Ergenekon’un Şifrelerini “derin çete”yi deşifre etmek için yazdım

Son Çıkan Kitaplarım
                                                                             "
www.kitapyurdu.com\'dan satın al

Edebiyatçı, eğitimci yazar Ali Erkan Kavaklı 18. romanını Populer yayınları arasında yayınlandı. Bugüne kadar roman, hikâye, antoloji, ders kitabı ve başarı kitapları olmak üzere toplam 45 kitap yayınlayan Kavaklı konuştuk.

Tuba Çiçekdağ: Popüler yayınları arasında çıkan yeni romanınız Ergenekon’un Şifreleri’ni okuduktan sonra cesur bir yazar olduğunuza karar verdim. Böyle netameli bir konuyu neden seçtiniz?
Kavaklı: Evvela namuslu insanlar, namussuzlar kadar cesur olmalı. İtiraf Ediyorum, İntikam, Cehennem Vadisi ve Mafya Kıskacında Vurgun’u yazdığım zamanda böyle sorularla karşılaştım. Okuyucu soruyor: Seni tehdit etmiyorlar mı? Korkmuyor musun? Ben de herkes kadar korkuyorum. Cinayet işleyenler, darbe yapanlar, yapmak için kumpas kuranlar bizim korkularımızdan faydalanıyorlar. Ülkemizi Yunanistan’dan geri bırakan, ülke kaynaklarını hortumlayan, halkın iradesine ipotek koyanlar kadar cesur olmak zorundayız.
Konuyu neden seçtiğime gelince…
Almanya’da kaldığım yıllarda polisiye romanların çok okunduğunu gördüm. Türkiye’de pek yazılmayan bir tür. 1994 yılında Türkiye’ye kesin dönüş yapınca John Grisham, John le Carre, Henning Mankel gibi ben de polisi roman yazmaya karar verdim. Gazeteleri okurken cinayet kupürleri kesmeye başladım. Bana ilginç gelen haberleri kesiyordum. İz sürerken sürekli ve neredeyse periyodik cinayet işleyen bir çeteyle karşılaştım. Konu netameli, hatta tehlikeli idi. Buna rağmen peşine düştüm. Ülkemizi karıştıran, Türk-Kürt, Alevî-Sünnî, laik-dindar kavgaları çıkaran belalı bir çeteye ulaşmıştım. Aydın biri olarak bu çeteyi deşifre etmek boynumun borcu idi. İtalya’daki Gladio örneğini okuyunca cesaretim arttı. CIA’ye bağlı bir cinayet çetesi olan Gladio, İtalya’da cesur savcı Di Petro ve yardımcısı Fellice Cason sayesinde deşifre edilebilmişse bizde de deşifre edilebilirdi. Bu maksatla mafya serisi adını verdiğim romanları yazmaya başladım.
Tuba Çiçekdağ: Roman kahramanı Müfettiş Safa gerçekten yaşayan biri mi?
Kavaklı: Evet, Meclis’in kurduğu “faili meçhul cinayetleri araştırma komisyonu”na ifade verenlerin söyledikleri Susurluk Belgeleri adı altında kitaplaştırıldı. Bu kitabı okurken orada süper yetkili bir müfettişle tanıştım. Onun anlattıklarından hareketle İtiraf Ediyorum’u yazdım. Olayın geçtiği yerleri görmek ve roman kahramanlarından bir kısmını tanımak için Diyarbakır, Batman, Şırnak, Cizre, Siirt ve Van’a gittim. Birçok kişi ile görüştüm. PKK, Hizbullah, DHKP-C gibi terör örgütleri ile anlaşan Ergenekon Terör Örgütü’nün işlediği korkunç ve akıl almaz cinayet hikâyelerini yerinde dinledim. Kayıtlar yaptım, notlar tuttum ve sonra romanlaştırdım. Memleketin başını derde sokan itiraflarda bulunan bu müfettiş, 28 Şubat sürecinde ağır bir bedel ödedi, içeri atıldı ve bir süre yattı. “Derin çete” kendisiyle uğraşanları çoğu zaman cezalandırır.
