Arşiv: 'Röportajlar'

İMTİSAL-İ CİHAD-I FİLLAH OLUPTUR NİYYETİM

Son Çıkan Kitaplarım
                                                                             "
www.kitapyurdu.com\'dan satın al
POSTMODERN ROMANCI,
ÜNLÜ YAZAR ALİ ERKAN KAVAKLI
İLE SANAT ANLAŞIYI
ÜZERİNE KONUŞTUK,
SANATÇININ UFUK AÇAN
SOHBETİNİ SİZLERLE PAYLAŞIYORUZ.
“İMTİSAL-İ CİHAD-I FİLLAH OLUPTUR NİYYETİM
DİN-İ HAKKIN MÜCERRED GAYRETİDİR GAYRETİM”

Okulumuza kadar gelerek daha önce bizlere ufuk açıcı bir konferans vermiş olan ünlü romancı ve eğitimci Ali Erkan Kavaklı ile dergimiz Çise için ilginç bir röportaj gerçekleştirdik. Bizi sabırla dinleyen Kavaklı, sorularımıza kısa ve net cevaplar verdi. Yazarın edebiyat sanatını çok iyi bildiğini, sanat kozasını severek ördüğünü ve özellikle de gençlerle birlikte olmaktan ve onlara doğru yol haritası çizmekten çok hoşlandığını gördük. Aşağıda Kavaklı’ya sorduğumuz soruları ve onun verdiği cevapları okuyacaksınız. Ümit ederiz, Kavaklı’nın sözleri sizin de ufkunuzu açar.

Saliha Arabacı: Bize kendinizden bahseder misiniz?

Ali Erkan Kavaklı: Bizim geleneğimizde hep kendinden bahsetmek iyi sayılmaz. Bana iyi olmayan bir şey yapmayı teklif etmezseniz sevinirim.

Aliye Büşra Çetin: Neden yazıyorsunuz?

Ali Erkan Kavaklı: İki temel sebep söylemeliyim. Birincisi: Yeteneklerimi sergilemek, insanlara iyi şeyler söylemek için. Su neden akar, rüzgâr neden eser, çiçek neden açar, yıldızlar neden düşer? Bu soruların cevabını bulursan benim neden yazdığımı da öğrenmiş olursun.
Devamını oku

Çok Okumasaydım Yazar Olamazdım

Kitaplarım(Bilgi için resmin üstüne tıklayınız)
"
www.kitapyurdu.com\'dan satın al

            Bu röportajı gerçekleştirmek için 18 roman 4 hikâye, geri kalanı eğitim ve motivasyon kitapları olmak üzere toplam 45 kitap kaleme almış; eğitimci yazar Ali Erkan KAVAKLI ile randevulaştık ve duvarları tamamen kitapla kaplı ofisinde buluştuk. Yazar, bizi oturduğu sitenin kapısında güler yüzle karşıladı. Okumuş insanlara mahsus bir centilmenlikle hoş geldiniz, dedi ve evine buyur etti. Apartmanın üçüncü kattaki dairesine birlikte çıktık. Buraya kadar gördüklerimiz, sıradan şeylerdi. Kavaklı’nın çalışma odasına girince gördüklerime inanamadım. Odanın üç duvarı yerden tavana kadar kitapla doluydu. Ciltli, ince, kalın, aktüel, tarihî… Her türden kitaplar… Odanın kitapsız tek duvarında pencere var. Pencere önünde de dergiler ve gazete kupürleri,-ki Kavaklı polisiye romanlar yazarken güncel olaylardan hareket ediyor, romanlara malzeme teşkil eden olayların büyük bir kısmını gazetelerden derliyor- ayrıca aktüel kitaplar var. Masanın üstünde bilgisayar haşmetle kurulmuş ve hemen arkasında yine kitaplar dizili, masanın sağ yanında tarayıcı, öbür tarafta telefon, internet kabloları… Tam yazara yakışacak nitelikte bir ofis… Gülümseyerek takıldım:
Devamını oku

Cehennem Vadisi Üzerine: “Hiçbir şey gizli kalmasın.”

www.kitapyurdu.com\\\\\\\'dan satın al

cehennemvadisiCehennem Vadisi Üzerine Röportaj: “Hem gerilimli polisiye roman yazıyor, hem cinayet şebekelerini deşifre ediyorum.  MAKSAT YERYÜZÜNDE HİÇBİR ŞEY GİZLİ KALMASIN.”

