ŞAFAATA NAİL OLMA ÜMİDİYLE YAZILAN KİTAP

0

ŞAFAATA NAİL OLMA ÜMİDİYLE YAZILDI

               GÖNÜLLER SULTANI HZ. MUHAMMED’İN (SAV) HAYATI

Asr-ı Saadet’in özelliği herkesin Allah Resulü’nü (sav) canından çok sevmesi. Gönüller Sultanı Hz. Muhammed (sav) herkesin gönlüne girmiş, insanların akıllarının öğretmeni, nefislerinin terbiyecisi, kalplerinin sevgilisi olmuş. Gazetemiz yazarı Eğitimci Yazar Ali Erkan Kavaklı, Gönüller Sultanı’nın (sav) hayatını billur bir Türkçe ile yeniden yazdı. Çağlara nur saçan ışığı yeniden anlattı. Kavaklı ile 50. kitabı üzerine sohbet ettik.

                Adem Eyopoğlu: Hocam, iki yıldır yoğun bir tempoda çalışarak Gönüller Sultanı Hz. Muhammed’in (sav) Hayatı’nı yazdınız. Böyle bir çalışmaya neden ihtiyaç duydunuz?

Kavaklı: Çok şükür bütün okullara siyer dersi kondu. Sınıf seviyesine göre kitaplar hazırlandı, okutuluyor. Kimi siyer kitapları savaşları öne çıkarıyor, hâlbuki Allah Resulü (sav) en sevilen öğretmendi, herkes onu canından çok seviyordu. O her şeyden önce gönüller Fatih’idir. Onun tevhid davasını, şefkat ve merhametini, İslam’ı insanlara anlatmak ve sevdirmek için gösterdiği gayreti ve her şeyden çok de gönülleri fethedişini anlatmak istedim. 35 yıl öğretmenlik yapmış, 50 kitap yazmış biri olarak onu hep örnek aldım ve onun insanlığı kurtarmak için gösterdiği gayreti anlatmak istedim. Özellikle öğrencilerin su gibi berrak bir Türkçeyle, sade ve anlaşılır bir dille, roman okur gibi kolayca Hz. Peygamberin (sav) hayatını bir solukta okumasını istedim. Ayrıca öğretmen arkadaşlar için iyi bir kaynak kitap olacağı ümidindeyim.

                Adem Eyopoğlu : Sade ve yalın üslûp dikkatimi çekti. Herkesin anlayabileceği bir dil kullanmışsınız. Anlaşılması güç kavram ve ıstılahlar yok. Başka ne gibi hassasiyetleriniz oldu?

                Kavaklı: Kalplerin sevgilisi olmuş Allah Resulü’nü (sav) tanıtmak ve sevdirmek istedim. İnsan tanımadığını sevemez. Bu eser, benim 50. kitabım. Yarı yolu çoktan geçtim. Kabre doğru hızla koşuyorum. Kıyamet günü Kevser Havzı başına eli boş gitmeyeyim ve şefaat istemeye yüzüm olsun diye Gönüller Sultanı’nın (sav) hayatını kaleme aldım. Kitabın sürükleyici olmasına gayret ettim, okuyucularım roman okur gibi bir heyecanla okuyabilmeli. Anlaşılmaz ıstılahlar olmamalı, asr-ı saadete doğru doyumsuz bir yolculuğa çıkmalı ve Gönüller Sultanı (sav) ile tanışır, görüşür ve sohbet eder gibi bu kitabı okumalı.

                Adem Eyopoğlu : Kitabın adı neden Gönüller Sultanı(sav)?

