Peygamberimizin (sav) En Büyük Mucizesi ve Müjde Kitabı Kur’an

0

          Şair ve Kabile Reisi Tufeyl Kur’an’ı Dinleyince

Gönüller Sultanı (sav) Mirac dönüşü daha coşkulu ve heyecanlı bir şekilde İslam’ı anlatmaya başladı. Kureyş ise Müslümanlara karşı daha sert ve daha acımasız davranmaya başladı; Allah Resulü (sav) ile görüşüp konuşmak isteyenleri engelliyordu.

Gönüller Sultanı (sav) Mekke’yi ziyarete gelenlere yöneldi.

Devs Kabilesi’nden Tufeyl b. Amr Mekke’ye gelmişti. Tufeyl Yemenliydi, şairdi ve kabile reisiydi. Mekke’de bir peygamber çıktığı, sözlerinin çok etkili olduğu, aile içinde karışıklık çıkardığı hatta karı-kocanın birbirinden ayrıldığı dedikodularını duymuş, aileleri parçalayan bu kişiye düşmanlık duyguları ile dolmuştu.

Tufeyl,  Kâbe civarında Mekkelilerle sohbet ediyordu. Akşam üzeriydi, hava serinlemişti. Üzerindeki hırkayı çıkarıp kenara koydu, alnına dökülen uzun saçlarını eliyle arkaya savurdu ve derin bir nefes aldı.

Bir ara etrafındaki herkes sustu. Tufeyl etrafa baktı. Gönüller Sultanı (sav) geliyordu.

Orta boylu, gül endamlı, beyaz sarıklı, açık alınlı, hilal kaşlı, iri ve siyah gözlü, nur yüzlü, beyaz tenli, beyaz elbiseli, geniş göğüslü, heybetli…

Büyüsünden etkilenmemek için aceleyle kulaklarına pamuk tıkadı. Velit, Ümeyye, Ebu Cehil onun korkaklığına hem şaştılar hem güldüler. Ümeyye, eliyle arkadaşına dürttü:

“Bu kadar korkmaya lüzum yok. Biz senelerdir onunla yaşıyoruz ve büyüsüne kapılmadık.”

Tufeyl, Ümeyye’yi anlamadı, kulaklarını tıkamıştı. Anlamış gibi yaptı, başını salladı.

Gönüller Sultanı (sav) vakarla önlerinden geçti ve Kâbe’nin Yemen’e bakan köşesinde namaza durdu. Huzur ve huşu ile namaz kılıyordu. O teslimiyete, âsude hareketlere imrendi, hele yüzündeki aydınlığa bayılmıştı. Yanına varıp konuşmaya cesaret edemedi.

Tufeyl birkaç gün Mekke’de kaldı, anlatılanları dinledi, duydukları efsane gibiydi. Kendi kendine hayıflandı, Mekke’deydi ve onun bunun anlattıklarını dinliyordu. Elini dizine vurdu ve şöyle dedi:

“Ne kadar da hurafelere bağlıyım! Onu dinlemede ne gibi bir kötülük olabilir? Sözlerinin bir değer taşıyıp taşımadığına pekâlâ aklımla karar verebilirim.”

Karar verdi ve Gönüller Sultanı’nı (sav) dinleyecekti. O gün ikindi üzeri Kâbe’ye gitti. Gönüller Sultanı (sav) akşam serinliğinde geliyordu. Bekleyecek ve bizzat görüşecekti. Şair bir kabile reisi olarak bu kadarcık cesareti olmalıydı.

Kâbe’ye vardı ve bir köşeye oturdu. Çok beklemedi, ikindi serinliğinde Gönüller Sultanı (sav) çıkagelmişti. Onun selam verecek birini aradığını görünce eliyle işaret etti ve yanına davet etti.

Gül yüzlü Nebi (sav), ölçülü adımlarla kendisine yaklaştı:

-Selamün aleyküm.

Sesi hoş ve güven vericiydi, oldukça heybetli görünüyor ve gören üzerinde saygı uyandırıyordu. Tufeyl, ister istemez ayağa kalktı.

-Aleyküm selam.

Tokalaştılar, tanıştılar, bir kenara oturdular. Kısa süre içinde hoş bir sohbete daldılar. Tufeyl, Kur’an dinlemek istediğini söyledi.

Gönüller Sultanı (sav) memnun oldu, gülümsedi, sonra bakışlarını bir noktada tuttu. Karşında kitap varmış da ona bakıyormuş gibi okumaya başladı.

Tufeyl dikkat kesilmişti. Dinledikleri şair sözü değildi, sihir ve büyü ile hiç alakası yoktu. Baştan sona mantıklı ve güzel sözlerdi. Kâinatı yaratan, ortağı ve benzeri olmayan Allah’ı anlatıyordu. Mantıklı ve tutarlıydı. Ayrıca zinaya yaklaşmayın, faiz yemeyin, haksız yere adam öldürmeyin, kız çocuklarını diri diri toprağa gömmeyin; yetim malı yemeyin, alışverişte eksik tartmayın, adaletli olun, Allah’a verdiğiniz sözde durun, akrabaya iyilik edin, yoksulları koruyun ve yetimleri gözetin, diyordu.

Dinledikleri, toplumun huzuru için çok önemli şeylerdi.

Tereddütsüz şehadet getirdi. (1)

Gönüller Sultanı’nı (sav) ve görüştüğü kimseleri gölge gibi takip eden Ebu Cehil, onun şehadet getirdiğini duyunca küplere bindi, bağırıp çağırmaya başladı:

-Akılsız, ahmak!.. O deliye mi inandın?

Tufeyl ayağa kalktı, Ebu Cehil’in üstüne yürüdü. Öfkelenmiş ve kaşları çatılmıştı.

-Sen bir kabile reisine bu sözleri nasıl söylersin? Aklımı sana mı teslim edeceğim?

Gözleri öfkeyle kızarmış, tüyleri diken diken olmuştu Ebu Cehil’in. Elini sallayarak bağırdı:

-Bizim mecnuna kapılmanı hoş göremem!

-Aklımı ve vicdanımı kimseye teslim edemem Ebu Cehil. Sen işine bak!

Araya Ebu Süfyan girdi, Ebu Cehil’i tuttu ve uzaklaştırmak istedi.

-Devslilerle ticaret yapıyoruz, reisiyle kavga etmeyelim.

Tufeyl, Ebu Cehil’e çok kızmıştı. Neyi seçeceğini kendisi karar verecekti, hürdü ve aklı başındaydı. Kararını da vermişti. Putlara tapmanın mantıklı bir tarafı yoktu.

Öfkeyle bağırdı:

-Kimse irademe sansür koyamaz! Neye inanacağıma ben karar veririm!

Kureyşliler çılgına döndü ve kahroldular lakin yapabilecekleri bir şey yoktu. Kur’an önyargısız dinleyen herkesin kalbini aydınlatıyordu.

Akşam karanlığı basmak üzereydi ve evlere dağılma zamanı çoktan gelmişti.

Tufeyl ve Gönüller Sultanı (sav) ile kol kola Kâbe’den ayrıldılar.e

PAYLAŞ

YORUM YAP