Çok Okumasaydım Yazar Olamazdım

Dosya altında: Röportajlar |

   Bu röportajı gerçekleştirmek için 19 roman 4 hikâye, 12 eğitim, başarı ve motivasyon, 2 şiir, 5 sohbet, 3 ders kitabı olmak üzere toplam 45 kitap kaleme almış; eğitimci yazar Ali Erkan KAVAKLI ile randevulaştık ve duvarları tamamen kitapla kaplı ofisinde buluştuk. Yazar, bizi oturduğu sitenin kapısında güler yüzle karşıladı. Okumuş insanlara mahsus bir centilmenlikle hoş geldiniz, dedi ve evine buyur etti. Apartmanın üçüncü kattaki dairesine birlikte çıktık. Buraya kadar gördüklerimiz, sıradan şeylerdi. Kavaklı’nın çalışma odasına girince gördüklerime inanamadım. Odanın üç duvarı yerden tavana kadar kitapla doluydu. Ciltli, ince, kalın, aktüel, tarihî… Her türden kitaplar… Odanın kitapsız tek duvarında pencere var. Pencere önünde de dergiler ve gazete kupürleri,-ki Kavaklı polisiye romanlar yazarken güncel olaylardan hareket ediyor, romanlara malzeme teşkil eden olayların büyük bir kısmını gazetelerden derliyor- ayrıca aktüel kitaplar var. Masanın üstünde bilgisayar haşmetle kurulmuş ve hemen arkasında yine kitaplar dizili, masanın sağ yanında tarayıcı, öbür tarafta telefon, internet kabloları… Tam yazara yakışacak nitelikte bir ofis… Gülümseyerek takıldım:

-Bu odaya giren, burası ideal bir yazar ofisi, der.

-Bu ifade eksik olur. Bunca gazete, kitap ve dergiyi gören; burası okur ve yazar odası demeli.

Elime bir tane Der Spiegel dergisi kaptım. Almanca dergiyi evirip çevirdim. Kapakta ekonomi ile ilgili bir manşet vardı.

 

İYİ BİRYAZAR, AYNI ZAMANDA İYİ BİR OKUYUCUDUR

-İyi bir okur olmalısınız.

            -İyi bir yazar olmanın, hatta iyi bir insan olmanın birinci şartı okumaktır.

-Hocam, yurt dışında kaldınız, Avrupa ülkelerini dolaştınız. Ülkemizi biliyorsunuz. Okumak neden önemli?

-Almanya’da tanıştığım, Gerçeği Arayan Alman Doktor romanımın kahramanı Dr. Hermann Heller bir mektubunda şöyle yazmıştı:

            “Okumamak, Allah’a isyandır.”

Kendisi haftada 17 kg kâğıt okuduğunu söylerdi. Gazete, dergi, kitap… Almanlar, Avrupa’nın en çok okuyan milletidir. Kitap 8. ihtiyaç maddesi, Avrupa ülkelerinde kitap 16. ihtiyaç maddesi. İbrahim Ünal, “Kitap Tiryakiliği” adlı kitabına göre ülkemizde 122. ihtiyaç maddesi. Her insanın senede 122 ihtiyacı olmaz. Ülkemizde bazı insanlar için kitap ihtiyaç değil.

Hâlbuki okumak, insan zihnini besliyor. Bilgi, beyin vitaminidir. Okuyan insan zekâsını parlatır, yeteneklerini geliştirir. Avrupa’nın en çok ihracat yapan ülkesi Almanya’dır.

 

BİLGİ İNSANLARI YÜCELTİR

-Bizde okuyup da ne olacak, derler. Okuyanlar ülkelerini geliştiriyor.

            -Okuyanlar önce kendilerini sonra da ülkelerini geliştiriyorlar. İlim, insanı yükseltir. Bu gerçek, Hz. Adem’den beri biliniyor. Bildiğiniz gibi Yüce Allah, Hz. Adem’i yarattı ve ona ilim öğretti. Sonra da Hz. Adem’in yaratılmasına itiraz eden ve yeryüzünde kan dökecek, fesat çıkaracak birini mi yaratacaksın, diyen melekleri çağırdı. Eşyanın isimlerini sordu. Onlar bilemeyince Hz. Adem’e eşyanın isimlerini saymasını emretti. Hz. Adem, isimleri sayınca meleklerden üstün olduğu anlaşıldı. Cenab-ı Hak, meleklere Hz. Adem’e secde etmelerini emretti. Onlar da secde ettiler.

