“O an, ne andı ama…
Başarıya Götüren Yol adlı konferansınızı dinledim, hayatım değişti.
O günkü mutluluğumu, heyecanımı, sevincimi ve şaşkınlığımı anlatamam.
Sanatçıların neden alkış delisi olduğunu o an anladım.
Müthiş bir şeydi…
Duygulandım!
Afalladım!
Sevindim.
Hatta sevincimden uçar gibi oldum.
Yerimden fırlayıp var gücümle haykırmak ve sevincimi, çok zor kazanılmış bir zafer gibi ilân etmek istedim. Asıl zaferi ruhumda kazanmıştım. Bu benim için müthiş bir şeydi. Yüreğimi ateşlemiştiniz.
Surlara bayrağı ilk diken kahraman yeniçeri sanki bendim!
Adım Ulubatlı Hasan’dı!
Cihan sultanı Fatih Sultan Mehmet Han’ın yiğidiydim.
Zafer tacı başımın süsüydü!
Zafer benim, diye haykırmak istedim.
İçimde bundan öte sevinç çığlıkları vardı. Bu çığlıkları, yüreğimin kulağıyla duyuyordum. Gönlümde zafer şelâleleri çağıldıyordu.
Mehter başı “Gülbank” çekti.
Kös sesleri, surları yıkarcasına beynimde yankılandı.
Zafer sarhoşu olmuştum.
Hâlbuki birkaç saat öncesine kadar kendimi okulun serserisi olarak görüyordum.
Nasıl da bu kadar yanılmıştım?
Hem ne diye bu ana kadar suları tersine akıtmaya çalışmıştım ki?..
Bana zarar verecek hiçbir şey söylemiyordunuz.
Hatta içten içe sizinle kavgalı olduğumdan bile haberiniz yoktu.
Aksine söylediğiniz her şey bizim içindi.
O alkıştan itibaren her şey birden bire değişti.
Anlattıklarınıza alıcı gözüyle bakmaya başladım.
Gözlüğü değiştirmiştim. Siyah camlı gözlüğü atmış, beyaz camlı ve yepyeni bir gözlük takmıştım. Söylediğiniz altın sözler hâlâ kulağımda çınlıyor.
Şöyle demiştiniz:
‘Siz de yapabilirsiniz. Hiçkimseden bir eksiğiniz yok.
Herkesin hayata atılırken sahip olduğu donanıma siz de sahipsiniz.
Allah size bir beyin, bir yürek, iki el, iki ayak vermiş, başkalarına da…
Beyinde tembel, zeki veya zekâsız hücre yok.
Her hücre aynı yeteneğe sahip, beynin öğrenme gücü sınırsız.
Her şey sizin verdiğiniz karara bağlı.
Başarı veya başarısızlık; iyi veya kötü insan olma…
Temiz kalpli veya taş kalpli biri olarak hayatı sürdürme…
Hepsi sizin vereceğiniz kararlara bağlı.
İyi bir insan olma kararı alın.
Başarıyı ve mutlu olmayı seçin, başarısızlığı değil.
Çalışmak en büyük keramettir, der Hacı Bektaş Veli.
Çalışmak, eğlenmekten daha az can sıkar.
Kur’an, insan için sadece çalıştığının karşılığı vardır, buyurur.
Başarıyı Allah çalışana verir.
Hans’a veren Allah, Hasan’a da verir, sana da.’
Geleceğe yürüme kararı aldım.
Bir konferans dinledim, hayatım değişti.”
İnsan ruhunda iyilik ve başarı meşalesini ateşleyen ROMAN.
Yüreğini başarma ideali ile tutuşturmuş, değerli şair Fazıl’a yürekten teşekkürler…
Sosyal Ağlarda Paylaş