  Çağatay Güldalı: Üniversiteden mezun olunca öğretmenliğe başladınız. Öğretmenlik kararınızdan sonra yazarlık fikri aklınızda nasıl oluştu?

Kavaklı: Üniversitede okurken yazmaya başladım. Mesleğim edebiyat öğretmenliği ve ben hikâye, roman, deneme, tenkit yazıları kaleme alıyorum.

Çağatay Güldalı: Ergenekon ile ilgili yazılmış kitaplarınız çok ilgi gördü. Bunu neye bağlıyorsunuz?

 Kavaklı: Gizli ve karmaşık oyunları deşifre ediyorum, millet meraklı ve heyecanlı. Ayrıca Ergenekon’un Şifreleri benim 18.romanım. Tecrübeli bir romancıyım, tanınmış bir yazar olmak da kitapların satışını olumlu yönde etkiler. Cenab-ı Hakka şükür. Biz çalışır, başarıyı Allah’tan isteriz, o verir.
Devamını oku

Ergenekon’un Şifrelerini “derin çete”yi deşifre etmek için yazdım

Edebiyatçı, eğitimci yazar Ali Erkan Kavaklı 18. romanını Populer yayınları arasında yayınlandı. Bugüne kadar roman, hikâye, antoloji, ders kitabı ve başarı kitapları olmak üzere toplam 45 kitap yayınlayan Kavaklı konuştuk.

Tuba Çiçekdağ: Popüler yayınları arasında çıkan yeni romanınız Ergenekon’un Şifreleri’ni okuduktan sonra cesur bir yazar olduğunuza karar verdim. Böyle netameli bir konuyu neden seçtiniz?
Devamını oku

ALİ ERKAN KAVAKLI AVRUPA HİKÂYELERİNİ KİTAPLAŞTIRDI

Romancı ve hikâyeci Ali Erkan Kavaklı, yeni hikâye kitabı yayınladı.
Kavaklı ile Nesil yayınları arasında çıkan kitabı Avrupalı Mevlevî üzerine konuştuk.