            -İlmin insanı yükselttiğini anlatan çok güzel bir kıssa. Hz. Adem’i meleklerden üstün hâle getiren şey bilgi. Bu da okumanın ve eğitimin ne kadar önemli olduğunu göstermeye yeter.

-Okumak, düşünmek demektir, düşünme eyleminin literatürümüzdeki adı tefekkürdür. Tefekkür ise ibadettir. Sevgili Peygamberimiz (sav), bir saat tefekkür, bir sene ibadetten hayırlıdır, buyurur. Biz okumanın, öğrenmenin, ilim tahsil etmenin ibadet olduğunu unuttuk. Büyük devletler ve medeniyetler kuran atalarımız; ilme ve ilim adamına önem veriyorlardı.

-Kitabın önemini gençlere yeterince anlatamıyoruz. Bu konuda nasıl bir çaba sarf etmeli?

            -Önce işin önemini kavratmalı. Kitap gerçekten önemli. Biz kitaba dayanan bir medeniyetin sahibiyiz. İslam medeniyetinin temelinde kitap vardır. İslamiyetten önce Araplar, deve çobanlığı ve ticaret yapıyorlardı. Kitap ve medeniyet sahibi değillerdi. Bir kitap geldi, -Hz. Kur’an nazil oldu- Araplar bu kitaba inandılar ve onun emirlerine uydular; dünya çapında medeniyetler kurdular, dünyayı yönettiler. Kitap deve çobanlarını dünya hükümdarı yaptı. Toplumun üst kademelerindeki insanlar, iyi eğitim almış kişilerdir. Cumhurbaşkanı, başbakan, genel müdür, vali, kaymakam, öğretmen… Hepsi üniversite okumuş kimselerdir. Demek ki eğitim bugün de insanları yükseltiyor. Bu gerçek iyi anlatılmalı ve çocuklara okudukları kitap başına ödül vererek okumayı sevmeleri sağlanmalı.

 

KİTAPLARIN DÜNYASINDA HUZUR BULDUM

 

-Siz nasıl okuma alışkanlığı kazandınız? Kendinizden örnek verir misiniz?

-İlkokul öğretmenim disiplinli bir adamdı. Sürekli ödev kontrolü yapar, çalışanları ödüllendirirdi. Onu okumamda önemli katkısı oldu. İlkokul bitince parasız yatılı sınavlarını kazanarak köyden Konya’ya gittim. Okulun karşısında il halk kütüphanesi vardı. Kütüphaneye önce ders çalışmak için gittim, sonra kitaplara imrendim, roman ve hikâye kitapları okumaya başladım. Ailemin ekonomik durumu iyi değildi, o hayattan sıyrılmanın yolu okumaktan geçiyordu. Bu konuda ailem ve öğretmenlerimin telkinlerini hatırlıyorum. Sonraki seneler okumak bende tutku hâlini aldı. Kitapların dünyasında kendimi huzurlu ve mutlu hissettim.

-Öğrencilik yıllarınızda ne çeşit kitaplar okurdunuz?

            -Önce ders kitapları tabi. Sonra roman ve hikâye, daha sonra fikir, sanat ve araştırma kitapları okumaya başladım.

            -Hangi kitaplar ve hangi yazarlar sizi etkiledi?

-Ömer Seyfettin’in And, Kaşağı, Beyaz Lale, Pembe İncili Kaftan, Yalnız Efe, Bomba, Tosun Bey, Perili Köşk, Yüksek Ökçeler’i; Hekimoğlu İsmail’in Minyeli Abdullah, Maznun, Davet; Yaşar Kemal’in İnce Memed ve Taş Çatlasa; Şule Yüksel Şenler’in Huzur Sokağı, Sami Arslan’ın Karanlık Gecelerin Nurlu Sabahı ilk etkilendiğim kitaplardı. Ortaokul yıllarımdan itibaren kitap okuma kulübüne üye oldum, her hafta düzenli bir şekilde toplanıp Risale-i Nur Külliyatı okuyan arkadaşlara katıldım ve tefsir kitapları okumaya başladım.  Bediüzzaman Said Nursi serisine İşaratü’l-İcaz’la başladım. Daha sonra 23. Söz, İman ve Küfrün Müvazeneleri, Tabiat Risalesi, Tarihçe-i Hayat, Mektubat, Lem’alar, Sözler, Şualar, Asayı Musa ile devam ettim. O gün bugün Risale-i Nurlar başucu kitaplarımdır.  Aynı yıllar Necip Fazıl Kısakürek, Mehmet Akif Ersoy, Ahmet Hikmet Müftüoğlu gibi yazarlar ilgi alanıma girdi. Daha sonra Sinekli Bakkal, Yaban, Çalıkuşu, Çağlayanlar, Dede Korkut Hikâyeleri ve Kemalettin Tuğcu serisini elden geçirdim. 

