Darbe planları, demokratik bir ülkede olabilecek en büyük ayıptır. Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa’da darbe olmaz. Biz de NATO ülkesiyiz, bizde neden olur? Almanya Savunma Bakanı Karl-Theodor zu Gutenberg, Afganistan’da 124 sivilin öldürüldüğü bombalama olayı ile ilgili, kendisine yeterli bilgi vermediği için Genelkurmay Başkanı Org. Wolfgang Schneiderhan’ı görevinden alır, bizde başbakan bile bunca darbe belgesine rağmen genelkurmay başkanı ve darbe planlarında adı geçen subaylara dokunamaz.
Tüyler ürpertici yeni darbe planları gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlandı. Üç gündür Taraf, emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın, elbette Genelkurmay’ın bilgisi dairesinde, organize ettiği darbe planlarını yayınlıyor. 1. Ordu Komutanı Doğan; Fatih ve Beyazıt Camilerini bombalatma, uçağımızı Yunanlılara, olmazsa, Özel Filo Koluna düşürtme, askerî öğrenci, er ve erbaşları sivil kıyafetlerle Kadıköy ve Fatih’te yürüterek kargaşa çıkarma, darbeye tepki gösteren sivil itaatsizlik gösterenlere ateş ettirip sindirme, sıkıyönetim ve arkasından AK Partiyi indirip iktidara el koymayı planları yaptırmış ve kurmayları ile bu senaryoları nasıl uygulayacaklarını tartışmış.
5 bin sayfayı bulan planlar, insanın tüylerini diken diken edecek cinsten.
Ülkemizde daha önce darbeler olmasa, canım neticede bir senaryo, denebilir.
Çetin Doğan’ınki senaryo olarak kalmış, ama benzeri senaryolar bu ülkede icraya kaç defa kondu.
PKK’nın 2 numaralı ismi, “Parmaksız Zeki” kod adlı Şemdin Sakık; Malatya’dan Bingöl’e gönderilen 33 erin, alınan istihbarat raporlarına rağmen yola çıkarıldığını vurguluyor ve şöyle diyor:
“33 er korumasız olarak örgütün önüne atıldı.”
Olaydan yaralı olarak kurtulan 34. er Erdal Özdemir soruyor:
“Biz neyin kurbanı olduk?”
Dağlıca’da PKK’ya kurban edilen 15 er, Aktütün’de kurban verilen 6 asker…
Tokat, Reşadiye’de 7 erin kurban gidişi…
Hepsi cuntacıların iktidar olma hırsı uğruna…
Memurlar neden siyaset yapamaz?
Bürokratlar neden bir partiye üye olamaz?
Sivil toplum örgütleri neden cılız?
Bir İsveçli 4 sivil topluma üye iken Türkiye’de memurların neden, nerdeyse yarısı sivil toplum örgütlerine üye olmaz, olmaktan çekinir?
Cevabı basit.
Sivil toplum örgütlerinin güçlü olduğu Batı toplumlarında darbe yapılamaz. Bizde de sivil toplum örgütleri güçlü olursa darbecilerin gözü korkar ve sivil toplumun seçtiği iktidarları darbe ile indiremezler.
Balyoz Operasyonunda 200 bin kişiyi Şükrü Saraçoğlu ve Burhan Felek statları ile Ümraniye Netaş tesislerine doldurmayı düşünmüş Çetin Doğan.
Peki, milyonlarca insan örgütlenir ve tankların üstüne yürürse ne olacak?
Böyle bir sivil organizasyon olmaması için siyasetin alanı daraltılıyor. Kamu görevlileri siyaset yapamıyor ve sivil toplum örgütleri budanıyor.
Balyoz darbe planı yapanlar, darbe ortamı oluşturmak için “tethiş faaliyetleri” icra etmeyi, keşiftimleri ile camilerde bomba konacak yerler keşfetmeyi, sonra “taarruz timleri” ile cuma namazının farzından sonra masum halkı bombalamayı ve mümkün olduğunca yaralı sayısını artırmayı hedefliyorlar.