Tuba Çiçekdağı: Sonra İntikam’ı yazdınız.
Kavaklı: Topladığım belgeler bir romana sığmadı. Bu arada yeni cinayetler işleniyordu. 28 Şubat süreci Ergenekon çetesinin marifetiydi. O süreçteki darbe meraklısı Çevik Bir ve ekibini, o ekiple mücadele eden Albay Yener, Yüzbaşı Hüseyin ve arkadaşlarının mücadelesini romanlaştırdım. Diyarbakır’ın efsane emniyet müdürü Gaffar Okan öldürülünce de Cehennem Vadisi’ni yazmaya karar verdim. Şemdinli’ye kadar olan süreci anlattım.
Tuba Çiçekdağ: Ergenekon’un Şifreleri’ni yazma kararını nasıl aldınız?
Kavaklı: 17 Mayıs 2006 tarihinde Danıştay’da hâkim Mustafa Yücel Özbilgin öldürülünce “derin çete”nin ülkeyi karıştırmak ve halkın seçtiği iktidarı indirmek için yeniden düğmeye bastığı kanaatine vardım. Arkasından başka seri cinayetler geldi. Hrant Dink öldürüldü, Malatya’da misyonerlerin boğazları kesildi, Trabzon’da Rahip Santora cinayeti işlendi. Başbakan’a suikast timleri yakalandı. Özel Harp Dairesinde görevli Yüzbaşı Nuri Bozkır, Yüzbaşı Murat Eren, arkasından Yarbay Mustafa Dönmez suikast planları ve cephaneliklerle yakalandılar. Benim için gereğinden fazla malzeme çıkmıştı. Üç yıl boyunca izlediğim cinayetleri ve hükümeti devirme senaryolarını romanlaştırdım.
Tuba Çiçekdağ: Gizli servisler, cinayet planları, ajanlarla ilgili bilgili toplamak zor değil mi? Kaynaklarınız kimler?
Kavaklı: Haklısınız, zor. Profesör Mahir Kaynak’ın da ifade ettiği gibi, istihbaratın % 80’i medyadan ve açık kaynaklardan toplanır. Haberlerin peşine düştünüz mü kimsenin görmediği kaynaklara da ulaşırsınız. Neticede gazetedeki sütunumda da Ergenekon, Gladio, çetelerle ilgili yazılar yazıyorum. Konuya ilgi duyduğumu gören kimi kaynaklar bana ulaşıyor. Gazetenin istihbarat servisinde acar gazeteci arkadaşlarım var, onlarla bilgi paylaşıyoruz. Birden çok kaynak var. Ayrıca Ergenekon ve terör örgütleri ile yayınlanan her türlü kitap, dergi ve gazete haberlerini çok ciddi bir şekilde takip ederim. Bu konularda yazan kaynaklarla yakın diyaloglar kurar, fikir alış verişinde bulunurum.
Tuba Çiçekdağ: Ergenekon tehlikeli bir örgüt değil mi?
Kavaklı: Çok tehlikeli. Org. Eşref Bitlis, Bnb. Cem Ersever, General Bahtiyar Aydın, Albay Özden, gazeteci Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Ahmet Taner Kışlalı, Özdemir Sabancı, Prof. Bahriye Üçok gibi ünlüleri temizleyen bir örgüt. Sivas Olayları, Başbağlar cinayeti, Gazi olayları gibi kitlesel katliamlar da onların işi. Hatta Bingöl’de 33 erin öldürülmesinde de onların parmağı var. Dehşet bir örgüt. Ama bu defa Silivri kapanına kısıldılar. Zulüm sonsuza kadar sürmez.
Tuba Çiçekdağ: Ergenekon davası nasıl biter?