                -Üniversite yıllarında da çok okur muydunuz?

-Hem de çok. Prof. Mehmet Kaplan Yeni Türk Edebiyatı dersimize gelirdi. Kitap gibi ders anlatır ve her ders en az 10 kitap tavsiye ederdi. Sahaflar ve Beyaz Saray kitapçılar çarşısını, Beyazıt Belediye Kütüphanesini, Türkoloji Kütüphanesini onun sayesinde tanıdım. Hikâye Tahlilleri, Şiir Tahlilleri ve Tanpınar’ın 19.Yüzyıl Türk Edebiyatı Tarihi bana iyi birer referans oldu. Prof. Nihat Çetin, bana Üniversite ve Süleymaniye Kütüphanelerini tanıttı. Araştırma yapma, kaynak tarama, doküman toplama, kitap yazma usûllerini anlattı.

                -Literatüre ilginiz devam etti o zaman…

-Halit Ziya Uşaklıgil, Reşat Nuri, Halide Edip, Fakir Baykurt, Tanpınar, Âşık Veysel, O. Henri, Honore de Balzac, Dostoyevski, Hemingway, Kurt Tuholski, Tolstoy, Turgenyev, Alain, Şeyh Sadi üniversite yıllarımda tanıyıp okuduğum yazarlar. Fuzûlî, Bâkî, Şeyh Galip, Yunus Emre, Mevlânâ çizgisinde sanat ve gönül dünyasının sultanlarını yine üniversite yıllarımda tanıdım.

                – Daha sonraki yıllar…

- Sonraki yıllarda Sefiller, Çocuk Kalbi, Suç ve Ceza, Derdimi Seviyorum, Osmancık, Küçük Ağa, Sunguroğlu, Çakabey, Malazgirtte Bir Cuma Sabahı, Bu Atlı Geçide Gider, Geçitteki Ülke, Ak Topraklar, Azap Toprakları, Akdeniz Bizimdi, Şeyh Şamil, Bağdat’ta Ölüm İstanbul’da Aşk gibi kitapları severek okudum. Cengiz Dağcı’nın Korkunç Yıllar, O Topraklar Bizimdi romanları beni sarstı. Cengiz Aytmatov’un Gülsarı, Toprak Ana, Cemile, Gün Uzar Yüzyıl Olur romanları harika. Okumaktan zevk aldım.  1974’te Cemil Meriç’i tanıdım. Bu Ülke yeni çıkmıştı. Ezberlercesine okudum. Umrandan Uygarlığa, Mağaradekiler Türk aydınının ezberini bozan kitaplardı.

 

                OKUMASAYDIM YAZAR VE KONFERANSÇI OLAMAZDIM

 

            -Peki, okumak size ne kazandırdı?

            -Köşe yazarı oldum, sevdiğim bir mesleğim var. Okumasaydım edebiyat öğretmeni ve yazar olamazdım. Yurt içinde ve yurt dışında yaklaşık 750 konferans verdim. 45 kitap yazdım.  Okumasaydım yazamazdım. Toplum içinde de itibar kazandım. Ümit ederim, Rabbim katında da sevabım artmıştır.

            -Elinize ne geçerse okur musunuz yoksa kitapları seçer misiniz?

-Elbette seçerim. Elime ne geçerse giymediğim, önüme ne gelirse yemediğim gibi, önüme çıkan her kitabı okumam, bunun için zamanım da yok. Beni besleyeceğine, yükselteceğine ve bana faydalı olacağına inandığım kitapları okurum.

