Hayatta başarı prensipleri her zaman ve her yerde aynıdır. İster Amerika, ister Almanya, ister Japonya, ister Türkiye’de yaşayın fark etmez. Başarı prensiplerini benimser ve uygularsanız siz de başarılı olursunuz.
Öğrencilerime ve gençlere başarılı, mutlu, onurlu bir hayat yaşamaları için şu prensipleri tavsiye ediyorum:
1. Büyük adam olmayı iste ve büyük hedefler seç. Hedefi olmayan yelkenliye hiçbir rüzgâr yardım edemez. Hedefi olmayan koşmaz, çalışmaz, yorulmayı göze almaz.
2. Kendine güven ve başarılı olacağına inan. Bütün büyük adamların sahip olduğu yeteneklere ve donanıma sen de sahipsin. Onların sahip olduğu beyin, el, ayak, yürek, göz, kulak gibi donanımlara sen de sahipsin. Hiç kimseden bir eksiğin yok. Onlar da bu donanımla yola çıktılar.
3. Olumlu düşün.Başaracağım de. Başaramayacağım diyenin başardığı görülmemiştir.
4. Ümitsiz olma. Ümitsizlik, başarının kanseridir.
5. Mazeretlerini yok et. Hiçbir mazeret yapılmayan işin yerini tutmaz.
6. Bilgi güçtür, diploma güçtür, mevki, makam ve şöhret güçtür. Ayaklar altında kalmak, yoksulluk sınırında yaşamak, ezilmek ve horlanmak istemiyorsan güçlü olmak zorundasın. Bilgili, cesaretli, becerikli, zengin, mevki sahibi olmak zorundasın.
7. Prensipli ol, disiplinli çalış. Yeteneklerini keşfetmenin ve ortaya çıkarmanın başka yolu yoktuk.
8. Çalışmak en büyük erdemdir. Havadan para kazananlar azdır. Böyleleri er geç rezil olur; ama dünyada, ama ahirette. Çalışarak yükselmek, insanı onurlu kılar.
9. İyi arkadaşlar seç. Kişi arkadaşı gibidir.
10. Kahvehaneden, meyhaneden, kumarhaneden uzak dur. Buralarda yapılmış bir içat, keşif ve buluş yoktur.
11. Erkekler, evlenme çağına gelmeden ve ev geçindirecek kazanç sahibi olmadan kız arkadaş edinmemeli. Kızlar da ev kurma sorumluluğu taşıyacak çağa gelmeden erkek arkadaştan uzak durmalı. Özellikle eğitim sırasında kız-erkek arkadaş edinenler, İstanbul’dan Ankara’ya gitmek isteyip de Edirne otobüsüne binen kimseye benzer. Yanlış istikamete gider. Kız veya erkek arkadaşın istediğini yapmaya çalışır, başarı prensipleri unutulur.
12. En önemli sermayen vaktindir. Tv, bilgisayar oyunları ve kaldırımlara vaktini çaldırma.
13. Kendine dost ol. Senin en büyük dostun da en büyük düşmanın da kendinsin. Eller seni bir kere kandırır, ama kendin her gün kendini kandırabilirsin. Her gün kahvehaneye ve vakit öldürme yerlerine gidenlerin düşmana ihtiyacı yoktur.
14. Kendini büyük bir ideale ada. İnsanlar, idealleri kadar değerlidir. Öldükten sonra düşmana servet bırakmak, hayattayken dostlara el açmaktan iyidir.
15. Bencil olma. İnsanları sev ve iyilik yap. İyilik yapmak insanı mutlu eder, bencillik insanı yalnız bırakır. İyilik yapmayı zevk haline getir. Çünkü Aziz Peygamberimizin (sav) ifadesiyle, insanların hayırlısı insanlara faydalı olandır.
16. Mutlaka iki yabancı dil öğren. İngilizce dünya dili, öğrenmelisin. Arapça dinimizin dili, öğrenmekte fayda var. Bir dili öğrenen, ikincisini daha kolay öğrenir.
17. İşini en iyi şekilde yap, mesleğinde dünya ile yarış. Dünya ile yarışmayanın ayakta kalması zor.
18. İslâm’ın şartı beş. Hac gitmek ve zekât vermek için zengin olmak gerekir. İslâm haccı ve zekâtı emrettiğine göre becerikli, çalışkan ve zengin olmayı emrediyor. İyi Müslüman ol.
