Bahar Özgüven Kazandı

0

   “Senin başaranlardan eksiğin yok.”

“ Lütfen okuyun! Yardımınıza ihtiyacım var!.. Konuları yüzeysel olarak anlattım hocam.”

Tekirdağ’da Mart 2011’de seminer verdim. Öğrencilere motivasyon, hedef seçme, verimli ders çalışma metotları, hafızayı geliştirme teknikleri, dehayı keşfetme ve zekayı geliştirme yolları ve hızlı okuma sanatını anlattım.

Seminerden yeni dostlar kazanmış ve kültür bakımından zenginleşmiş olarak İstanbul’a döndüm.

İstanbul’a geldikten sonra dostlarla irtibatımız telefon, mail ve facebook üzerinden devam etti. Bana gelen ilginç maillerden birisi şöyleydi:

Hocam Merhaba,

Ben Tekirdağ’dan Bahar…

Konferans sonrasında sizinle konuşmak istemiştim. Siz, seminerden sonra konuşuruz, demiştiniz. Bekleyemedim, lütfen kusura bakmayın… Çok özür diliyorum bunun için. Başınız çok kalabalıktı ve yorgunsunuz diye gelemedim… Kahvaltı da yapamamıştım, açtım, bekleyemedim… Çok çok özür diliyorum hocam… Öncelikle bu konferans benim için bulunmaz bir fırsattı. Kişisel gelişim kitaplarını elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. Çok önceden beri böyle bir konferansa katılmayı çok istiyordum ve katıldım. Konferans sonunda inandım ki hiçbir şey imkânsız değil… Hayal etmek ve inanmak önemli sadece… Bana hiçbir şeyin imkânsız olmadığını gösterdiniz çok teşekkür ederim…

Hocam, benim çok büyük bir sorunum var: ÖZGÜVENSIZLIK…  Kendime güvenimi 7. sınıftan itibaren kaybettim… 2. sınıftan 7. sınıfın ilk haftalarına kadar Şarköy’de idim, her şey yolundaydı. O zamanlar derslerim falan gayet iyiydi fakat sonra ablamın yanına gitmek zorunda kaldık annemle. Orada yaşamaya başladık. Ben arkadaşlarımdan ayrı olduğum için mutsuzdum, bu olay beni bayağı etkilemişti ve derslerime de yansıdı… Zaman geçtikçe ailemle aram açılmaya başladı. Sonra benim yapabileceğim bir şey dahi olsa yapamayacağıma inandırdılar…

“Bahar mı yapacak? O yapamaz ki…” gibisinden laflar etmeye başladılar… Kendime olan inancımı, ümidimi yitirdim… Birçok şey yaşadım. Yaşadıklarımın içinde beni en çok zedeleyen ailem ve arkadaşlarım oldu. Bu sene de o kadar çok olumsuzluklar yaşadım ki… Artık mücadele etmenin bir anlamı olmadığını düşünmeye başladım. Hedeflerimden ve amacımdan vazgeçtim. Bayağı düştüm yani anlayacağınız. Çünkü hep mücadele sonunda yenilgi ala ala kendime birazcık inancım vardıysa da onu da kaybettim.

Ailemle aram şimdi çok şükür çok çok iyi…  Ama geçmişte yaşadığım olumsuzluklar, ailemle ne kadar iyi olsam da bana özgüvenimi geri getiremedi. Nere de olursa olsun hep kendimi yalnız ve bir şeylerin dışında hissettim. Güvenimi kaybettim, şimdi tekrar nasıl kazanabilirim, lütfen yardım edin!” 6 Mart 2011

Bu tür mesajları sıkça alırım. Oturup üşenmeden, erinmeden cevaplarım.  Bahar’ın mesajına da şöyle bir cevap yazdım:

Sevgili Bahar,

Mesajın başında özgüven kazanmanın yolunu öğrenmek istediğini yazmışsın. Bu hiç de zor değil. Önce inancını yitirme. Başaracağına inan. Allah, başkalarına verdiği kadar yetenek sana da vermiştir. Çünkü insan yeryüzü halifesi olarak yaratılmıştır. Halifenin yeteneği mutlaka vardır.

Gelelim başarma konusuna… Başarıyı Allah verir. O adaletlidir, hak edene verir. Sen program yaparak çalış ve başarıyı ondan iste. Seminer sırasında yaptığımız 3.5 saatlik çalışma planını hatırla ve onu yenile. Duvarına as ve uygula. Sakın vazgeçme.

Parola şu:

Üşenme!

Erteleme!

Vazgeçme!

Vazgeçen başarısızlığı seçer.

Kendine güven çünkü senin kimseden bir eksiğin yok. Başaranların senden bir fazlası yok.

Herkes hayata aynı donanımla atılır. Başaranlarda olan bir beyin, bir yürek, iki el, iki ayak sende de var.

Yüreklilik insanın içinden gelmeli, insan başarılarını yüreklilikle bezemeli.

Ben de yapabilirim, demelisin çünkü yapanlar da bizim sahip olduğumuz 120 milyar nörondan oluşan bir beyne sahip.

Bütün zaferler beyinde kazanılır.

               Bütün zaferler beyinle kazanılır.

