“BEN DE BAŞARABİLİRİM”

0

Burak Çobanoğu ile Çapa Fen Lisesi’nde tanıştım. Beraber edebiyat kitabı yazdığımız arkadaşım Ahmet Balta’yı ziyarete gitmiştim. Osmanlılardan kalma ferah, rahat ve güzel binanın koridorlarından geçerek öğretmenler odasına çıktım. Zil çalıncaya kadar Ahmet Bey’i bekledim. Bu arada meslektaşlarla sohbet ettik.

Ahmet Bey gelince kendisine yeni kitabım Başarıya Götüren Yol’u imzalayıp takdim ettim:

-Bundan sonra işimiz kolay. Öğrencileri başarıya motive etmek için bu kitabı okut, tamam.

Ahmet Bey gülümsedi. Kitabı şöyle bir karıştırdı. İçindekilere baktı.

-Ne yani, bu kitap büyülü falan mı? Bir dünya kitap okutuyoruz, yine de başarısız öğrencilerimiz var. Senin kitap bütün sorunları çözüyor mu?

-İddialı olacak ama çözer.

-Bir deneyelim hoca.

Oturduğu sandalyeden kalkıp salona çıktı. Yanında bir öğrenci ile döndü. Burak’la beni tanıştırdı.

-Çok iyi bir öğrencim. Bir kitap da ona hediye edebilir misin?

Kitabı Ahmet Bey’e bedava verdiğim için endişeli idim, Ahmet Bey ikincini istiyordu. İnsanlar bedava aldıkları şeye kıymetsiz gözüyle bakar. Hele bedava aldıkları kitaba hiç kıymet vermezler. Kitabım değersiz değildi, 40 kaynak tarayıp 30 senelik mesleki tecrübeden sonra yazmıştım. Endişelerimi Ahmet Bey’e söylemedim. Arkadaşımdan para isteyemezdim. Kavgada tokat sayılmaz diye düşündüm ve kitabı imzalayarak Burak’a verdim.

Öğnencinin gözleri parladı, teşekkür etti, gitti.

Ahmet Bey’le bir süre kitaplar üzerine sohbet et­tik. Çay içerken motivasyonun önemeni konuştuk. Ahmet Bey, birlikte yazdığımız ede­biyat kitaplarının okulda çok beğenildiğini anlattı.

Sohbetten sonra müsaade istedim.

O günlerde Ahmet Bey’in düğün işleri vardı. Yardım etmek için yaklaşık bir ay sonra tekrar okula uğradım. İkinci kattaki öğretmenler odasına doğru gidiyordum. Koridorun başında beni gören bir öğrenci koşmaya başladı. Nefes nefese yanıma geldi, elini uzattı.

-Hocam sizi tebrik ederim.

-Hayrola, beni niye tebrik ediyorsun?

-Galiba beni tanımadınız, kitap verdiğiniz öğrenciyim.

-Tanımaz mıyım Burak? Hayrola, bu ne heyecan?

-Kitabınızdan dolayı hocam. Kitabınız çok güzel.

-Sağ ol, iltifat için söylüyorsan önemli değil, ben 45 kitap yazdım.

-Gerçekten kitabı çom beğendim. Çok güzel yazmışsınız.

-Nesi güzel?

-İyi gaz veriyorsunuz!

-Çok hoş. Beni sevindirdin. Ne gaz aldın?

-İki şey dikkatimi çekti. Birincisi, başarı prensipleri madde madde yazılmış. Açık ve anlaşılır bir şekilde. Çok hoşuma gitti. İkincisi, başarılı insanların hayat hikâyelerini anlatmışsınız. Onları çok beğendim. Onlarla kendimi kıyasladım. Bir eksiğimin olmadığını gördüm. Ben de yapabilirim, dedim.

Sevindim ve elimi uzattım.

-Asıl ben seni tebrik ederim. İyi gaz almışsın.

El sıkıştık ve gülüştük.

Burak sevinçli idi. Başarılı insanlardan bir eksiği olmadığını anlamış ve yapabilirim, demişti. İnsanın yapabilirim, demesi çok önemli. İnanmak güçtür. İnsan yapabileceğine inanmazsa içindeki gücü harekete geçirmez. Proje yapmaz ve çalışmaz.

İnanan insan kendisine hedef koyar, hedefe ulaşmak için planlar yapar, onu gerçekleştirmek için çalışır. Çalışana Allah yardım eder.

Herkes dünyaya aynı donanımla geliyor. Bir baş, iki el, iki ayak, bir yürek…

Yüreklilik insanın içinden gel­meli. Bir insanın başardığını, bedelini ödemek şartıyla ikincisi de başarır.

PAYLAŞ

YORUM YAP