-Kitap ve okuma üzerine son sözünüz…

            -Medeniyetleri kitaplar kurar. Bu milleti yükseltmek istiyorsak genç nesli okutmalıyız. İlim sahibi ve ahlaklı olmaları için çalışmalıyız. İlim insanları ve milletleri yükseltir. Bugün Amerika’yı süpergüç yapan bilim ve teknolojidir.  Dün Endülüs Emevi Devleti, Selçuklu ve Osmanlı’yı süpergüç yapan ilim, sanat ve marifetti. Hz. Ömer’i, dünyanın en adaletli halifesi yapan Kur’an ve ilim olduğu gibi Barac Hüseyin Obama’yı de ABD başkanı yapan eğitim ve okumaktır. İki üniversite bitirmiş Obama. Dünyada yükselmeyi isteyen kitaba ve ilme sarılsın; ahrette saadet isteyen yine ilme sarılmalı.

-Değerli hocam, bu güzel sohbet için çok teşekkür ediyorum.

-Ben de teşekkürü borç bilirim. Sayenizde ilmin ve okumanın önemini anlatmış oldum. 

-Bu ifade eksik olur. Bunca gazete, kitap ve dergiyi gören; burası okur ve yazar odası demeli.

            Elime bir tane Der Spiegel dergisi kaptım. Almanca dergiyi evirip çevirdim. Kapakta ekonomi ile ilgili bir manşet vardı.

 

            İYİ BİRYAZAR, AYNI ZAMANDA İYİ BİR OKUYUCUDUR

           

-İyi bir okur olmalısınız.

            -İyi bir yazar olmanın, hatta iyi bir insan olmanın birinci şartı okumaktır.

            -Hocam, yurt dışında kaldınız, Avrupa ülkelerini dolaştınız. Ülkemizi biliyorsunuz. Okumak neden önemli?

            -Almanya’da tanıştığım, Gerçeği Arayan Alman Doktor romanımın kahramanı Dr. Hermann Heller bir mektubunda şöyle yazmıştı:

            “Okumamak, Allah’a isyandır.”

            Kendisi haftada 17 kg kâğıt okuduğunu söylerdi. Gazete, dergi, kitap… Almanlar, Avrupa’nın en çok okuyan milletidir. Kitap 8. ihtiyaç maddesi, Avrupa ülkelerinde kitap 16. ihtiyaç maddesi. İbrahim Ünal, “Kitap Tiryakiliği” adlı kitabına göre ülkemizde 122. ihtiyaç maddesi. Her insanın senede 122 ihtiyacı olmaz. Ülkemizde bazı insanlar için kitap ihtiyaç değil.

            Hâlbuki okumak, insan zihnini besliyor. Bilgi, beyin vitaminidir. Okuyan insan zekâsını parlatır, yeteneklerini geliştirir. Avrupa’nın en çok ihracat yapan ülkesi Almanya’dır.

 

            BİLGİ İNSANLARI YÜCELTİR

           

-Bizde okuyup da ne olacak, derler. Okuyanlar ülkelerini geliştiriyor.

            -Okuyanlar önce kendilerini sonra da ülkelerini geliştiriyorlar. İlim, insanı yükseltir. Bu gerçek, Hz. Adem’den beri biliniyor. Bildiğiniz gibi Yüce Allah, Hz. Adem’i yarattı ve ona ilim öğretti. Sonra da Hz. Adem’in yaratılmasına itiraz eden ve yeryüzünde kan dökecek, fesat çıkaracak birini mi yaratacaksın, diyen melekleri çağırdı. Eşyanın isimlerini sordu. Onlar bilemeyince Hz. Adem’e eşyanın isimlerini saymasını emretti. Hz. Adem, isimleri sayınca meleklerden üstün olduğu anlaşıldı. Cenab-ı Hak, meleklere Hz. Adem’e secde etmelerini emretti. Onlar da secde ettiler.

            -İlmin insanı yükselttiğini anlatan çok güzel bir kıssa. Hz. Adem’i meleklerden üstün hâle getiren şey bilgi. Bu da okumanın ve eğitimin ne kadar önemli olduğunu göstermeye yeter.

            -Okumak, düşünmek demektir, düşünme eyleminin literatürümüzdeki adı tefekkürdür. Tefekkür ise ibadettir. Sevgili Peygamberimiz (sav), bir saat tefekkür, bir sene ibadetten hayırlıdır, buyurur. Biz okumanın, öğrenmenin, ilim tahsil etmenin ibadet olduğunu unuttuk. Büyük devletler ve medeniyetler kuran atalarımız; ilme ve ilim adamına önem veriyorlardı.