                Kavaklı: Kaynakları tararken en çok ve en sık karşılaştığım ifade şu oldu: “Anam, babam, canım sana feda olsun ya Resulellah!” Herkes onu canından çok seviyordu. Hz. Yasir ve Hz. Sümeyye onun getirdiği hakikat uğrunda her türlü eziyetlere katlanarak canlarını feda etmekten çekinmediler. Hz. Musab zengin bir aile çocuğu idi, genç yaşta iman etti, annesinin baskıları üzerine evi terk etti ve Resulüllah’a iltica etti, sonra da Habeşistan’a hicret etti. Akabe biatları sonrasında Medineliler kendilerine İslam’ı anlatacak bir öğretmen isteyince Allah Resulü (sav) onu Medine’ye gönderdi. Hac mevsimi Mekke’ye gelince önce Gönüller Sultanı’nı (sav) ziyaret etti, sonra annesi Hünas’ı. Annesi önce kendisine gelmediği için sitem edince “Önce Resulüllah!” dedi. Onu herkesten çok seviyordu.

                Adem Eyopoğlu : Azat ettiği kölesi Zeyd bin Harise de öyle…

                Kavaklı: Hz. Zeyd’in Resulüllah sevgisi, baba ve amcasını hayal kırıklığına uğrattı. Küçük yaşta kaçırılmış, köle olarak satılmış biriydi Hz. Zeyd. Yeğeni Hakîm b. Hizan, köleyi Hz. Hatice annemize sattı. Hz. Hatice, Gönüller Sultanı (sav) ile evlenince Zeyd’i eşine hediye etti. Babası, oğlunun Mekke’de olduğunu haber alınca kardeşini de alarak Mekke’ye gelip Gönüller Sultanı’nı (sav) buldu ve ondan oğlunu bedelini ödeyerek almak istediğini söyledi. Allah Resulü (sav), babaya, Zeyd seni tanır mı diye sordu. Tanır cevabını alınca şu teklifi yaptı:

-Eğer sizi tercih ederse fidye almaksızın sizindir, alın götürün. Yok, eğer beni tercih ederse, vallahi ben, beni tercih edene, kimseyi tercih etmem!

Harise ve Ka’b, çok memnun kaldılar.

-Bize çok insaflı ve adaletli davrandın, dediler.

Zeyd çağrıldı. Babası ve amcasının yanına gelince Gönüller Sultanı (sav) ona sordu:

-Şunları tanıyor musun?

-Evet, tanıyorum.

-Kim onlar?

-Bu babam, şu da amcam.

-Benim kim olduğumu biliyorsun, sana olan şefkat ve sevgimi de gördün. O hâlde ya beni tercih et, yanımda kal ya onları tercih et, git.

Zeyd serbest bırakılmıştı. İstediği tercihi yapmakta serbestti. Hiç düşünmeden kararını verdi:

-Ben, sana hiç kimseyi tercih etmem. Sen, benim için anne ve baba yerindesin.

Bu cevap karşısında baba şaşırdı, sarsıldı ve öfkelendi:

-Yazıklar olsun sana! Demek ki köleliği hürriyete; anne, baba, amca ve ev halkına tercih ediyorsun.

Zeyd, babası ile aynı fikirde değildi.

-Babacığım, ben bu insandan öyle şeyler gördüm ki onu kimseye tercih edemem.

Gönüller Sultanı (sav), Zeyd’i evlat edindi, Kâbe’de Kureyşlilerin huzurunda onu azad ettiğini ve varisi olduğunu ilan etti. Bu durum, baba Harise b. Şerâhil’in çok hoşuna gitti.

                Adem Eyopoğlu : İnsanlık tarihinde tak vaka olduğunu tahmin ederim. Hayber’in fethi sırasında karşılaştığı çobana davranışı beni çok etkiledi.

                Kavaklı: Çoban Esved bahtiyar biri. Hayber kuşatması sırasında Allah Resulü’ne (sav) geldi, kendisine İslam’ı anlatmasını istedi. Gönüller Sultanı(sav) için bir kişinin iman etmesi, bir kalenin fethedilmesinden çok daha önemli idi. Savaşa ara verip Esved’e İslamiyeti anlattı. Bahtiyar Esved Müslüman oldu, savaşa katıldı ve birkaç saat içinde şehitlik rütbesine ulaştı.

                Adem Eyopoğlu : İslam’ı kabul edenlerin peygamber aşkı ve yaptıkları fedakârlıklardan söz eder misiniz?

