“MEYDANI HAİNLERE BIRAKACAK DEĞİLİZ”                

0

Emekli astsubay Gazi Yusuf Atak anlattı:

Sincan Ceza İnfaz Kurumları önüne sivil toplum örgütleri kamp kurmuşlar. Şehit yakınları ve gaziler, Akıncı Üssü Davasını takip ediyorlar; heyecanla, merakla ve yalanlara öfke köpürerek…Davayı takibe gelen emekli astsubay Yusuf Atak Bey’den 15 Temmuzda gecesi başından geçenleri anlatmasını istedim.

İri gövdeli, geniş omuzlu, pehlivan yapılı, alınlı Yusuf Atak evli ve bir çocuk babası, politikayla yakından ilgileniyor, Ak Parti yönetim kurulu üyesi. İşte Yusuf Bey’in anlattıkları:

“Böyle bir vahşeti beklemiyorduk. 17-25 Aralık süreci vardı. Süreç bana Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail Devlet Başkanı Şimon Perez’e “Bir Dakika” dediği gün başladı. Emperyalist güçlere yüksek sesle “Dünya beşten büyüktür.”dedi. Biz Müslümanlar mazlumuz, terörle mücadelede bize yardım edin, dedi. Avrupa ve Amerika o gece operasyona giriştiler. Daha önce de 2013 mayısında “gezi olaylarını” başlatmışlar ve kargaşa çıkararak Erdoğan Hükümetini indirmek istemişlerdi. Ordu göreve diyen zihniyeti unutmayalım. Son olarak silahlı güçleri devreye soktular.

Daha önceki yıllarda Türkiye’de terör olayları körüklenerek darbeler dayatıldı. 15 Temmuza geldiğimizde darbeyi gerektirecek hiçbir iç olay yoktu. Enflasyon, kuyruklar, terör yoktu. Ekonomi gayet iyi. PKK Güneydoğuda hendekler kazdı, terörü şehirlere taşımak istedi. Ordu ve polis onlarla mücadele etti ve teröristleri hendeklere gömdü. Terörle mücadele insan haklarına değer verdiği için terörle mücadele uzun sürdü. Rusya ve ABD gibi topyekûn imha politikaları takip edilseydi çok daha erken bitirilebilirdi.

-O gece neler yaşadığınızı anlatmanızı istesem…

-Bir dolara vicdanını satan üniformalı teröristler, o gece Türkiye’nin refahına göz diktiler ve efendilerinin buyruğuna uyarak darbe yapmaya kalkıştılar. Tanklar, toplar, uçak ve helikopterlerle milletin üzerine yürüdüler. Malatya’dan bir arkadaşım arayıp haber verdi. Darbe oluyor, hemen çık, dediler. Köyde hasat ile uğraşıyordum. Bizim köy Ankara’ya 120 km. Önce jandarma ve karakola uğrayıp ne olup bittiğini sordum. Watshapp grubumuz var, oradan da çağrı yapılmıştı.

-Resul Kaptancı’yı tanıyor musunuz?

-Teyzemin oğlunun gelini. Akrabamız.

Keçiören grubu Kızılay’a gitmeye karar vermiş. Çankaya ilçe teşkilatından bir arkadaş aradı, Kızılay’da olduklarını ve yoğun ateş altında olduklarını söyledi, silahın var mı diye sordum. Var, dedim. Kızılay’a doğru hareket ettim.

Kızılay’a döndüğüm anda tanklarla burun buruna geldim. Bize ateş ettiler, araba delik deşik oldu. Gazi bir arkadaşım var, onunla biz de onlara ateş ettik. Tankın içinde bir binbaşıyı aldık, elinde kesici alet vardı, onunla böğrünü deştik, kenara sürüdük, layığını buldu.

-Tank kaç kişi olur?

-Tank komutanı, şöforü, silahçı ve yardımcısı…

Önce üsteğmeni gördüm, sonra binbaşı dikkatimi çekti. Ona yöneldim. Tankın üstüne çıktım.

-Binbaşı bu adamları çek. Kenan Evren 1980’de darbe yaptı. Eğer ölmeseydi 90 yaşında yargılanıp içeriye atılacaktı. Çoluğunu çocuğunu düşün, hiçbir darbe başarılı olamamıştır. Yedi sülalen mimlenir, emir ver, bunlar çekilsin.

-Tanımıyorum, dedi.