Kavaklı: Bu örgütün Şemdinli’de astsubay adamları yargılandı, o zaman savcı Sarıkaya meslekten atıldı. Bu defa generaller yargılanıyor. Örgüte ordu içinden büyük tepki var. Örgütün provakasyonlarına karşı medya ve kamuoyu bilinçli hale geldi. Halk Ergenekoncuların oyunlarına gelmiyor. Avrupa’dan büyük oranda baskı ve tepki var. Amerika’daki Yahudi lobisi dışındaki örgütlerden de yeterli yardım görmüyorlar. Hele Demokrat Partili Barak Obama’nın seçilmesinden sonra güvendikleri Pentagon dağlarına kar yağdı.
Tuba Çiçekdağ: Romanda çok şaşırtıcı bilgiler var. Mesela Ankara’daki 11. Ağır Ceza Mahkemesi Danıştay cinayeti ile Ergenekon Davası arasında bağlantı kurmadı, dosya Yargıtay’dan döndü, yeniden görüşülüyor. Siz iki dava arasında bağlantı kurmuşsunuz.
Kavaklı: Hâkim Mustafa Yücel Özbilgen’in katili Avukat Alpaslan Aslan’da Yüzbaşı Muzaffer Tekin’in kartı ve Ulusal Ajansa ait basın kartı çıktı. Ayrıca Alpaslan Aslan, Muzaffer Tekin’in de ortağı olduğu Doğuş Faktoring adlı uyuşturucu ticareti yapan ve kara para aklayan bir şirketin avukatı. Danıştay cinayetine katılan Osman Yıldırım bir dizi itirafta bulundu. Emekli Yüzbaşı Tekin’in emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile çok yakın bağlantıları var. Veli Küçük; İP Başkanı Doğu Perinçek, Cumhuriyet başyazarı İlhan Selçuk’la bağlantılı. Doğu Perinçek, Abdullah Öcalan’ın kankası… Hepsi birbiriyle bağlantılı. Ankara’daki mahkemenin tavrı tuhaftı. Yanlış hesap Yargıtay’dan döndü.
Tuba Çiçekdağ: Roman olayları kurgulama sanatı. Siz yaşanmış olayları yazıyorsunuz. Hayal gücünüzü sınırlanmış hissetmiyor musunuz?
KAVAKLI: Cehennem Vadisi’ni tahlil ederken romancı Mehmet Niyazi Bey’in de belirttiği gibi, ben Türkiye’nin derin tarihini yazıyorum. Hayal gücümü roman kahramanlarının özel hayatını anlatırken yeterince kullanıyorum. Ama bir yandan da üstü örtülü karanlık cinayetleri kaleme alıyorum. Kahramanlarımın önemli bir kısmı gerçek hayatta yaşayan insanlar. Onlarla ilgili şeyleri yazarken vakaya bağlı kalıyorum, belgelere sadakat gösteriyorum.
Tuba Çiçekdağ: Kendinizi başarılı bir yazar olarak görüyor musunuz?
Kavaklı: Evet. 45 kitap yazdım, baskısı bitmeyen ve yeniden basılmayan kitabım yok. 18 baskı yapan kitabım var. 685 konferans verdim. Beş seneden beri yaklaşık her yıl 100 konferans veriyorum. Epey dua ve alkış aldım.
Tuba Çiçekdağ: İlk kitabınızla sonradan yazdığınız kitaplarınızı karşılaştırdığınızda kendinizde ne gibi eksiklikler buluyorsunuz?
Kavaklı: Kendini yenilemeyen ve geliştirmeyenler sadece mezarlıkta yatanlardır. Kendimi geliştiriyor ve yeniliyorum. Artık usta bir yazarım. Gülü Koklayamadım’ı 10 senede yazdım. Bazı bölümleri tekrar tekrar kaleme aldım. Geçen sene Gülen Öğretmen ve Bilge Öğretmen isimli iki roman birden yazdım. Yazdıkça ustalaşıyorum.
Tuba Çiçekdağ: Kendinizi geliştirmek için neler yaparsınız?
Kavaklı: Sürekli okurum, araştırırım. Seminerler takip ederim. Bilgili insanlarla dostluklar kurarım. En iyi arkadaşım kitaplardır. Entelektüel bir dost çevrem vardır.
Tuba Çiçekdağ: Eserlerinizi yazarken nelere dikkat edersiniz?
