Genelkurmay’ın Demokrasiye Saygısı Var mı?
Orgeneral İlker Başbuğ, ordumuzun demokrasiye saygılı olduğunu söylemiş. Çok sevindim, memnun da oldum. Genelkurmay başkanı böyle deyince insanın içini ferahlık kaplıyor. Demek ki ordumuz içinde darbe yapacak general, albay, subay yok diye düşünmeye başlıyorsunuz. Sonra insanın zihninde sorular sökün ediyor. “İyi de Türkiye’de darbeleri kim yapıyor?” “Darbe günlüklerini kim tutuyor?” “Mustafa Balbay’ın günlüklerinde adı geçen ve darbe için görüşüldüğü kaydedilen generaller ve subaylar sanal mı?”
İlker Başbuğ’un açıklamalarında olumlu birçok yön var.
Orgeneral Hilmi Özkök de demokrat olduğunu söylemişti.
O zaman İlker Başbuğ, bu açıklamayı neden yaptı? Niçin gerekli gördü?
Yine İlker Başbuğ, , “peygamber ocağı” olarak bilinen ordunun hiçbir zaman din karşıtı olmadığını ve dindar insanlara saygılı olduğunu vurgulamış.
“İyi de başörtülü analar neden nizamiye kapısında bekletiliyor? Namaz kılan subaylar neden ordudan ihraç ediliyor?”
İlker Başbuğ’un konuşmasındaki olumlu yönleri sayıp dökmeyeceğim.
Eğer İlker Başbuğ, ordumuzdaki subayların hepsinin demokrasi düşüncesine sahip olduklarını söylüyorsa ve gerçek bu ise bir daha kimse basın önüne çıkıp ordunun görevleri dışında bir açıklama yapmamalıdır.
Ordu adına açıklama yapması gereken bir milli savunma bakanı var. Demokrasilerde subaylar ve generaller, politik ve sosyal konularla ilgili açıklama yapmazlar.
“Almanya, Amerika, İngiltere gibi demokratik ülkelerde subaylar, kendi görev alanı dışındaki konularda demeç vermezler, verirlerse yetkili sivil otoriteler tarafından uyarılırlar.
Size bir örnek vereyim: Sene 2004. NATO Askerî Komisyon Başkanı Orgeneral Harald Kujat, Lettland’ı ziyaret için çıktığı yolculuk sırasında, basına demeç verdi. Bu demeci duyan Alman Savunma Bakanı Peter Struck Orgeneral Kujat’ı hemen telefonla aradı ve fırçaladı. Savunma bakanı: “Bir NATO ülkesinde kişisel görüşlerinizi açıklama yetkiniz yok.” dedi.
General Kujat, suçunu müdrikti:
“Sayın bakan, saygılar sunuyorum, haklısınız.”(Der Spiegel, 26.01.2004, s.18)
Org. Kujat’ın saygılar sunmasının elbette sebebi var. Peter Struck’tan önceki Savunma Bakanı Rudolf Scharping, Genelkurmay Başkanı General Kirchbach’ı görevinden almış, yerine General Harald Kujat’ı atamıştı. Olay şöyle gelişmişti:
Bakan Scharping, savunma harcamalarını azalmak amacıyla Org. Kirchbach’tan reform plânı istedi. Getirilen plân baştan savma yapılmıştı. Bakan Scharping, plânı beğenmedi. Der Spiegel’in yazdığına göre, hiç kimse sivil bakanı ciddiye alıp da doğru dürüst bir plân vermek istememişti. Bunun üzerine Bakan Scharping, Orgeneral Kirchbach’ı görevden aldı ve yerine Org.Harald Kujat’ı atadı.(Der Spiegel, 26.08. 2000, s.40)
Demokratik ülkelerde herkes kendi işini yapıyor. Sivilleri ilgilendiren konularda kimi generaller demeç vermiyor.
Bir örnek daha vereyim:
Elimde Der Spiegel dergisi var. Hıristiyan Demokrat Partili yeni Savunma Bakanı Franz Josef Jung, kendisiyle anlaşamadığın düşündüğü iki generali sessiz sedasız emekliye sevk etti. Olay dergide iki satırlık yer tutuyor. Haberin tamamı yarım sayfa. (25.2. 2006. s.17)
Hiçbir demokratik Batı ülkesinde genelkurmay başkanı basın ordusunu davet edip politik, siyasî, sosyal konularda konferans vermez.