               Yeteneksiz insan yoktur, yeteneklerini keşfedememiş ve geliştirememiş insan çoktur.

Allah insanı yeryüzü halifesi olacak yetenekte donatmış. Sende, sana lazım olandan fazla yetenek var. Önemli olan yeteneklerini bulup geliştirmek. Bunun için emek vermelisin.

Zekâsız insan yoktur, zekâsını geliştirememiş insan vardır.

               Her yaşta ve her zaman zekâ geliştirilebilir.

İlim öğrenmek zekâmızı geliştirir.

Okumak, beyin vitaminidir. Beynimizi iyi beslemeliyiz.

Okunmak düşünmek demektir. Düşünmek tefekkürdür. Dinimiz tefekkürü ibadet sayar.

Sevgili Peygamberimiz(sav), bir saat tefekkür, bir sene ibadetten daha hayırlıdır, buyurur.

Oku, düşün, yaz ve anlat.

Taşı delen suyun sertliği değil, damlaların sürekliliğidir.

Sudan sabrı öğren.

Zihni ve hafızayı geliştiren beyin sporlarını sürekli yap ki hafızan ve zekân gelişsin.

Dehanı Keşfet Zekânı ve Hafızanı Geliştir isimli eserimi muhakkak oku. Zekâ gelişimi konusuna sana yardım eder. Hafızanı nasıl daha verimli kullanabileceğini mutlaka öğren. Bu kitap sana yardımcı olur.

Beyin Gücünü Etkili Kullanma Sanatı adlı kitabımı mutlaka okumalısın. Beynimizi daha verimli kullanmanın yolları var.

Hedef seç, program yap ve çalış. Senin kimseden eksiğin yok.

Başarıya Götüren Yol ‘u oku ve kendini motive et.

Başarı İnanç İşidir‘i oku, özetini çıkar. Önemli cümleleri bir kâğıda yaz ve duvara as. Plan yapma ve verimli ders çalışma metotlarını öğrenmelisin.

Sınav Stresini Yenme Verimli Ders Çalışma Metotları adlı kitabımı da okumanı tavsiye ederim. Sorun çözmeyi ve çözülemeyen sorunları yönetmeyi öğren.

Oku ve yoluna devam et.

Olumsuz fikir ve düşünceleri çöp sepetine at.

Pozitif düşün.

Hayata iyimser bir gözle bak.

Unutma, Eva’nın yaptığını Havva da yapar.

Elizabet başarıyor ise Emine de başarır.

Maria’nın imza attığı başarıya Meryem de atabilir.

Allah çalışana verir. İnsan için sadece çalıştığının karşılığı vardır.

Çalışmak fiili duadır ve neticeyi Allah’tan istemektir. Sonucu yaratan Allah’tır.

O senin çalışmalarını görür, dualarını işitir ve çok da merhametlidir.

Başarılar dilerim yavrum.”

Sonraki günlerde Bahar ile yazışmaya devam ettik. Kitaplardan aldığı şevkle yoluna devam etti.

Eylül 2011’de ondan tekrar mesaj aldım. Galiba başaramayacağım, diyordu.

Sakın vazgeçme ve programı bozma diye yazdım.

En önemli şey, başarabileceğine inanmak ve özgüven sahibi olmaktır.

Pozitif düşünmeye devam etmelisin. İyimser ol, kimseden bir eksiğin yok.

Başarı inanç işidir, inanan ve kendini işine, dersine adayan başarır.

Netice olarak başaranlar da insan biz de…

Hem başarı kopyalanabilir. Bir kişi bir işi başarmışsa ikinci kişi daha kolay başarır. Yeter ki daha önce o işi başarının tecrübesini kullansın.

Yukarıda adını verdiğim kitaplarda bol bol başarı hikâyeleri anlattım ve başaranların tecrübelerini gençlere aktarmaya çalıştım. Okuyup öğrenen başarır ve mutlu olur.

Esasen okumak beyni beslemektir.

Öğrenmek insana mutluluk verir.

80 yaşından sonra da öğrenmeye devam eden ünlü bilgin İbn-i Âkil şöyle der:

“İlme 80 yaşımda duyduğum hırs ve iştiyak, 20 yaşımdayken duyduğumdan daha çoktur.

20 ayrı ilim dalında eser veren İbn-i Âkil,  bilgeliğini okumaya ve okuma merakına borçlu.

Endülüslü ünlü filozof ve bilgin İbn-i Rüşd okuma tutkusunu şöyle ifade eder:

“Ömrümde kitap okumadan geçirdiğimi iki gece hatırlıyorum: birincisi, evlendiğim gece; ikincisi ise babamın vefat ettiği gece.”

Ünlü bilgin Bacon de şöyle der:

“Okuyor musunuz, ömür boyu mutlusunuz, demektir.”

Kahvelerde, meyhanelerde, stadyumlarda vakit öldürenler, okuma ve öğrenmenin verdiği mutluluğu tadabilselerdi kahvehaneleri kıraathanelere çevirirlerdi.

Bahar yeniden mesaj attı:

“Tamam hocam, yoluma devam ediyorum. Vazgeçmek yok. Vazgeçip başarısızlığı seçmeyeceğim.”

 

PAYLAŞ

YORUM YAP