Çalışmazsan Kanalizasyon Kazarsın

0

       Henüz ortaokul öğrencisi idim. Parasız yatılı olarak Konya’da okuyordum. Yatılı öğrenci için cumartesi-pazar günleri en zor günlerdir. Ailenizi özlersiniz ama gidemezseniz hasret yüreğinize çöreklenir. Diğer günler, dersler ve ödevlerle geçer, garipliğinizi pek hatırlamazsınız.

    Güneşli bir nisan günüydü, tatildi. Arkadaşım Ahmet Afyon’la (Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesinde biyoloji profesörü oldu.) belediyenin kanalizasyon işlerinde çalışan hemşerileri ziyarete karar verdik. Köyden, tanıdıklardan, dostlardan söz edecek ve hasret giderecektik.

O zamanlar kepçe falan yoktu. Kanalizasyon kanalları kazma-kürekle kazılırdı. Köylülerimiz adam boyu çukur kazmışlar, boyuna çalışıyorlar.

Selam verdik, hal hatır sorduk.

Rahmetli Hüseyin Köşe dayı o zaman 40-45 yaşlarında idi. Ekibin en yaşlısı, en tecrübelisi idi. Saçları kısmen beyazlamış, kısmen dökülmüş fakat adaleli, üstelik çalışkan.

Başındaki külahı çıkardı. Alnının terini sildi.

Nasıl olalım dayım? Halimizi görüyorsunuz. Okuyun da adam olun. Eğer okumazsanız bizim gibi kanal kazarsınız.

Yüzünden, boynundan buhar fışkırıyor, ter şakaklarından aşağı süzülüyordu. Toprak, yumuşak ve koyu kahverengi. İşçiler tepelerinden vuran güneşe aldırmadan çalışıyorlar.

Amelelik zor iş.

Etüt saati masa başında ders çalışmak, kazmayla yeri kazmaktan çok daha kolay diye düşündüm. Orada daha fazla ders çalışmaya karar verdim.

Aradan yıllar geçti. Hüseyin dayının o sözleri hâlâ kulağımda çınlar. Şakaklarından süzülen ter tanecikleri hâlâ gözümün önünde. Kazdıkları adam boyu derinliğindeki çukuru unutmam mümkün değil. Hafızama kazınmış bir hayat sahnesidir o günkü gördüklerim.

Ders çalışmak için masaya oturduğum zaman, kazma-kürek çalışmakla kalem-defter çalışmak arasındaki zorluğu hep kıyaslarım. Masada çalışmak, bana kanal kazmaktan her zaman daha kolay gelir.

Çocuklara hayatın zorluklarını tanıtmak ve tattırmak gerekir. Her istediğini yapmak, bol keseden harçlık vermek, çocuğun azmini kamçılamaz. Mesela çocuklarıma normal harçlıklarını bile kitap okumaları şartıyla veririm. Çocuklarım, kitap okur ve benden harçlık alır. Kitap fiyatı kadar, kitap okuyan çocuğuma ödül verdim. Bu sayede okumayı sevdiler. Biri eczacı oldu, diğeri endüstri mühendisi.

Ödül iyi bir motivasyon biçimidir. Çocukları, bol bol takdir etmek ve bol bol ödüllendirmek gerekir. Onlardaki olumlu gelişmeleri görmek ve ilerletmek için teşvik etmek şart. Eksikleri, kusurları, yanlışları kimi zaman görmemek kimi zaman da tat­lı bir dille düzeltmekte fayda var.

Çocuklarımı eğitim süresince hep destekledim. Benden her zaman teşvik edici sözler duydular. Moral bozucu şeyler söylemem.

“Sen yapamazsın, sen kim, adam olmak kim?” gibi sözleri benden hiç duymadılar.

Aksine onlara hep moral veririm:

“Senin kimseden eksiğin yok. Başkasının yaptığını sen de yapabilirsin. Ben sana yardım ederim.”

Başarılı olması için çocuğumuza ideal vermek çok önemli.

Hedef göstermek çok mühim.

Hedefi olmayan çocuk çalışmaz.

Hedefi olmayan yelkenliye hiçbir rüzgâr yardım etmez.

Çocuklara değer vermek, onları geleceğe hazırlamak eğitimcilerin, anne ve babaların en önemli işi olmalı.

Alanında başarılı insanları örnek gösterilmeli, büyük adamların biyografileri okutulmalı. Biyografik eserler, örnek olması bakımından çok önemli. Başaran insanların gittiği yol, takip ettiği strateji öğrenilmeli ve takip edilmeli.

Başkalarının başardığını, isterse bizim çocuklarımız, bizim öğrencilerimiz de başarabilir.

PAYLAŞ

YORUM YAP