19. Proje üret, plân yap, uygula! Kendini iyi işlerle meşgul et, yoksa nefsin seni kötü arzuların peşinde sürükler.
20. Çalışmak ibadettir. Dua ve ibadet kastıyla çalışmalısın. Aziz Akif, “Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası, / Dostunun yüz karası, düşmanın maskarası.” der.
Mutlu olmak için iyilik, ibadet, çalışma ve başarılı olma yolunu seç. Başarı mutluluk içindir, tek başına amaç değildir.
Bu prensipler, öğrencinin başucuna asılmalı ve daha da önemlisi ona benimsetilmeli.
Her genç mutlaka büyük ideallere gönül verilmeli. Karakterli, ahlâklı, kişilikli bir şekilde kendini yetiştirmek için sabırla çalışmalı. İdeali ve hedefi olan çalışır, güçlükleri aşar ve başarılı olur.
Unutmamak gerekir ki başarı yolu, uzun bir maraton koşusuna benzer. Bu koşu beşikten mezara kadar devam eder.
Sevgili öğrenciler, huzurlu ve başarılı bir öğretim yılı dilerim.
KİTAP SEVGİSİ BÜYÜMELİ ÇOCUKLAR Ali Erkan Kavaklı
Cumartesi günü Tüyap Kitap Fuarında imza günüm vardı. Okuyucularla tanıştık, sohbet ettik, fuarı gezdim, yeni kitaplar aldım. Mutlu bir gün geçirdim.
Fuar, bu yıl Beylikdüzü’ndeki fuar merkezinde açıldı. Geniş ve ferah bir mekânda kitapları seyretmek, yazarlarla sohbet etmek, kitap almak hayli zevkli bir şey.
Frankfurt Kitap Fuarından sonra Beylikdüzündeki Kitap Fuarını gezmek, bir karşılaştırma yapmak için iyi bir fırsat. Elbette Frankfurt Kitap Fuarı uluslar arası, Beylikdüzü’ndeki sadece İstanbul çapında.
Tüyap’a 250, Frankfurt’ta 6600 yayınevi katıldı.
Tüyap’a 500, Frankfurt’a 10 bin gazeteci ve yazar katıldı.
Tüyap’ta kaç kitap sergilendi bilinmiyor, ama Frankfurt’a 100 bin kitap sergilendi.
Yer olarak da Tüyap’taki kitap alanı, Frankfurt’un belki 20’de biri. Tüyap’ta 158 kültürel etkinlik düzenlendi ki hayli iyi bir rakam. Frankfurt’ta düzenlenen kültürel etkinlik sayısı 2.600.
2001 yılında Almanya’da 89.986 kitap basılmış. 68.400 tanesi ilk defa basılıyor.
Bizde 2001 yılında basılan kitap sayısı ne yazık ki 3943.
Geçmiş yıllara göre gerileme var.
Halbuki 1985’te 6.741,
1995’te 5.172,
1999’da 9.763 kitap basılmıştı.
Ekonomik kriz kitap dünyasına da yansıdı.
Buna rağmen Tüyap Kitap Fuarını çok beğendim. Binlerce kitapla, özellikle yeni yayınlarla tanışma fırsatı doğdu. Birçok yazarla sohbet etme imkânı buldum.
Hüseyin Üzmez, Muhsin Meriç, Vehbi Vakkasoğlu, Ahmet Şahin, Recep Şükrü Apuhan ve Yavuz Bahadıroğlu ile beraber olduk, okuyucularımızın yoğun ilgisiyle karışlaştık.
Hüseyin Abi, çok espirili bir yazar. “Hüseynî Makamında Nükteler” isimli yen bir kitap yayınlamış. Durmadan nükte anlatıyor ve etrafına toplanan kalabalığa nüktelerin arkasına sakladığı gerçekleri sunuyor. Onunla sohbet etmeye doyamazsınız. Hele kitaplarını, göbeğiniz hoplata hoplata gülmeden okuyamazsınız. Hüseyin Abinin kitapları ve yazıları çok okunuyor.
“Şu Bizimkiler” yedi; “Cumhuriyetin Tosuncukları” altı, “Çilenin Böylesi” beş baskı yapmış. Deli Deli Esintiler, Öldürücü ve Güldürücü Gerçekler, Malatya Suikastı da iyi satıyor.