            -Kitabın önemini gençlere yeterince anlatamıyoruz. Bu konuda nasıl bir çaba sarf etmeli?

            -Önce işin önemini kavratmalı. Kitap gerçekten önemli. Biz kitaba dayanan bir medeniyetin sahibiyiz. İslam medeniyetinin temelinde kitap vardır. İslamiyetten önce Araplar, deve çobanlığı ve ticaret yapıyorlardı. Kitap ve medeniyet sahibi değillerdi. Bir kitap geldi, -Hz. Kur’an nazil oldu- Araplar bu kitaba inandılar ve onun emirlerine uydular; dünya çapında medeniyetler kurdular, dünyayı yönettiler. Kitap deve çobanlarını dünya hükümdarı yaptı. Toplumun üst kademelerindeki insanlar, iyi eğitim almış kişilerdir. Cumhurbaşkanı, başbakan, genel müdür, vali, kaymakam, öğretmen… Hepsi üniversite okumuş kimselerdir. Demek ki eğitim bugün de insanları yükseltiyor. Bu gerçek iyi anlatılmalı ve çocuklara okudukları kitap başına ödül vererek okumayı sevmeleri sağlanmalı.

 

KİTAPLARIN DÜNYASINDA HUZUR BULDUM

 

-Siz nasıl okuma alışkanlığı kazandınız? Kendinizden örnek verir misiniz?

-İlkokul öğretmenim disiplinli bir adamdı. Sürekli ödev kontrolü yapar, çalışanları ödüllendirirdi. Onu okumamda önemli katkısı oldu. İlkokul bitince parasız yatılı sınavlarını kazanarak köyden Konya’ya gittim. Okulun karşısında il halk kütüphanesi vardı. Kütüphaneye önce ders çalışmak için gittim, sonra kitaplara imrendim, roman ve hikâye kitapları okumaya başladım. Ailemin ekonomik durumu iyi değildi, o hayattan sıyrılmanın yolu okumaktan geçiyordu. Bu konuda ailem ve öğretmenlerimin telkinlerini hatırlıyorum. Sonraki seneler okumak bende tutku hâlini aldı. Kitapların dünyasında kendimi huzurlu ve mutlu hissettim.

-Öğrencilik yıllarınızda ne çeşit kitaplar okurdunuz?

            -Önce ders kitapları tabi. Sonra roman ve hikâye, daha sonra fikir, sanat ve araştırma kitapları okumaya başladım.

            -Hangi kitaplar ve hangi yazarlar sizi etkiledi?

            -Ömer Seyfettin’in And, Kaşağı, Beyaz Lale, Pembe İncili Kaftan, Yalnız Efe, Bomba, Tosun Bey, Perili Köşk, Yüksek Ökçeler’i; Hekimoğlu İsmail’in Minyeli Abdullah, Maznun, Davet; Yaşar Kemal’in İnce Memed ve Taş Çatlasa; Şule Yüksel Şenler’in Huzur Sokağı, Sami Arslan’ın Karanlık Gecelerin Nurlu Sabahı ilk etkilendiğim kitaplardı. Ortaokul yıllarımdan itibaren kitap okuma kulübüne üye oldum, her hafta düzenli bir şekilde toplanıp Risale-i Nur Külliyatı okuyan arkadaşlara katıldım ve tefsir kitapları okumaya başladım.  Bediüzzaman Said Nursi serisine İşaratü’l-İcaz’la başladım. Daha sonra 23. Söz, İman ve Küfrün Müvazeneleri, Tabiat Risalesi, Tarihçe-i Hayat, Mektubat, Lem’alar, Sözler, Şualar, Asayı Musa ile devam ettim. O gün bugün Risale-i Nurlar başucu kitaplarımdır.  Aynı yıllar Necip Fazıl Kısakürek, Mehmet Akif Ersoy, Ahmet Hikmet Müftüoğlu gibi yazarlar ilgi alanıma girdi. Daha sonra Sinekli Bakkal, Yaban, Çalıkuşu, Çağlayanlar, Dede Korkut Hikâyeleri ve Kemalettin Tuğcu serisini elden geçirdim.

                -Üniversite yıllarında da çok okur muydunuz?

