HAYAT BİR İMTİHAN VE TELAFİSİ YOK

0

       “Cemaat, ölüm ibrettir. Hayat sala ile ezan arası kadar bir vakittir. Dünyaya geldiğimizde kulağımıza ezan okunur, öldüğümüzde arkamızdan sela verilir. Dünya işleri, meşguliyetler, nefsin daldığı gaflet insanı aldatır. Doğarken anne şefkatine muhtaç bir zavallı yumurcak olduğumuzu, ölünce dostların duasına muhtaç bir zavallı olacağımızı unuturuz. Ölüm en büyük nasihattır, unuttuklarımızı hatırlatır. Kim ölmem derse yanılır, kim mezarlığa gelmem derse gaflet uykusundadır.

     Allah bizi yoktan var etmiş, varlığından haberdar etmiş, türlü türlü nimetlerle berhüdar etmiş. Nimet vermiş, şükür istiyor. Hayat vermiş, zikir istiyor. Kâinat kitabını yaratmış, tefekkür istiyor.

     Bu dünya bir handır, gelen geçer, konan göçer.

     Hayatı vereni tanıyan, ona kulluk ve ibadet eden zindanlarda da olsa bahtiyardır. Ezanı duymayan, abdest almayan, alnını secdeye koymayan saraylarda da olsa bedbahttır.

      Dünya fanidir, hayat bir imtihandır. İnsan burada az duracaktır. Bu can bize emanettir. Emanetin sahibi, kendisine kulluk ve ibadet etmemizi istiyor ve cennete davet ediyor.

     Ondan geldik, ona döneceğiz.

     Dünya fani. Hayat, rüya gibi gelir geçer. Yunus Emre ne güzel söyler:

Geldi geçti ömrüm benim

Bir yel esip geçmiş gibi.

Hele bana şöyle gelir

Bir göz açıp yummuş gibi.

İş bu söze Hak tanıktır

Bu can gövdeye konuktur.

Bir gün ola çıka gide

Kafesten kuş uçmuş gibi.

Bir hastaya vardın ise

Bir yudum su verdin ise

Yarın anda karşı gele

Hak şarabın içmiş gibi.” (Ahiret Hesabına Hazırlanan Genç Mahşer’den)

PAYLAŞ

YORUM YAP