Tanktaki binbaşı, tank şoförünü, üsteğmeni, çavuşu tanımıyor. Birbirlerini tanımıyorlar sanki. Emir vermedi. Biz de onu etkisiz hâle getirdik. Sonra başka bir tankın üstüne çıktık. Uzman çavuşu ben ayağından yakaladım. Polis arkadaşım Gazi Hakan ile birlikte indirdik. Eski başbakanlığın önü, jandarma eğitim tesislerinde iki tankı durdurduk. Onları aldık.

Bir anda önümüze özel kuvvetlere mensup askerler çıktı. Bize ve tankçılara doğru ateş etmeye başladılar. Tanklar hareket etti, yanımda bir ablayı parçaladılar, tankın altında kalan kadın ikiye bölündü, sonra araçları ezdiler. 12-13 kişi orada şehit oldu. Bu vahşet karşısında baka kaldım. Elimizde tankı durduracak bir silah yok. Mermilerim bitmişti, yangın söndürme cihazı bulduk, köpükleri sıktık, görüş alanını daraltmaya çalıştık, tüp bitene kadar sıktık. Tanklar durmadı, gittiler.

Meclis bombalanıyor, dediler. Oraya koştuk. Binanın önüne geldiğimizde bize ateş ettiler, orada vuruldum. Sol bacağıma üç tane MP5 mermisi isabet etti. Yanımda genç bir arkadaşım vardı, şehit oldu.

Orada bir general vardı, onun korumaları bize ateş ettiler. Düştüm, sonra kalktım. Afatçılardan Allah razı olsun, beni kenara çektiler.

-Bende bir şey yok, herhâlde plastik mermi attılar.

-Abi iç kanama geçirirsen, sen 3-4 mermi yedin, dediler.

Beni hastaneye götürdüler, orada tedavi gördüm. Cebimde cüzdan vardı, içinde ehliyet, para, kimlik vs. vardı. Kalın bir cüzdan, mermiler ona çarpmış, beni yaralayan mermiyi hâlâ saklarım. Cüzdan mermilerin hızını kesmiş hatta biri orada kalmış. Yoksa mermiler bacağımı parçalardı. Allah beni korudu.

Tedaviden sonra tekrar Genelkurmay’a geldim. 1.45’te vuruldum, 2-3 gibi tekrar oraya döndüm. Beni kurşunlayanlar oradaydı. Yaramı gösterdim, öldüremediniz, dedim. Allah bizi korudu, başarılı olamadılar.

Acaip ve ulvi bir hava vardı. Yaptığımız mantıklı bir iş değildi. Genelkurmay bombalanıyor, dediler oraya koştuk. Meclis bombalanıyor, diyorlar, oraya koşuyoruz. Ateş ediliyor, kaçmıyoruz. Bir hanımefendiyi gördüm, tel örgüleri yıkmak için asılıyor.

-Abla, orayı yıkıp girerseniz suçlu duruma düşeriz. Dışarıda olursa biz haklıyız.

Duyarsız olan kesimler de vardı, yollarda bankamatiklere, benzinliklere koşanları gördüm.

Sabah 10-11 gibi oradan ayrıldım. O gece hiç uyumadım, vatan tehlikede iken nasıl yatabilirim? Seni evine götürelim, dediler. Hayır, dedim. Vatan elden giderken nasıl eve gidip uyuyabilirim? Ya onlar ölecek ya biz.

-Üç mermi az değil.

-Kurban olduğum Allah’ım, gazilik nasip etti. Şehitlik en yüksek mertebe, şehit olma arzum vardı, Allah nasip etmedi. O gece onlara Allah şaşkınlık verdi, bize cesaret. Allah’a bin şükürler olsun, muzaffer olduk. Bütün dünyaya Türk insanının yiğitliğini gösterdik.

-Yargı sürecini takip ediyor musunuz?

-Bütün davaları takip ediyorum. Her gün buraya geliyorum.

-Süreci nasıl değerlendiriyorsun?

-Çatı davasına bakan hâkim çok bilinçli ve duyarlı, bilgili. Soluklarını kesiyor. Bu hainleri idam etmek için askeri ceza kanunu kâfi ama bir türlü o kanunları uygulamayı akıl edemiyorlar.

Yusuf Atak’ın heyecanı etkileyiciydi, anlattıkları tam bir kahramanlık destanı. Şehit olmayı isteyen bir yiğidi kim korkutabilir? Yusuf Bey, şehit olma arzusuyla meydana atılan yiğitlerden… Zaman ayırıp hatıralarını paylaştığı için teşekkür ettim ve tekrar görüşmek dileğiyle vedalaştık.

 

 

PAYLAŞ

YORUM YAP