Bayern Kültür Bakanlığı(eğitimden sorumlu bakanlık) dergisi Lehrerinfo son sayısında “Tek tip okul yerine kişiliği geliştirme” başlığı ile bir yazı yayınladı. “Herkes için aynı şey.” çözüm değil, diyen dergi, eğitim çocukların kişisel yeteneklerini geliştirmeli; dil, kültür, kimlik eğitimi vermeli, diyor. (1/2010 Lehrerinfo, LI@stmuk.bayern.de) Alman Doktor romanımın kahramanı Dr. Hermann Heller, 1995 yılında Türkiye’ye gelmişti. Onu o zaman çalıştığım okula götürmüş; çocukların kültürü artsın, farklı kültürden insanlarla tanışsınlar diye sınıfıma misafir etmiştim. Çocuklar, doktora bir dünya sorular sordular, renkli bir gün geçirdik.
Okuldan çıkışta Dr. Heller’e okulu nasıl bulduğunu sordum:
“Hepsi küçük birer asker.” deyiverdi.
O zaman çalıştığım okul henüz karma hâle getirilmemişti. Erkekler öğrencilerin hepsi ceket, pantolon, kravat giymişti; yani tek tipti.
Bütün öğrencilerin aynı tip elbise giymesi bizim alıştığımız bir şeydi. Bunun üniformayı çağrıştırdığını, öğrencilerin kimlik ve kişiliğini sakladığını, onları tek tip insan hâline getirdiğini unutmuştuk. Ama Alman Doktor, ilk bakışta bunu gördü.
Milli Eğitim Bakanlığı, çok yerinde bir kararla okullardaki üniformaya ve tek tipleştirmeye son vermek için kılık kıyafet mecburiyetini kaldırmak istiyor. Birkaç gündür, medyada ezberlenmiş nakaratlar tekrarlanıyor:
“Fakir öğrencilerin fakirliği belirgin olarak görülür, psikolojik olarak ezilirler.”
“Okullarda, giyim kuşam şovu yapılır. Zenginler her gün başka türlü giyinir.”
“Fakir çocuklar her gün aynı şeyi giydikleri için ayıplanır.”
Okulun görevi, öğrencileri hayata hazırlamaktır.
Sokakta herkes her gün istediğini giyiyor.
Fakirin fakir olduğunu gizlemek meziyet değil, önemli olan onu kimseye muhtaç olmadan yaşatmaktır, sosyal devletin görevi budur.
Okulları, tek tip insan yetiştiren kurumlara dönüştürmek komünist rejimlerin özelliğidir.
Demokratik ve sivil toplumlarda, kişilerin kişiliği ve özel yetenekleri ön plana çıkar.
Okulun görevi çocuklarımızın yeteneklerini keşfetmek ve onları geliştirmektir.
İnsanlar tek tip yaratılmamışlardır. Her insan özeldir.
Her insanın beyni özeldir. Hatta Prof. Manfred Spritzer’in tespitlerine göre, insan beyninde 120 milyar nöron bulunmaktadır ve her nöron özeldir.
Beyinde birbirine benzer ve fabrikasyon nöron yoktur.
Kitlesel eğitim, pedagojik değildir.
İsveç’te ilköğretimlerde sınıflar kalktı, okullarda zil çalmaz oldu. Eğitimciler her öğrenciye özel programlar hazırlıyor ve her çocuğun kendi kendine öğrenmesine yardımcı oluyor, onun kendini geliştirmesine ve öğrenmeyi öğrenmesine yardım ediyor.
Sınıfta eğitim, her çocuğun ayrı yeteneği olduğunu, ayrı bir zihin gelişimine sahip olduğunu, kendine mahsus bir öğrenme hızı olduğunu görmezden gelir. Öğrencileri eşit kabul eder. Öğretmen öne çıkana ve hızlı öğrenene “dur, yavaş” öğren, yavaş öğrenene “haydi biraz hızlan” der.
Yetenekli öğrenci kendini daha iyi geliştiremez ve öğrenme hızını yavaşlatmak zorunda kalır.
Sınıf sisteminden yetenekli ve kendini daha iyi geliştirmek isteyen öğrenci zarar görür.
Eğitim, öğrencileri birbirine eşitlemek yerine farklı yetenekleri geliştirmeli.
Aynı zamanda eşit bilgi öğretmek yerine herkesi kendi hızında geliştirmeli
Öğrencilere kişilik ve kimlik kazandırmalı.
Öğrencinin kendisi ile ilgili kararlar alma yeteneğini geliştirmeli.
Sorumluluk almayı öğretmeli.
Demokratik toplunun değerlerini benimsetmeli.
Dini inançları desteklemeli, temel değerleri kazandırmalı.
Gençlere sevdiği bir mesleği öğretmeli ve onu en iyi yapma bilinci kazandırmalı.
İyi eğitilmiş fertler hem kendileri hayatta başarılı ve mutlu olurlar hem toplumun gelişmesini ve huzurunu; ülkelerinin kalkınmasını sağlarlar.
Okullar, toplumdan ve hayattan kopuk oksijen çadırı olamaz. İnsanlar sokakta ve toplum içinde nasıl giyiniyor ve ne giyiniyorsa okulda da aynısın giymeli. Okul, öğrencileri hayata hazırlamalı.
Eski komunist ülkelerde olduğu gibi okullar tek tip insan yetiştirmemeli.
Okul, militarist düzenin benimsetildiği bir yer değil; çoğulcu, sivil, demokratik değerlerin öğretilip benimsetildiği yerler olmalı.
Not 1: 22 Mayıs Cumartesi günü Diyarbakır Kitap Fuarına katılacağım, Nesil standında saat 13-17 arası okuyucularımızla sohbet edip kitaplarımı imzalayacağım, dostlar davetlidir.
Not 2: Sivas Gençlik Derneğinin davetlisi olarak 19 Mayıs’ta Sivas’ta gençlere “Kişisel ve Kitlesel Başarının Yolları” konulu konferans verdim, dinleyicilere kişisel yeteneklerini nasıl geliştirebileceklerini anlattım. Kendini iyi eğitmiş, donanımlı insanların ülkelerini çok kolay kalkındırabileceklerini söyledim. Dinleyicilerle ülkemizi yükseltmek ve süpergüç yapma kararı aldık. Selçuklu ve Osmanlının torunları ile bir dev gibi, bir dağ gibi doğrulmaya karar verdik. Dinleyicilerin heyecanı ben hem heyecanlandırdı hem ümitlendirdi hem çok mutlu etti. Konferansın organizesinde emeği geçen yetenekli ve genç başkan Murat Toraman’a, dernek yönetiminden Veysel Karani, Nisani Başekin, Sümeyra Koç, Tuğba Han, Fatih Fikret Görgülü, Perihan Burulday’a ve adını sütuna sığdıramadığım bütün dostlara teşekkür ediyor, gayretlerinin ve başarılarının devamını diliyorum.
Sosyal Ağlarda Paylaş