Ahmet Can: Avrupalı Mevlevî yeni hikâye kitabınız. Biyografinizden anladığımıza göre daha önce Gönülleri Fethedenler (1982) ve Yemin (1988) adlı iki hikâye kitabı yayınlamışsınız. Yemin’in yayınlanmasından bu yana 15 sene geçmiş. Yeni bir hikâye kitabı yayınlamak için neden bu kadar beklediniz?
Kavaklı: Her kitabın bir kaderi var. Doğrusu, devamlı hikâyeler yazdım ve bunları çeşitli dergilerde yayınladım. Kitaba adını veren Avrupalı Mevlevî, Elif Film şirketinin açtığı yarışmada jüri özel ödülüne lâyık görüldü. 1998 yılında Tante Ruth adlı hikâyem, Kültür Dünyası dergisinin açtığı yarışmada birincilik ödülü aldı. Yol Ayırımı, Türk Edebiyatı dergisinin açtığı yarışmada ödül kazandı. Ben kendimi hep bir anlatıcı-tahkiyeci olarak görüyorum. Kitabın yayınlanması, benin dışımdaki sebeplere de bağlı. Yayınevi ve okuyucunun ilgi göstermesi gerekir.
Ahmet Can: Bir ara ceza alan hikâyeniz olduğundan da söz etmiştiniz…
Kavaklı: Evet, hikâyelerim hep ses getirmiştir. Die Brielle’yi Sur dergisinde yayınlamıştım. Hikâyenin konusu bir okulda öğretmenler arasında yapılan bir tartışma idi. Okulun adı geçmiyordu ve öğretmenlerin isimlerini tamamen değiştirmiştim ki kimse alınmasın. Fakat hikâye bir şekilde öğretmenlerin ve müdürün eline geçti. Karine ile hikâyedeki şu adam, filân; şu feşmekân diyerek yorumladılar. Müdür,kendisini tarafsız kabul etti, birkaç kişi şikâyette bulundu ve maaş kesim cezası verdiler.
Ahmet Karahasanoğul: Sonra…
Kavaklı: Ali İhsan Beye geldim, bölge idare mahkemesine baş vurduk ve cezayı iptal ettirdik. Bazen beklenmeyen yankılar da oluyor.
Ahmet Can: Die Brielle hariç, hikâyelere konu olan olaylar Almanya’da geçiyor? Neden böyle bir seçim yaptınız? Türkiye’de yaşanan olayları yazmıyor musunuz?
Kavaklı: Yurt dışında yaşamış sanatçılarımızın oralarda verdiği eserler var. Bunların bende hoş yankıları oldu. Yazarların gurbet ürünleri, hep ilgimi çekti. Ahmet Haşim’in Frankfurt Seyahatnamesi, Refik Halit Karay’ın Gurbet Hikâyeleri, Yahya Kemal Beyatlı’nın Endülüst’te Raks, Kar Musikileri, Hüzün ve Hatıra, Gurbet; Mehmet Akif’in Berlin Hatıraları dikkat çekici eserlerdi.
Benzeri bir çalışma yapmak istedim. Gurbette yazdığım hikâyelerden bir seçme yaparak Avrupalı Mevlevî’yi yayınladım. İleride konusu Türkiye’de geçen hikâyelerimden de bir seçme yapmak istiyorum. Bildiğiniz gibi, bizde hikâye, roman kadar çok okunan bir tür değil, bu yüzden yayınevleri hikâye kitabı yayınlarken nazlı davranıyorlar. Ama son zamanlarda şiir gibi hikâye kitapları da sık yayınlanır oldu.
Ahmet Can: Hikâye yazarken nelere dikkat edersiniz?
Kavaklı: Ben olay eksenli hikâyeler yazıyorum. Benim için anlatılmaya değer bir vak’a olmalı. Beni duygulandıran, etkileyen, üzen veya sevindiren bir olay bulmalıyım. İkinci olarak dil ve üslûba dikkat ederim. Açık, anlaşılır, duru ve tabiî bir dil kullanmaya gayret ederim. Yer yer sanatlı cümleler kurarım. Sanat yaptığımı hissettirmeden sanatlı yazarım. Sanatçının ne anlattığı kadar, nasıl anlattığı da önemlidir. Sanat eserini, ölümsüz yapan, kullanılan dildir.
Ahmet Can: Hikâyenin kahramanı Süleyman Wolf Bahn yaşıyor mu? İrtibatınız var mı?
Kavaklı: Frankfurt kitap fuarı vesilesiyle her yıl Almanya’ya gidiyorum, biliyorsunuz. Bu vesile ile Süleyman ile görüşüyoruz. Birlikte kurduğumuz Mevlevî Verein, yeni üyeler kazanarak hayatını sürdürüyor ve İslâmiyetin tanıtılmasında önemli rol oynuyor. Sufizm ve mistisizm, Avrupa insanının ilgisini çekiyor. Önce sufizmi, bu vesile ile de İslâmiyeti tanıyorlar. Biz derneği kurarken 7 kişiyi zor bulmuştuk. Geçen yıl, Süleyman Beyden derneğin 28 Alman üyesi olduğunu öğrendim. Üstelik hepsi de Müslüman.
Ahmet Can: Hikâyelerinizin gerçekten de ilgi çekici konuları var. Bir solukta okumak mümkün. Bundan sonra tezgâhta ne var?
Kavaklı: Yakında Çığlık isimli bir romanım çıkacak. Bir yıldır yayınevinde sıra bekliyor. Yarınlar Sizin adlı bir başarı kitabı ve bir eğitim kitabı üzerinde çalışıyorum.
Ahmet Can: Bu konuşma için çok teşekkürler.
Kavaklı: İlginize ben de teşekkür ederim.
İrtibat: 0212-5513225.