Bombaların patlayışını filme almayı, internet sitelerinde yayınlayarak halkta infial uyandırmayı da planlamışlar.
Cemaatin arasına koyacakları provakatörlerle cemaati tahrik etmeyi, olayları büyütmeyi ve yapılacak gösterileri medyada yayınlayarak ülkeyi yönetilemez hâle getirdiklerini halka göstermeyi planlara yazmışlar.
“Darbe için elverişli koşulları” oluşturduktan sonra tıpkı 1979’da olduğu gibi sıkıyönetim ilan ettirecekler, arkasından 12 Eylül 1980’de olduğu gibi darbe yapacaklar.
27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat darbeleri… Arkasından Sarıkız, Ayışığı, Eldiven, Kafes Eylem Planları… Arada Balyoz Darbe Planı…
Yunanistan’da kişi başına düşen milli gelir 32.421 dolar; Türkiye’de 10.436.
Darbeciler yüzünden ülke, 500 sene idare ettiğimiz Yunanistan’dan 3 kere geri kaldı.
Darbe heveslilerinin soluğunu kesmek için şunlar yapılmalı:
1.Sivil toplum güçlendirilmeli, memurların siyaset yapmaları önündeki engeller temizlenmeli, Türkiye Avrupa’ya yaklaştırılmalı.
2. Yeni ve demokratik bir Anayasa yapılarak demokrasi güçlendirilmeli. Fizik boşluk kabul etmez, sivil toplum zayıf olursa meydan darbeci cuntalara kalır.
3. Genelkurmay, Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanmalı, bakana genelkurmay başkanını göreve getirme ve görevden alma yetkisi verilmeli.
4. Askerî okullardan başlamak üzere mili güvenlik dersleri yerine demokrasi ve insan hakları dersleri konmalı, askerî okullarda demokratik eğitim verilmeli.
5. Darbe planlarına adı karışanlar ordudan atılmalı, ordu içine sızmış cuntacılar, bir an önce ordudan temizlenmeli, yargılanmalı ve mahkûm edilmeli.
Geçen hafta Eğitim Bir-Sen’in davetlisi olarak Adana ve Kozan’da “Proje Merkezli Demokratik Eğitim” konulu konferanslar verdim. Eğitimci dostlarla sivil toplumun güçlendirilmesi ve demokratik ve projeci bir eğitim sisteminin geliştirilmesini konuştuk.
Her şeyden önce eğitimin demokratikleştirilmesi şart.
25-26 Ocak’ta Memur-Sen, Ankara Rixos Otel’de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılacağı Uluslararası Demokrasi Kongresi düzenliyor. Memur-Sen sivil toplumu ve demokrasiyi güçlendirmek amacıyla çok güzel faaliyetlere imza atıyor. Dostları bu kongreye katılmaya davet ediyorum.
Not 1. Cumartesi saat 18’de Taksim Atatürk Kitaplığı’nda “Hatıralar, Tecrübeler, Teklifler” konulu bir sohbet yapacağım, dostlar davetlidir.
Not 2. Adana’da sivil toplumu güçlendirmek ve eğitimi kaliteli hâle getirmek için konferanslar organize eden Eğitim-Bir-Sen Başkanı Ali Uslu, İlhami Fındık, Eyüp Çinçik, Mehmet Topuz, Kozan Başkanı Gazi Keleş, Şahin Bozkurt, Yüreğir Milli Eğitim Müdürü Ahmet Özdemir, Sarıçam Milli Eğitim Müdürü Erdal Denge, Karaisalı Belediye Başkanı Babacan Duran, Eğitim-Bir-Sen temsilcisi Mustafa Gürsel Şimşek, Sungurbey Anadolu Lisesi Müdürü Mehmet Özcanlı, müdür başyardımcısı Ahmet Onanlı ve adını sütuna sığdıramadığım eğitim gönüllüsü dostlara bin teşekkür ederim.
Sosyal Ağlarda Paylaş