Doç. Dr. Sefa Saygılı Başarı Serüvenini Anlatıyor

Son Çıkan Kitaplarım
                                                                             "
www.kitapyurdu.com\'dan satın al

BAŞARIYA  UÇURAN  HİKÂYELER

“Dürüst ve doğru olun, yanlış yola sapmayın ve kesinlikle insanları aldatmayın.”

                                                                                                     Doç.Dr. Sefa Saygılı

Doç. Dr. Sefa Saygılı Başarı Serüvenini Anlatıyor

 

Doğup büyüdüğüm İskenderun, Anadolu’nun güneyinde, Suriye sınırında orta büyüklükte bir taşra şehriydi. Annem ev hanımı, babam ilkokul öğretmeniydi.

Liseden derece ile mezun oldum. Üniversiteye giriş imtihanında oldukça yüksek puan aldım. İlk tercihim olan İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi’ni 1980 yılında bitirdim. 1984’de aynı fakültenin psikiyatri kliniğinde uzmanlık eğitimimi tamamladım. 1991’de psikiyatri doçenti oldum ve 1992’den bu yana Vakıf Gureba Eğitim Hastanesi’nde psikiyatri klinik şefi olarak çalışıyorum. Aynı zamanda hastanenin “sağlık kurulu” başkanıyım. Adli Tıp Kurumu’nda Gözlem İhtisas Dairesinde görev yapıyorum.

Bunların dışında Yeşilay genel başkan yardımcılığını ve Sıcak Yuva Vakfı’nın yönetim kurulu başkanlığını yürütüyorum. Kızılay’ın merkez yönetim kurulu üyesiyim.

Kısacası oldukça aktif ve yoğun bir faaliyet alanım var. Ayrıca televizyon ve radyo programlarına çıkıyor, yurtiçi ve dışı geziler düzenliyor, gazete ve dergilere yazılar hazırlıyor, kitaplar çıkarıyorum.

Bugünlere gelmek kolay olmadı. Büyük gayreti ve hep motive olmayı gerektiren bir süreç bu. Gençlere belki yol gösterebilirim diye bahsetmek istiyorum.

Öncelikle öğrenmeyi ve bilgilenmeyi sevmek gerekiyor. Olayların iç yüzünü kavrayabilmek, dünyaya daha kuşbakışı bakabilmek için çok okumak, çeşitli yayınları takip etmek şart.

İlkokuldan itibaren öğrenme merakına sahip oldum, başarımın en temel sebebi budur sanıyorum. Yeni bilgiler duyduğumda içimi sevinç kaplar, sanki yaşamanın bir sırrını daha çözmüş gibi olurdum. Bu bakışı hep muhafaza etmeye çalıştım, çalışıyorum.

Okullar tatil olunca çeşitli çizgi romanlar ve değişik kitaplar okumak ihtiyaçtı benim için. Gerçekten okumanın oldukça zevkli olduğunu, ufkumu açtığını gördüm. Değişik insanları, ilginç olayları, esrarengiz yerleri tanıyordum.

Öğrenmek bana hep zevk verdi. Yaşıtlarım sokaklarda oynarken veya lüzumsuz işlerle vakit geçirirken derslerin içine gömülür, bir matematik problemini çözmenin veya tarihte bir ilerlemenin hikâyesini öğrenmenin zevkini tadardım.

Oyun oynamaz mıydım? Aksine mahallede futbol takımı kurar, komşu takımlarla maç yapardık. Çelik çomak, birdirbir, saklambaç, çizgi gibi oyunları zevkle oynardım. Ancak okul zamanı değil, tatillerde veya dersten yorulunca…

Başarılı olmamda ilkokul öğretmeni olan babamın büyük rolü vardı. Bilemediğimi ona sorardım. Babam soruyu hemen cevaplamaz, “Burada ne isteniyor, söyle bakalım?” derdi. Çünkü ona göre,Soruyu anlamak problemi çözmenin yarısıydı.”

Soruyu anladığımdan emin oluncaNasıl bir yol izlesek ki?” diyerek problem üzerinde düşünmemi ve gerekirse ipuçları vererek problemi çözmemi sağlardı. Sonunda hem çözmüş olmanın zevkini yaşar hem de sindirerek öğrenmiş olurdum.

Babamın ısrarla alternatif ve yardımcı ders kitaplarından yararlanmamı isterdi. Değişik eserler alır, aldırırdı.Bir de buradan konuları okuyun, tek bir kitaba saplanmayın.” derdi. Üstelik o yıllarda evimizde on ciltlik Gökkuşağı Ansiklopedisi vardı. Sık karıştırır, yeni bilgiler öğrenirdim.

