İSMAİL PEYGAMBERİN İZİNDE KINALI HASAN

0

İSMAİL PEYGAMBERİN GİBİ ALLAH YOLUNDA KURBAN  Kınalı Hasan

27 Nisan sabahın ilk saatleriyle birlikte Mehmetçik süngü hücumuna geçti. Allah Allah nidaları yeri göğü inletiyordu. 14 taburdan oluşan askerimiz, İngilizlerin karaya yeni çıkardığı 24 taburluk düşmana saldırmıştı. Hücum, gemilerden yapılan topçu ateşinin etkili olduğu yerlerde kesiliyordu. Toplar ateş yağdırıyordu, ateş altında hiçbir taburun ilerleme şansı yoktu. Gün boyu taarruz ve karşı taarruz devam etti. Binlerce Mehmetçik vatanını savunurken şahadet şerbeti içti.

Zaman zaman savaş şiddetleniyor, bazen de iki tarafta ateş etmekten bıkmış usanmış gibi sipere çekiliyor ve dinleniyorlardı.

Böyle anlardan birindeydi. Yzb. Sırrı, bölüğüne takviye için gelen yeni erleri teftişe başladı. Bu sırada bir delikanlı dikkatini çekti, saçının bir yanı kınalanmıştı. Delikanlının önünde durdu, elini beline dayadı. Palaskasına asılı tabancayı düzeltti. Sert bir sesle:

-Nedir bu? Hiç erkek adam kına yakar mı?

Hasan başını önüne eğdi. Anacığını hatırladı. Son gün kendisini bir bebekmiş gibi sevmiş; “Kuzum, Hasan’ım, canım yavrum, anan sana kurban olsun koçum…” diyerek başını okşamış, sonra da saçının bir tarafını kınalamıştı. Annesinin bunu neden yaptığını bilmiyordu. Komutana verebileceği bir cevap yoktu.

-Annem kınaladı kumandanım, diyebildi. Sesi cılızdı, herkesin içinde utanmıştı.

-Nerelisin?

-Yozgat’ın Sorgun kazası Karayakup köyünden.

-Annene yaz da bir sor bakalım, neden kınalamış?

Hasan, fırsat bulduğu bir zamanda annesine mektup yazdı ve kumandanıyla aralarında geçenleri anlattı.

Anneciğim, herkesin içinde kumandan bana saçımın neden kınalı olduğunu sordu, bilemedim, çok utandım. Öteki kardeşlerimi cepheye gönderirken onları bari kınalama, onlar da utanmasınlar.”

Aradan epey zaman geçti. Cephelerde kan gövdeyi götürüyordu. Hasan bir süngü hücumu sırasında makineli tüfek ateşine tutuldu ve taze bir yaprak gibi yere seriliverdi. O an kimse onunla ilgilenemedi. Melekler alıp cennetteki köşküne götürdüler. Annesinden gelen mektubu okumak yüzbaşıya düştü.

Gün görmüş, basiretli anne mektubunda şöyle yazıyordu:

“Gözümün nuru Hasan’ım,

Siz cephede din için kan döküp can verirken biz köyümüzde rahat rahat oturalım mı? Vatan sevgisi içimizde alev alev. Sen de atalarından, babandan aşağı kalmazsın. Ben senin anan isem de beni ve seni Allah yarattı, vatan büyüttü. Allah, seni bu vatan için yaşattı. Bu vatanın ekmeği iliklerinde duruyor…

Sen ailemizin vatan için seçilmiş kurbanısın. Hasan’ım, kumandanına söyle. Bizim köyde kurbanlık ayrılan koçlar kınalanır. Ben de seni evlatlarımın arasından vatana kurban adadım, onun için saçını kınaladım.

Hüküm Allah’ın. Allah seni İsmail Peygamberin yolundan ayırmasın. Seni melekler şimdiden rahmetle anıyor. Gözlerinden öpüyorum.                                  Anan Hatice”

Akşamüzeri karargâhta mektubu okurken Yzb. Sırrı gözyaşlarına hâkim olamadı. Hasan’ı arkadaşları arasında utandırdığı için üzüldü; Anadolu kadınının irfanına hayran kaldı. Teessür içinde dudaklarından şu cümle döküldü:

“Böyle irfanlı analar oldukça bu vatan işgal edilemez.”

Kınalı Hasan’ın üstünden mektupla birlikte bir de dörtlük çıktı:

“Anam yakmış kınayı adak diye

Ben de vatan için kurban doğmuşum.

Anamdan Allah’a son bir hediye

Kumandanım, ben İsmail doğmuşum…”

Mehmetçik cepheyi aslanlar gibi savundu. 27 Nisan akşamı, savaş raporunda şehit düşen Mehmetçik sayısı 4.115 olarak kayda geçti, dağ gibi yiğitler cennete uçmuştu. Tğm. Sırrı ve Yrb. Şefik’in yürekleri paramparçaydı.

(Matarama Kan Doldu, Nesil yayınları. Kitaba ulaşmak için 0212.5513225 www.banakitapal.com )

 

 

PAYLAŞ

YORUM YAP