Vehbi Vakkasoğlu, gönül adamı, zamanın evliyası. Öğretmenin Not Defteri, Bir Destandır Çanakkale, Osmanlı İnsanı, İslâm Farkı kitapları ile hepimize fark attı.
Ahmet Şahin Hoca, okuyucuları tarafından çok seviliyor, âdeta fetva emini. Dertleri dinliyor ve sorulara cevaplar veriyor. Okuyucular, Şahin Hocanın Herkesi Kucaklayan İslâm, Sünnet Işığında Hayat, Onlar Böyleydi, İslâm Büyükleri gibi örnek şahsiyetleri anlatan kitaplarını aldılar.
Yavuz Bahadıroğlu, tarihî romanlarının yanı sıra aile mutluluğu ile ilgili kitaplarını imzaladı ve okuyucularla güzel sohbetler etti.
İtiraf Ediyorum, İntikam, Cehennem Vadisi, Mafya Kıskacında Vurgun, Gülü Koklayamadım, Hançer Saplı Yüreğimde, Çığlık, Kader Kapımı Çaldı, Gülen Öğretmen, Bilge Öğretmen gibi romanlarımın yanı sıra daha çok Başarıya Götüren Yol, Öğretmeni Başarıya Götüren Yol, Başarı İnanç İyidir, En Sevilen Öğretmen Hz. Muhammed (sav) kitaplarımı imzaladım. Yüzyılın Pedagojik Yanlışı Karma Eğitim, en çok tartışma meydana getiren kitabım. Okuyucular okuyor, soruyor, yeni fikirler üretiyor, yeni tekliflerle geliyor.
Başarıya Götüren Yol ve Öğretmeni Başarıya Götüren Yol ile ilgili verdiğim slayt gösterili konferanslar, bu kitaplara olan ilgiyi artırıyor, kitabı okuyanlar konferans talebinde bulunuyor. Kişisel gelişim, gittikçe önem kazanıyor.
Yazar Muhsin Meriç’le sohbet ettik. Güzel yazılar yazıyor, kitap çalışması yapmasını tavsiye ettim.
Türkiye kitap seyreden, televizyonla eğlenen bir ülke. Tv seyretmede ABD’den sonra ikinci olmuşuz.
Rusya’da 2546 kişiye;
İngiltere’de 3505 kişiye;
Belçika’da 4258 kişiye;
Türkiye’de 64.600 kişiye bir kütüphane düşüyor.
Ama her 95 kişi için bir kahvehane var. Üstelik hanımlarımız da kahveye gitmez.
Rusya kütüphanelerinde 739 milyon,
Fransa kütüphanelerinde 78 milyon,
Bulgaristan kütüphanelerinde 46 milyon,
Türkiye kütüphanelerinde 10.992 kitap bulunuyor.
Okumak Allah’ın emri olmasına rağmen; kitap okuma ve bilgi edinme konusunda gelişmiş ülkelerle yarışamıyoruz.
Halbuki hayatın her safhasında kitaplarla dost olmalıyız. Ailede çocuklarımız kitap sevgisi ile büyümeli, okullarda kitap, yazar, düşünce sevdirilmeli.
Kitaba ilgisizliğimizin ve düşünce yasakçılığının temelinde, eğitim politikaları var.
Halbuki eğitim, ekonomi, sanayi, bilgi, kitap okuma, sevgi ve düşünce hürriyeti birbiriyle yakından ilgili şeyler. Birbiriyle at başı gider.
Eğitim ve kitap okumada Japonya ile yarışamazsanız, ekonomi ve sanayiniz de Almanya gibi olmaz. Hepinize kitap sevgisiyle dolu, her gününde kitap ve hele Kur’an okunan mutlu ramazanlar dilerim.
aekavakli@hotmail.com, www.alierkankavakli.org
BAŞARI MERDİVENLERİNİ NASIL TIRMANDIM? 29.02. 08
Eyüp İmam-Hatip Lisesi öğrencilerine başarı ve motivasyon semineri verdim. Öğrencilerin ilgileri, heyecanları, merakları görülmeye değerdi. 45 kitabı olan ve 732 konferans veren, Vakit’te yazı yazan, Rumeli Tv’de “Başarının Fethi” programları yapan bir yazarla karşılaşmak öğrenciler için ilgi çekiciydi. Birçoğu kitaplarımı okumuş, bir kısmı adımı baba, anne, abi ya da ablalarından duymuşlardı. Birçoğu şiir, hikâye, deneme yazan öğrencilerle güzel ve hoş sohbetler ettik.