                Kavaklı: Peygamberimizi (sav) dinleyen sahabenin fedakârlığı gözleri yaşartacak nitelikte ve fevkalade. İlk Müslümanlar Kureyş müşriklerinin yaptığı işkencelere rağmen inançlarından taviz vermiyorlar, İslam’ı daha iyi yaşayabilmek için Habeşistan’a hicret ediyorlar. Akabe’de Müslüman olan Medineliler canları pahasına Peygamberimizi (sav) koruma sözü veriyorlar; Bedir, Uhut, Hendek, Mu’te ve Huneyn’de sözlerinde duruyorlar; İslam’ı dünyaya yaymak için hiçbir fedakârlıktan kaçınmıyorlar. Mute’de üç bin kişilik sahabe ordusu, 100 bin kişilik Bizans ordusunu yeniyor. İmparator Heraklius, komutanlarına niçin yenildiklerini sorduğu zaman şu cevabı alıyor:

                “Bizim yaşamak için koştuğumuz gibi ölüme koşuyorlar, ölmekten korkmuyorlar.”

Adem Eyopoğlu : Edebiyatçı ve eğitimci kimliğinizle Allah Resulü’nü (sav) anlatmışsınız.

                Kavaklı: Gönüller Sultanı’nın (sav) eğitimciliği fevkaladedir. Ben sadece öğretmen olarak gönderildim, buyurur. 23 sene öğretmenlik yapmış, toplumdaki kötülükleri yok edip iyilikleri diriltmiş, çirkin ahlakın yerine güzel ahlakı yerleştirmiş, yanlış inançların köküne kiprit suyu döküp hak ve hakikate inanılmasını sağlamıştır. Üstat Bediüzzaman’ın ifadesiyle sigara gibi küçük bir âdeti, küçük bir toplumdan, büyük bir hâkim, büyük ve daimi bir gayretle ancak kaldırabilir. Gönüller Sultanı (sav) puta tapmak gibi yanlış inançları ve kötü ahlakı, büyük toplumlardan, küçük bir kuvvet, az bir gayret ve kısa bir zamanda kaldırdı, yerlerine tevhit inancını ve güzel ahlakını, insanların dem ve damarlarına karışmış gibi yerleştirdi. Gönüller Sultanı (sav) bu yönüyle harika ve benzersiz bir eğitimcidir.

                Adem Eyopoğlu : Kitap okuyucusu ve okutucu olarak da Peygamberimizi (sav) ele almışsınız.

                Kavaklı: Allah Resulü’nün (sav) en büyük mucizesi Kur’an. Kur’an okumak kitabı demek. 40 yaşından önce Gönüller Sultanı (sav) okuma yazma bilmezdi. Nur Dağı’ndaki Hira Mağarası’nda vahiy gelmeye başladıktan sonra okumaya başladı. Kur’an âyetleri, bütün şairleri ve edebiyatçıları hayran bırakacak ve susturacak güzellikte idi. Gönüller Sultanı(sav) bir ömür o âyetleri okudu ve okuttu. Kur’an nurları ile akılların öğretmeni, nefislerin terbiyecisi ve kalplerin sevgilisi oldu. İslam dini kitap dinidir ve okumaya dayanır.

Adem Eyopoğlu : Gönüller Sultanı Hz. Muhammed’in (sav) Hayatı âdeta bir roman gibi sürüklüyor. Edebiyat tadı var.

                Kavaklı: Bu kitaptan önce 21 roman yayınladım. Sıradan adamların hayatını roman örgüsü içinde anlattım, güzel kitaplar meydana geldi. Bu defa binden fazla mucize gösteren ve toplumu a’dan z’ye hem de kötüden iyiye değiştiren bir sultanı anlattım. Roman tadında, akıcı ve sade bir dille. Roman ve hikâyelerimde kazandığım sanatı, burada sergilemeye çalıştım. Okuyucularım, bu kitabı ve kahramanı olan Güllerin Efendisi’ni (sav) çok sevecekler inşallah.

PAYLAŞ

YORUM YAP