Güçlüğü Yenen İradenin Hikâyesi

0

Güçlü bir iradeye sahip olmak ve zorluklar karşısında yılgınlık göstermemek önemli. Azim ve irade gücünün önemini vurgulamak için size Fransız filozofu Alain ile çiftçinin hikâyesini anlatacağım:

“Yapraklar sürmeye başladı. Yakında tırtıllar karaağacın yapraklarına üşüşecek, bunları yok edecek. Ağaç âdeta ciğerlerinden mahrum kalacak. Havasızlıktan ölmemek için yeni yapraklar sürüp ikinci bir bahar yaşadığını göreceksiniz ama bu gayretler de işe yaramayacak. Nihayet önümüzdeki yılların birinde artık taze yaprak veremeyecek ve kuruyacak.”

Bahçesinde dolaşırken ağaçları çok seven dostum, böyle yanıp yakınıyordu. Bana asırlık karaağaçları gösteriyor ve yakında kuruyacaklarını söylüyordu.

-Mücadele etmeli, bu küçücük tırtıl âciz bir yaratıktır; bir tanesini öldüren, yüz tanesini, bin tanesini de öldürür, dedim.

-Bir tırtıldan ne çıkar? Milyonlarca var. Hiç düşünmemek daha iyi.

-İyi ama paranız var, işçi tutabilirsiniz. On gün içinde on işçi binlerce tırtıl öldürür. Bu güzel ağaçları kurtarmak için birkaç yüz frank feda edemez misiniz?

-Çok ağacım var, işçilerse az. Hem yüksek dallara nasıl yetişebilirler? Bu işi yapabilecek memlekette yalnız iki kişi var.

-İki kişi az mı? Onlar yüksek dallarla meşgul olurken daha az becerikli olanlar merdiven kullanır. Bütün ağaçları kurtaramasanız bile iki üç tanesini kurtarın, o da bir şey.

-Göze alamam. Ne yapacağımı biliyorum. Tırtılların istilasını gözümle görmemek için bir müddet buradan uzaklaşacağım.

-Daha mücadeleye başlamadan yenildiniz. Dünyanın azametiyle insanın aczini mukayeseye kalkışacak olursak hiçbir iş göremeyiz. İşe koyulun ve sadece yapacağınız işi düşünün. Şu dülgere bak. Manivelasını ne kadar rahatça çevirip duruyor; koca taş ancak yerinden şöyle bir kımıldıyor ama yine de ev tamamlanacak. Bir gün 15 santimetre kalınlığında bir duvarı delmek için elinde bir matkapla işe başlayan işçiye hayran olmuştum. Islık çalarak âletini çeviriyor; ince çelik kıymıklar kar gibi uçu­şuyordu. Bu adamın yılmazlığı beni duygulandırdı. Bun­dan 17 yıl önceydi. O deliği ve daha başkalarını delmiş olduğuna hiç şüphe etmeyin. Bizzat şu tırtıllardan ibret alın. Koca ağacın yanında bir tırtılın lâfı mı olur ama o küçük dişlemelerle bütün bir orman yok olup gider. Küçük gayretlerin göreceği işe inanmalı ve böceğe karşı, bir böcek sabrı ile mücadele etmeli. Bu ağaçları diken adam ömrün kısalığını aklına getirmemiştir. İşi gözünüzde büyütmeden harekete geçin, ağaçlarınızı kurtarırsınız. (Mutlu Olma Sanatı, Alain, 1951)

Tırtıllardan ders almalı ve tırtıl azmiyle çalışmalı. İnsanları canlandıran ümittir, öldüren ise ümitsizlik. Hayatımızı verimli ve faydalı bir şekilde geçirebilmek için ümitle zevkle ve şevkle çalışmalıyız. En güzel metot budur.

Mehmet Akif ne güzel söyler:

“Ye’is (ümitsizlik) öyle bir bataktır ki düşme, boğulursun!

Ümide sarıl sımsıkı, seyret, ne olursun.

Azmiyle, ümidiyle yaşar dünyada hep yaşayanlar;

Me’yus olanın ruhunu, vicdanın bağlar bağlar…

Sahipsiz olan bir memleketin batması haktır;

Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.

Feryadı bırak, kendine gel çünkü zaman dar,

Uğraş ki telafi edecek bunca ziyan var.

Feryat ile kurtulması memul ise haykır!

Yok, yok, hele sen azmindeki zincirleri bir kır.

İş bitti, sebatın sonu yok, deme! Yılma!

Ey kahraman milletin evladı, sakın ye’se kapılma!”

 

 

PAYLAŞ

YORUM YAP