Böyle değişik kaynaklara müracaat alışkanlığının hayatta çok faydasını gördüm. Farklı bakış açılarını değerlendirerek mutedil ve makul yolu bulmayı, aşırılıklardan kaçınmayı, karşı tarafın görüşlerine anlayışla yaklaşmayı ve onları anlamaya çalışmayı böylelikle öğrendim, alışkanlık haline getirdim.

Başarı için kendime uzun vadeli, yüksek çıtalı hedefler koymadım. O an için zevkle, neşeyle işimi yapmaya çalıştım. Başarı genellikle arkadan geliyor, gelmese de yeni şeyler öğrenmenin ve vaktimi faydalı meşguliyetle geçirmenin hazzını duyuyor, mutlu oluyordum.

Mesela lisedeyken öğrenme ve problemleri çözme gayretindeydim. Yüksek puan almak veya şu fakülteye girmek hedefinde değildim. Puanlar açıklandığında yakınlarımla ve bilenlerle istişare ettim, tıp fakültesine kaydolmaya karar verdim.

Bir başka özelliğim de sadece derslere saplanmamak, ayrıca alternatif meşguliyetlere de vakit ayırmaktı.

Tıp fakültesinin yoğun ders ortamında çeşitli dergi ve gazeteleri takip eder, ayda 2-3 tıp dışı kitap okur, sohbet ve seminerlere katılır,  fakülte derneğinde konferanslar düzenlerdim.

Bir ara çalışma dengem bozuldu. Derslerim kötü gitmeye başladı. Araştırdım, ders çalışma prensipleriyle ilgili bir iki kitap bulup okudum. Özenle yazılanları uygulamaya başladım. Zihnim ders dışı konulara kaymamalıydı. Kendimi sosyal faaliyetlerden geri çekmesini bildim ve sınıfın en çalışkan öğrencisi (şu an bir üniversitede profesördür) ile dostluğu ilerlettim. Ona benzemeye çalıştım, onu taklit ettim. Düzenli ders çalıştım.

Sınıfı zor geçen ben, bir baktım ki hep iyi ve pekiyi almaya başlamışım. Böylelikle fakülteyi, üstelik iyi derece ile bitirdim.

Tıp Fakültesindeyken Prof. Dr. Ayhan Songar’a hayranlık beslerdim. Hem değişik ilgi alanları vardı hem de yazar ve hocaydı. Onu örnek aldım ve böylelikle kendime bir yol haritası çizmiş oldum.

 

Netice:

Yazımın sonunda gençlere bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum:

1. Yaptığınız işi ve konumu sevin ve zevkli hale getirin. Mesela bir seferide İskenderun’dan İstanbul’a 48 saat süren tren yolculuğu yapmıştık. Yanımdaki bazı kişiler, yoldaki olumsuzlukları, trenin rötarını, aksilikleri ön plana çıkararak söylenip durdular. Ben ise pencereden dağları, denizi, şehirleri seyrederek, bazen de elimdeki kitabı okuyarak bu geziyi zevkli bir maceraya dönüştürmüştüm. İnsanlar bu devirde sevdikleri işi bulamayabilirler, ancak işlerini sevmek ellerindedir. İşini seven ise hem mutlu olur, hem de daha başarılı…

2. Sıradan biri olmayın. Muhakkak herkesten değişik ve sıradışı yönleriniz mutlaka olsun. Meselâ Ali Erkan Kavaklı sıradan bir öğretmen olsaydı bugünkü başarısına ulaşabilir miydi? O bir yazar, konferanslar veriyor ve bilginin ışığını milyonlarca kişiye yayıyor.

3. Ne yapıp edin dil öğrenin. En hayıflandığım konulardan biri yabancı dilimin yetersiz oluşudur. Yabancı dil olmayınca sanki eksik insansınız.

4. Yeniliklere ve teknolojik gelişmelere açık olun. Bilgisayara hâkim olun ve kullanmayı çok iyi öğrenin. Neredeyse sonsuz bilgiye ulaşmanın yolu buradan geçmektedir.

5. Aklı başında insanlarla görüşün, danışmanın ve öğrenmenin kıymetini bilin. Sadece kitaplar insanı geliştirmeye yetmez. Rehber ve örnek kişilerin sohbetine katılın.

6. Para kazanmayı değil bilgilenmeyi, insanlara faydalı olmayı, sıkıntılı ve dertli kişilere yardımcı olmayı hedef edinin. İnanın mutluluk ve huzur arkasından gelecektir.

         7. Dürüst ve doğru olan. Yanlış yola sapmayın ve kesinlikle insanları aldatmayın.

Bu yazı 24 kez okundu

Yorum Yaz