Kavaklı: Gönlümden geçenleri yaşatmasına, rüyalarımın gerçekleşiyor olmasına, faydalı olmaya dikkat ederim. Özellikle roman ve hikâyelerimin dil ve anlatım yönünden pürüzsüz ve sanatlı olmasına özen gösteririm. Yüreğimde fırtınalar koparan, beynimde hafakanlar uyandıran konuları seçerim. Beni duygulandıran, ağlatan, güldüren, aydınlatan, korkutan, öfkelendiren şeyleri yazarım.
Tuba Çiçekdağ: Ergenekoncular sizi kızdırdı mı, korkuttu mu?
Kavaklı: İkisi birden.
Tuba Çiçekdağ: Ergenekon’un Şifreleri ilgi görecek mi?
Kavaklı: Tahmin ederim. Serinin öteki kitapları çok okundu ve tartışıldı. Polisiye romanlarım Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde tez konusu oldu. Roman okumayan birçok insan, Türkiye’nin derin gerçeklerini yazıyor diye bu romanları okudular. Ergenekon’un Şifreleri de okunur ümit ediyorum.
Tuba Çiçekdağ: Genelde ne tür kitaplar ve hangi yazarları okursunuz?
Kavaklı: Roman; hikâye, şiir, başarı, eğitim, bilgi ve araştırma kitapları okurum. Sevdiğim yazarlar var, ama ben ilgimi çeken kitapları okurum. Mehmet Akif, Necip Fazıl, Yahya Kemal, Bediüzzaman, Buhari, Kur’an, Rilke, Goethe, Balzac, Ömer Seyfettin, Joseph Heller, Thomas Pynschon, Manfred Sprizter, Tony Buzan sıkça okuduğum yazarlardır.
Tuba Çiçekdağ: Günümüz gençlerine ne önerirsiniz?
Kavaklı: İngilizce ve Arapça başta olmak üzere dil öğrenmelerini, çalışmayı sevmelerini, alanlarında dünya çapında olmalarını, ibadet ve dua etmelerini tavsiye ederim.
Tuba Çiçekdağ: Edebiyat öğretmenisiniz. Mesleğinizi seviyor musunuz?
Kavaklı: Öğretmenlik benim için bisiklet sürmek, türkü söylemek, yüzmek, okumak gibi keyifli bir eylemdir.
Tuba Çiçekdağ: “Temeli sevgi olan bir sanat anlayışına sahibim.”diyorsunuz. Bu düşüncenizi neye göre belirlediniz?
Kavaklı: “İnsanların hayırlısı insanlara hizmet edendir.” buyurur sevgili Peygamberimiz. O her zaman rehberimdir.
Tuba Çiçekdağ: Bu zamana kadar hangi dallarda ödül aldınız?
Kavaklı: İntikam romanımla, Tante Ruth, Yemin ve Avrupalı Mevlevî hikâyelerimle, Sacayağın Ayakları ve Avrupa’ya Akan Türkler makalelerimle ödüller aldım. 2004 yılında gazetedeki köşe yazılarım dolayısıyla eğitim alanında yılın köşe yazarlığı ödülünü aldım. Geçen sene de “eğitim dalında en çok konferans veren ve eğitim kitapları en çok okunan yazar” ödülü aldım.
Tuba Çiçekdağ: Edebiyat ne zaman ilginizi çekmeye başladı?
Kavaklı: Edebiyat Fakültesinde okurken yazarlar, eserler ilgimi çekmeye başladı. Başarılı olan isimler beni etkiledi. Ben de bir Balzac, Tolstoy, Goethe, Rilke olmak istedim. Sadi, Mevlânâ ve Yunus Emre gibi yazıyorum. Elinden gelenin en iyisini yapmaya tutkuyla çalışan bir yazarım.
Tuba Çiçekdağ: Zaman ayırdığınız ve sorularımızı cevapladığınız için çok teşekkür ederim.
Kavaklı: İlginizden dolayı ben teşekkür ederim.

Bu yazı 73 kez okundu

Bir Yorum

haydar  on Mart 24th, 2010

yerde para bulmuş çocuklar gibi şen siniz ..bu ilişkiler yeni değil paradikmanın çöküşü tavsiye ederim .okuyun

Yorum Yaz