deri minderin üzerinden çabucak doğruldu. Toprak odacığının kapı tarafına baktı. Hasır zemin örtüsünün bittiği yerde, bakır leğen ve deri ibrik kendisini bekliyorlardı. Kollarını sıvamaya başladı. Teheccüd namazı için abdest almalıydı. Kutsal kitap şöyle diyordu:

“Boş kaldığın zaman yine kalk, yorul ve sadece Rabine yönel!” (İnşirah, 7-8)

Suffe Okulu kurucu müdürü ve öğretmeni Hz. Muhammed (sav) öğrencileri ile ilgileniyor, onlara ilim ve ahlak öğretmenin yanı sıra geçimlerini de temin ediyordu.

Eğitim, insanın yeteneklerini geliştirir ve onu kâmil hâle getirir, İslam bir öğretmen, bir kitap ile başladı ve bugün milyarlarca mensubu var. Eğitimin yerini hiçbir şey tutmaz.

Daha geniş bilgi için: En Sevilen Öğretmen Hz. Muhammed (sav) ve Eğitim Metotarı kitabımıza bakınız.

 

PAYLAŞ

YORUM YAP