Böyle bir konuşmaya gazete muhabirleri, yazarlar ve medya ordusu koşarak gitmez.
Maaşını halkın vergileriyle oluşturulan hazineden alan bir genelkurmay başkanının medyayı ikiye bölmeye, akredite veya akredite değil diye ayırmaya hakkı yok.
Ordunun tümüyle darbeci olmadığını herkes biliyor.
Fakat ordu içinde kimi darbeci subayların olduğunu, bunlar darbe planları yaptığını da herkes biliyor. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan tarihleri niçin hafızalara kazındı? Sivil otorite bazı darbeci subaylar tarafından al aşağı edildi. Hafızamızda çok kötü izler var. İlker Başbuğ’dan önceki generaller arasından birçok darbeci çıktı. Demokrasiye darbe indirildi, halk aşağılandı, güç kutsandı vs.
Benim Harp Akademileri’ndeki toplantıda en çok yadırgadığım şeylerden biri de emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı’nın İlker Başbuğ’un yanı başında oturması idi. Karadayı, internet sitelerine düşün konuşmalarında her darbede yer aldığını, sicilinin bozuk olduğunu söyledi. Her darbede yer alan, sicili bozuk birinin, demokrasiye saygılı olduğunu söyleyen bir genelkurmay başkanının yanında ne işi var?
Sözün özü, demokrasiye saygı, genelkurmay başkanı ve subayların basın önünde görev alanları dışında açıklama yapmamalarını gerektirir.

4 Yorum
Kerem Sunman on Mayıs 29th, 2009
Bizim askerimiz başka ülkelerin askerine benzemez.Ayrıca geçmişten günümnüze dek ordu-millet yapımızdan ötürü ordu hep ülke yönetimiyle yakından alakalı olmuştur.Görüşlerinize saygı duyuyorum fakat katılmıyorum , bir ülke eğer tam bağımsız değilse ki Türkiye’nin olmadığına inanıyorum siyasilerin, askerin ve benzer grupların içinde kötü niyetlli kişiler barınır işte bu kişileri niyuetinden geri çevirmek için bazı makamların yeri gelince haddini aşması ya da sertleşmesi gerekebilir. Yanlış anlamayın ben sadec asker siyasilerin işine karışabilir demiyorum siyasilerde askerin işine burnunu sokabilir. Bu yüzden önce eğitim önce ekonomik refah sonrada gerçek demokrasi zaten ekonomik refahın olmadığı yerde de insanlar fikirleriyle değil verilen 3 kuruşluk makarnayla oy verirler.
Murat on Haziran 6th, 2009
Ali Bey!
Siz hangi gazetede köşe yazarlığı yapıyosunuz? Vakit Gazetesinde…
Peki bu gazete Türkiye Cumhuriyeti Devleti otoritesine muhalifmi? Muhalif!
Pekiii yukarda da anlaşıldığı üzere TSK’yı bi türlü hazmedemeyip ve hala TSK’yı yıpratma çabalarınız sürüyor mu? Sürüyor!
Haddinizi bilin!..
ömer on Haziran 6th, 2009
murat bey şu bilin ali bey tamamen gerçekleri yazıyor ali beyin hiç bir zamn tdk’tı yıpratma gibi bir girişimi olmadı lütfen ali bye’i bölücülükle itham etmeyin yoksa bi dahaki yazım sizin için adres sormayacaktır ağır yazarım bu sadece bir önemli dipnottu rica ediyorum beni ağır yazmak için zorlamayın haddinizi yoksa size bildireceğim TERBİYESİZLER!!!


Ali Erkan Kavaklı on Nisan 20th, 2009
Demokrasiye saygısı olduğunu söyleyen genelkurmaybaşkanının demokratik ülkelerin genelkurmaybaşkanları gibi hareket etmemesi tuhaf. Demokratik ülkelerde genelkurmaybaşkanları politikacılar gibi iki de bir demeç vermez.