POSTMODERN ROMANCI,
ÜNLÜ YAZAR ALİ ERKAN KAVAKLI
İLE SANAT ANLAŞIYI
ÜZERİNE KONUŞTUK,
SANATÇININ UFUK AÇAN
SOHBETİNİ SİZLERLE PAYLAŞIYORUZ.
Okulumuza kadar gelerek daha önce bizlere ufuk açıcı bir konferans vermiş olan ünlü romancı ve eğitimci Ali Erkan Kavaklı ile dergimiz Çise için ilginç bir röportaj gerçekleştirdik. Bizi sabırla dinleyen Kavaklı, sorularımıza kısa ve net cevaplar verdi. Yazarın edebiyat sanatını çok iyi bildiğini, sanat kozasını severek ördüğünü ve özellikle de gençlerle birlikte olmaktan ve onlara doğru yol haritası çizmekten çok hoşlandığını gördük. Aşağıda Kavaklı’ya sorduğumuz soruları ve onun verdiği cevapları okuyacaksınız. Ümit ederiz, Kavaklı’nın sözleri sizin de ufkunuzu açar.
Saliha Arabacı: Bize kendinizden bahseder misiniz?
Ali Erkan Kavaklı: Bizim geleneğimizde hep kendinden bahsetmek iyi sayılmaz. Bana iyi olmayan bir şey yapmayı teklif etmezseniz sevinirim.
Aliye Büşra Çetin: Neden yazıyorsunuz?
Ali Erkan Kavaklı: İki temel sebep söylemeliyim. Birincisi: Yeteneklerimi sergilemek, insanlara iyi şeyler söylemek için. Su neden akar, rüzgâr neden eser, çiçek neden açar, yıldızlar neden düşer? Bu soruların cevabını bulursan benim neden yazdığımı da öğrenmiş olursun.
İkincisi: Yavuz Sultan Selim Han şöyle der:
“İmtisal-i cihad-ı fillah oluptur niyyetim
Din-i hakkın mücerred gayretidir gayretim.”
Honore de Balzac, 90 roman yazmış, ben ondan geri kalmamalıyım. En az 90 kitap da ben yazacağım inşallah.
Saliha Arabacı: Saliha Arabacı Roman yazmak için nasıl bir çalışma yapıyorsunuz?
Ali Erkan Kavaklı: Tavuk gibi kuluçkaya yatarım. 21 gün beklerim. Sonra yumurtalardan civciv çıkar. Bu yaşta bol bol roman okursanız kafanızda roman strukturu şekillenir. Sonra o yapıya uygun olaylar arar, bulur, yazar, düzeltir, yeniden yazar, yeniden okur, değiştirerek ve düzelterek yeniden yazarsınız. Sonra beş on kişiye okutur, izlenimlerini öğrenirsiniz. Sonra eleştirilere göre yeniden yazarsınız, yeniden okur, yeniden yabancı birinin gözüyle yazdıklarınıza bakarsınız. Çoğu zaman yazdıklarınızı beklemeye alır, dinlenmesini ve demlenmesini sağlarsınız. Sonra tekrar okursunuz. Eğer roman olduğuna karar verirseniz yayıneviyle temasa geçersiniz. Ola ki yazdıklarınız basılır, ola ki okuyucular tarafından okunur… Okunursa romancı sayılırsınız. Alınıp satılmazsa müteveffa romancı adını alırsınız.
Aliye Büşra Çetin: Çocuklara yönelik yazdığınız eserler var mı?
Ali Erkan Kavaklı: Var ama henüz onları keşfedip basabilecek yürekli bir yayıncı çıkmadı.
Saliha Arabacı: Çocuklara yazar olmaları için neler öneririsiniz?
Ali Erkan Kavaklı: Çocuklara okumalarını, bir alanda kendilerini yetiştirmelerini, bir alanın uzmanı olmalarını, sonra da bol bol okumalarını öneririm. Portakal Kızım, Osmancık, Sunguroğlu, Gülü Koklayamadım, İnsanlık Ayağa Kalk, Bilge Öğretmen, Gülen Öğretmen, İntikam, İtiraf Ediyorum, Cehennem Vadisi, Ergenekon’un Şifreleri, Çanakkale Mahşeri, Suç ve Ceza, Sefiller gibi romanları okusunlar. Daha doğrusu hangi alanda yazacaklarsa o alanın ustalarını okusunlar. Okumadan yazılmaz. İlla da yazar olacağım diyenler çıkarsa bir alan seçmelerini ve o alanın bütün ustalarını elden geçirmelerini tavsiye ederim. Sonra da o ustalar
Saliha Arabacı: Öğretmen olmanızın yazınız üzerindeki etkileri nelerdir?
Ali Erkan Kavaklı: Okuyucularımın damak zevkini, dil zevkini, tutkularını, kapasitelerini ve ihtiyaçlarını gözlemlememi sağladı. Eğitim kitaplarımda öğretmenliğe devam ediyorum.
Aliye Büşra Çetin: Konyalısınız; eserlerinize Konya’dan esintiler var mı?
Ali Erkan Kavaklı: Eserlerimde Konya esintileri değil, Konya rüzgârları vardır. Avrupalı Mevlevî adlı eserimi okursanız ne yaman rüzgârlar estirdiğimi görürsünüz.
Saliha Arabacı: Başarılı olmamız için neler önerirsiniz?
Ali Erkan Kavaklı: Çalışın, dehanız varsa ortaya çıkar; yoksa da çalışın, çalışmak dehanın yerini tutar.
Aliye Büşra Çetin: Yazar olmayı düşünen arkadaşlarımız için önerileriniz nelerdir?
Ali Erkan Kavaklı: Yazarlığı ciddiye alsınlar. Bu iş bir mevsimlik iş değildir. Yazarlar ömür boyu iğneyle kuyu kazar. Yalnızlığa razı olurlar. Eleştirilere göğüs gererler. Saldırılara yüreklerini siper edeler. Önce yuhalanırlar, başardıkları zaman alkışlanırlar. Sabır silahını kuşanmak gerek. Önce güşe-i uzlette okur, okur, okursunuz. Sonra tefekkür kulesine çekilir, fildişi kulede sanat ağınızı örerseniz. Sonra popüler olup alkışlanabilirsiniz. Hepsi yazarların kaderidir. Kaderine razı olan çıksın er meydanına, çeksin kalemini, kılıcını ve yazsın. Tavsiye ederim, iyi meslektir. Zihin terinizle insanların gönül bahçelerini sularsınız ve sevinirsiniz.
Aliye Büşra Çetin, Saliha Arabacı: Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.
Not: Röportaj, Çise dergisi için derginin editörleri tarafından yapılmıştır.
Bu kardeşlerime ben de Mehmet Nuri Yardım’ın “Romancılar Konuşuyor” isimli eserini tavsiye ederim.
Erol Afşin
06 Haziran 2010 da 10:16