Konferans sırasında lise ikinci sınıf öğrencisi bir kızımız şunu sordu:
“Başarı merdivenlerini tırmanmamız için bize gaz veriyorsunuz. Siz bu heyecan ve başarma azmini nereden alıyorsunuz?”
Bu soru, bana daha önce de sorulmuştu. Üzerinde duramamıştım. Beni ne heyecanlandırıyor, bugün onu anlatmaya çalışacağım.
1. Başarmak güzledir ve mutluluk verir.
İlkokulda merak ve tutkuyla çalıştığımı çok iyi hatırlıyorum. Sınıfın en iyi öğrencileri ile yarış ederdim. İlkokul öğretmenim Hamza Bey, beni sürekli tahtaya kaldırır, ders anlattırırdı. Başarmak ve başkalarına bunu göstermek hoşuma giderdi.
2. Beden işçiliğinden kurtulmak için çalıştım. Bilginin insanı yükselteceğini öğrendim.
Ortaokul ve liseyi parasız yatılı okudum. Canım ders çalışmak istemediği vakitlerde köyü ve yazın tarlalardaki orakla ekin biçtiğimiz anları hatırlardım. Okumaz ve başarılı olmazsam köye dönmek zorundaydım ve beni zor bir çiftçilik hayatı bekliyordu. Üstelik bizi el bebek gül bebek geçindirecek tarlamız da yoktu.
Köylülerimizin Konya Belediyesinden iş aldıklarını ve şehir içinde kanalizasyon kazdıklarını hatırlıyorum. Şimdi Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğretim görevlisi olan Prof. Ahmet Afyon ile bir pazar günü köylüleri ziyarete gitmiştik. Ortaokul öğrencisiydik. Köylümüz Hüseyin Amca, bir adam boyu kazdığı kanalın içinde çalışıyordu. Bizi görünce işe kısa bir ara verdi, terini sildi ve şöyle dedi:
“Çalışın ve kendinizi kurtarın. Yoksa siz de bizim gibi kanalizasyon çukuru kazarsınız.”
Kazma ve kürekle zor bir çalışma yürütüyorlardı. Hayatın zorluklarını görünce derslere daha fazla önem vermeye başladım.
3. Etkili bir aydın olmayı istedim, sıradan biri olmama kararı verdim.
O yıllarda kendimi tarla ve işçilikten kurtaracak yol olarak eğitimi gördüm ve derslere asıldım. Üniversite yıllarımda ülkeyi eğitimli insanların yönettiğini fark ettim. Yönetilen kitleler içinde sıradan biri olmak yerine ülke içinde etki sahibi aydın biri olmayı kafaya koydum. Bunun yolu da başarılı olmaktan geçiyordu.
Edebiyat Fakültesinde okurken özellikle Prof. Mehmet Kaplan’ın fikirlerinden etkilendim. Bize birçok edebiyatçının hayatını ve sanat anlayışını anlatır, eserlerini tavsiye ederdi.Yine o yıllarda Hekimoğlu İsmail, Cemil Meriç, Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Kabaklı, Ergun Göze, Vehbi Vakkasoğlu, Yavuz Bahadıroğlu, Nejat Muallimoğlu, İbrahim Minnetoğlu gibi birçok yazar ve düşünürle tanıştım; sohbetlerini, konferanslarını dinledim. Özellikle Hekimoğlu İsmail, bendeki yazma ve sanatçı olma tutkusunu gördü, elimden tuttu, yazdıklarımın yayınlanmasına yardım etti. İlk yazılarımı onun günlük yazı yazdığı Yeni Asya gazetesinde neşrettim. Daha sonra Sur, Türk Edebiyatı, Zafer, Yeni Düşünce gibi dergilerde yazılar yazdım.
Nihayet 1982 yılında Gönülleri Fethedenler, 1988 yılında Yemin adlı hikâye kitaplarımı yayınladım ve yine 1988’de Gülü Koklayamadım romanımı neşrettim. Gülü Koklayamadım, benim en çok satan romanım, 7 baskı yaptı ve 16 baskı yapan Başarıya Götüren Yol gibi 25 bin civarında okuyucuya ulaştı. Kitap yayınlamak ve bunu başarmak harika bir duyguydu. Bu saadeti hep yaşamak istedim.