AVRUPALI MEVLEVÎ Ali Cahit Hatiboğlu

Ali Erkan Kavaklı, Avrupalı Mevlevî adını verdiği yeni hikâye kitabında, birbirinden ilginç konular işlemiş. Yazar, Almanya’da kaldığı yıllarda yazdığı hikâyeleri, bir kitapta toplamış. Kitapta 13 hikâye var. Daha önce 12 roman ve iki hikâye kitabı yayınlamış olan Kavaklı, bu sefer de sade ve yalın bir dille güzel hikâyeler anlatıyor.
Kitaba adını veren Avrupalı Mevlevî hikâyesinde, kendi dininden kopan Wolf Bahn’ın yaşadığı inanç bunalımı ve uzun süren arayış dönemi, oldukça ayrıntılı ve güzel bir şekilde tasvir edilmiş. Katolik olarak eğitilen ve 19 yaşlarına geldiği zaman kilisenin anlattıkları ile tatmin olmayan Wolf, mistik düşüncelere ilgi duyar, mistisizm üzerine kitaplar okur ve bu arada Hz. Mevlânâ ile tanışır. Mevlânâ’nın kitaplarını okuyan Bahn, bir tatilini Türkiye’de geçirir ve özellikle Konya’ya uğrayarak Mevlevî dedesi Süleyman Efendi ile tanışır ve sohbet eder. Birçok fevkalâdelik yaşayan Wolf, Süleyman Dededen etkilenir, araştırmalarına Konya seyahatinden sonra da devam eder. Sonunda Mevlevî olmaya karar verir. Mesnevî’yi okuyan Bahn, uzun araştırmalardan sonra Müslüman olur.
Yazar Ali Erkan Kavaklı ile Mevlevî Verein’ı kuran Wolf Bahn, Almanlara yönelik İsâm’ı tanıtma çalışmaları yapıyor. Kavaklı’dan, Mevlevî Derneğinin 30’dan fazla Müslüman Alman üyesi olduğunu öğreniyoruz.
Kitaptaki her hikâye bir hidayeti anlatmıyor, ama her hikâye oldukça ilginç konuları kapsıyor. AA’dan alkolizmle mücadele eden Avrupa ve Amerikalıların varlığını öğreniyoruz. Bizde içki içmeyeni “çağdaş” sayılmayan çevrelerin mutlaka okuması gereken bir hikâye.
Tante Ruth, iyiliğin gücünü ortaya koyan güzel bir hikâye. “Almanlar Laiklik Nedir Bilmez ki”yi okuduğunuz zaman, çağdaşlık gibi, laikliğin de içini boşalttığımızı anlıyorsunuz. Die Brielle, Avrupalılaşmada yanlış kriterler belirlediğimizin altını çiziyor.
Kavaklı’nın hikâyeleri, konuları ile olduğu kadar, dil ve üslûp, Avrupa’ya bakış açısı yönünden çok ilginç. Kavaklı, eğlendirici, düşündürücü, zaman zaman hayıflandırıcı, ama mutlaka öğretici şeyler anlatıyor. Zevkle okunabilecek bir kitap Avrupalı Mevlevî, Nesil Yayınları tarafından neşredildi.

Karma Eğitim

Aziz Şükrü Bey,
Karma Eğitim konusunu, soru cevap haline getirdim. Ümit ederim, daha kola okunur hale gelmiştir.
Röportajlar, daha kolay okunan metinlerdir.
Yer yer başlıklar attım. Dikkat çeksin diye.

Selam ve sevgiler …

KARMA EĞİTİM SORGULANIYOR
Devamını oku