                -Hem de çok. Prof. Mehmet Kaplan Yeni Türk Edebiyatı dersimize gelirdi. Kitap gibi ders anlatır ve her ders en az 10 kitap tavsiye ederdi. Sahaflar ve Beyaz Saray kitapçılar çarşısını, Beyazıt Belediye Kütüphanesini, Türkoloji Kütüphanesini onun sayesinde tanıdım. Hikâye Tahlilleri, Şiir Tahlilleri ve Tanpınar’ın 19.Yüzyıl Türk Edebiyatı Tarihi bana iyi birer referans oldu. Prof. Nihat Çetin, bana Üniversite ve Süleymaniye Kütüphanelerini tanıttı. Araştırma yapma, kaynak tarama, doküman toplama, kitap yazma usûllerini anlattı.

                -Literatüre ilginiz devam etti o zaman…

                -Halit Ziya Uşaklıgil, Reşat Nuri, Halide Edip, Fakir Baykurt, Tanpınar, Âşık Veysel, O. Henri, Honore de Balzac, Dostoyevski, Hemingway, Kurt Tuholski, Tolstoy, Turgenyev, Alain, Şeyh Sadi üniversite yıllarımda tanıyıp okuduğum yazarlar. Fuzûlî, Bâkî, Şeyh Galip, Yunus Emre, Mevlânâ çizgisinde sanat ve gönül dünyasının sultanlarını yine üniversite yıllarımda tanıdım.

                - Daha sonraki yıllar…

                - Sonraki yıllarda Sefiller, Çocuk Kalbi, Suç ve Ceza, Derdimi Seviyorum, Osmancık, Küçük Ağa, Sunguroğlu, Çakabey, Malazgirtte Bir Cuma Sabahı, Bu Atlı Geçide Gider, Geçitteki Ülke, Ak Topraklar, Azap Toprakları, Akdeniz Bizimdi, Şeyh Şamil, Bağdat’ta Ölüm İstanbul’da Aşk gibi kitapları severek okudum. Cengiz Dağcı’nın Korkunç Yıllar, O Topraklar Bizimdi romanları beni sarstı. Cengiz Aytmatov’un Gülsarı, Toprak Ana, Cemile, Gün Uzar Yüzyıl Olur romanları harika. Okumaktan zevk aldım.  1974’te Cemil Meriç’i tanıdım. Bu Ülke yeni çıkmıştı. Ezberlercesine okudum. Umrandan Uygarlığa, Mağaradekiler Türk aydınının ezberini bozan kitaplardı.

 

                OKUMASAYDIM YAZAR VE KONFERANSÇI OLAMAZDIM

 

            -Peki, okumak size ne kazandırdı?

            -Köşe yazarı oldum, sevdiğim bir mesleğim var. Okumasaydım edebiyat öğretmeni ve yazar olamazdım. Yurt içinde ve yurt dışında yaklaşık 750 konferans verdim. 45 kitap yazdım.  Okumasaydım yazamazdım. Toplum içinde de itibar kazandım. Ümit ederim, Rabbim katında da sevabım artmıştır.

            -Elinize ne geçerse okur musunuz yoksa kitapları seçer misiniz?

            -Elbette seçerim. Elime ne geçerse giymediğim, önüme ne gelirse yemediğim gibi, önüme çıkan her kitabı okumam, bunun için zamanım da yok. Beni besleyeceğine, yükselteceğine ve bana faydalı olacağına inandığım kitapları okurum.

            -Kitap ve okuma üzerine son sözünüz…

            -Medeniyetleri kitaplar kurar. Bu milleti yükseltmek istiyorsak genç nesli okutmalıyız. İlim sahibi ve ahlaklı olmaları için çalışmalıyız. İlim insanları ve milletleri yükseltir. Bugün Amerika’yı süpergüç yapan bilim ve teknolojidir.  Dün Endülüs Emevi Devleti, Selçuklu ve Osmanlı’yı süpergüç yapan ilim, sanat ve marifetti. Hz. Ömer’i, dünyanın en adaletli halifesi yapan Kur’an ve ilim olduğu gibi Barac Hüseyin Obama’yı de ABD başkanı yapan eğitim ve okumaktır. İki üniversite bitirmiş Obama. Dünyada yükselmeyi isteyen kitaba ve ilme sarılsın; ahrette saadet isteyen yine ilme sarılmalı.

            -Değerli hocam, bu güzel sohbet için çok teşekkür ediyorum.

            -Ben de teşekkürü borç bilirim. Sayenizde ilmin ve okumanın önemini anlatmış oldum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>