4. Bedel ödemek pahasına zirvede kalmak istedim ve istiyorum.
Yazar olmak zordur, yazar kalmak daha zordur. Eğer zirvelere tırmanmışsanız, zirvede kalmak için de çaba harcamak zorundasınız. Bunun için tutkuyla çalıştım, çalışıyorum.
5. Zamanla okumak, öğrenmek, çalışmak, başarmak bende tutkuya dönüştü. Tutkulu çalışmalar başarıyı getirdi. Başarı mutluluk kapılarını aralar.
6. Reşat Nuri’den geri kalmama kararı aldım.
1976 yılında Hatay İmam-Hatip Lisesinde edebiyat öğretmenliğine başladığım zaman şu kararı verdim:
“Arif Nihat Asya, Reşat Nuri Güntekin, Halide Nusret Zorlutuna, Halide Edip, Fakir Baykurt da öğretmen, ben de öğretmenim. Onlar meslekî çalışmaların yanı sıra eser verdiler ve isimlerini literatüre yazdırdılar. Onlardan geri kalmayacağım. Meslek hayatım boyunca onların kitaplarını okutmak zorunda olmayacağım. Ben de eser vereceğim ve öğrencilerime okutacağım.”
Bu kararımı gerçekleştirmek için özveri ile çalıştım.
7. Beni hedefime götürecek arkadaşlar seçtim.
Devamlı bir edebiyat ve sanat çevreleri içinde bulunmaya çalıştım. Kuş sürüsüyle uçar.
8. Yabancı dilin sanatçıların başarısına çok büyük etkisi olduğunu fark ettim ve dil öğrendim.
1988 yılında Milli Eğitim Bakanlığının açtığı sınavı kazanarak Almanya’ya gittim. 36 yaşımdan sonra ısrarlı çalışmalar sonucu Almanca öğrendim. Batı literatürünü inceledim, çıtayı yükselttim. John Grisham, Joseph Heller, Wolfgang Goethe, John le Care, Henning Mankell, Ernest Hemingway, William Burrogs, Honore de Balzac gibi yazarlarla yarışmaya karar verdim.
İtiraf Ediyorum, İntikam, Cehennem Vadisi, Mafya Kıskacında Vurgun gibi polisiye romanlar yazdım ve bu tür romanlar çok ses getirdi.
9. İnsanları faydalı olmak mutluluk verir. Beni mutlu edecek çalışmalar yapıyorum.
2000 yıllardan sonra da özellikle gençlere yol gösteren eğitim, başarı ve motivasyon kitapları kaleme aldım. Artık öğrenmenin, kendini yetiştirmenin, çalışmanın, okumanın dehayı keşfetme eylemi olduğunu ilmelyakin biliyorum. Başkalarına faydalı olmak, gençlere yol göstermek, onları başarıya yönlendirmek, insanlara ufuk açmak ve dehalarını keşfetmeye yardım etmek beni mutlu ediyor.
10. Gençleri yarınlara hazırlama çalışmasını ibadet zevkiyle yapıyorum.
Hem tutkuyla başarı merdivenlerini tırmanıyorum, hem de gençlerin yeteneklerini keşfetmesi ve yükselmeleri için çaba harcıyorum. Onlara milletimize, vatanımıza ve dinimize hizmet etme duygusu veriyorum. Birçok okuyucum Vakit sütunlarındaki eğitim, başarı ve motivasyon yazılarımı dikkatle takip ediyor, kitaplarımı okuyor ve www.alierkankavakli.org sitesinden faydalanıyor. Yazdıklarımın kendilerine faydalı olduğunu ifade ediyorlar.
Okula bırakan ve okul yerine kahveye giden Ödemişli Fazıl Çelik, verdiğim bir konferansı dinledikten sonra yeniden okula döndüğünü ve okulda derece yaptığımı anlattı. Ben de onun başarı hikâyesini “Zorluklar Sırtıma Binin” isimli bir roman yazarak kitaplaştırdım. Bir konferans, bir insanın hayatının değiştirmiş. Çok mutlu oldum.
Başkalarını faydalı olmak için çalışmak aynı zamanda Sevgili Peygamberimizin (sav) tavsiyesine uymaktır ve mutluluk kaynağıdır. Güzeller güzeli ne güzel buyurur:
“İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır.”
Sosyal Ağlarda Paylaş