ASIM’IN NESLİNİ YETİŞTİREN AKİF VE İRTİCA

0

İRTİCA İTHAMCILARI VE ASIM’IN NESLİ YETİŞTİREN AKİF

Ölümünün 81 yıldönümünde İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy bütün Türkiye’de anıldı, şiirleri okundu, kişiliği hatırlatıldı, erdemleri bir bir sıralandı.

“Şudur benim hayatta en beğendiğim meslek;

Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek.” diyen aziz şairin hakikati terennüm eden mısraları, 1936’lı yıllarda CHP zihniyetinin gözü batmış, yüreğine ok gibi saplanmış.

Peşine polis takıp takip etmişler. Zamanın İstanbul valisi N. Karataban’ın Ankara’ya çektiği telgraf metnini okuyunca yüzüm kızardı. CHP zihniyeti, Mehmet Akif’in takip ettiği İslam Birliği fikrine, İslam inancına, hakikatten ibaret düşüncelere öylesine kin ve öfke dolu ki…

“Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal;

Hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklal!” diyen şairi susturmak için ellerinden geleni yapmışlar.

Birinci TBMM’de Burdur milletvekili olarak görev yapan ve Anadolu’yu karış karış gezip halkı İstiklal Savaşı’na teşvik eden ve bağımsızlık kazanılıncaya kadar eller üstünde tutulan Akif, İstiklal Harbi kazanıldıktan sonra peşine polis takılarak takip edilen “tehlikeli” adam sayılmış.

“İrtica-906” kod adıyla fişlenmiş.

Sanat ve şiirin zirvesi Safahat toplatılmış, imha edilmiş.

Gazeteci Muharrem Coşkun, Akif’i takip ettiren İstanbul valisi N. Karataban’ın telgrafını yayınladı. Okudum ve utandım.

26/6/1936 ve Em. 7408 sayılı şifreli telgraf şöyle:

“Şair Mehmet Akif, kansere müptela olduğundan tedavi için İstanbul’a gelmiştir. Maçka’da İzmir Palas’ta oturan Abbas Hilmi Paşa ailesinden Prenses Emine’nin himaye ve yardımıyla 19/6/ 1936’da Teşvikiye Sağlık Evi’ne yatırılmıştır. Halen orada tedavi altındadır. Mısır’a dönmeyeceğini ve bundan böyle memlekette kalacağını ziyaretçilerine söyleyen bu şahsın durumu tarassut altına aldırılmıştır. İstanbul’a gelişinde başka bir maksadı olup olmadığı da tahkik edilmektedir. Sonu arz edilecektir.”  Vali N. H. Karataban

Telgrafın altına “nasıl gelmiş ki… Vizeyi nereden almış ki…” şeklinde el yazısıyla notlar düşülmüş.

“Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu,

İrticanın şu sizin lehçedeki manası bu mu?” diye sorar Akif.

Tek parti diktatörlüğünün yaşandığı yıllarda Akif, CHP zulmü altında inleyen halkı seviyor ve zalimlerin yüzüne tükürüyor. Bu asil tavrın adı irtica konuyor.

O günlerden bugünlere geldik.

Memleket değişti, millet iradesine sahip çıktı. CHP’yi oyuyla iktidara getirmedi ama CHP zihniyeti zerre kadar değişmedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuzda asil milletimizin yazdığı şanlı destana, “kontrollü darbe” deyiverdi. Köprü’de darbeciler tarafından vurulan ve kurşun yağmuruna tutulan halk tarafından alınıp hastaneye götürülen askerin linç edildiğini söyleyerek zırvada tavan yaptı.

15 Temmuz Şehitler Köprüsü üzerinde kurşunlanıp şehit edilen 16 yaşındaki Abdullah Tayyip Olçok’u, babası Erol Olçok’u, 21 yaşındaki Batuhan Ergin’i, 25 yaşındaki Onur Ayanoğlu’nu, 28 yaşındaki Şehmuz Demir’i, ev hanımı Ayşe Aytaç’ı, üç kız babası Halil Kantarcı’yı, üniversite öğrencisi Burak Cantürk’ü, Kemal Tosun’u, polis memuru Münir Alkan’ı, ayağından vurulan Ahmet İlker Tatar’ı, Bayram Güler’i velhasıl 34 şehidi ve yüzlerce gaziyi anmıyor ana muhalefet lideri.

Köprüde top atışı yapıp polis aracı tomayı ve halkı vuran kansızları kınayacak yerde vatanını, istiklalini ve seçtiği liderini kurtarmak için canını feda eden yiğitleri “linççi” olarak niteliyor.

Yazıklar olsun!..

Barış, selamet, ilim, irfan, ahlak dini İslamiyeti “irtica” kabul eden, gece gündüz çalışarak “en güzel İstiklal Marşı”nı yazan Akif’i “mürteci” diye yaftalayan zihniyet yere batsın!..

27 Aralık’ta Kadirli’deydim.

Eğitim-Bir-Sen’li dostların davetine icabet ederek “Mehmet Akif Ersoy ve Değerlerimiz” konulu konferans verdim. Salon dopdoluydu. Akif’in mısralarını okudukça herkes his ve heyecan kesildi.

Hep birlikte haykırdık:

“Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı;

Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı!..

Âsım’ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek;

İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek!..

Sahipsiz olan bir memleketin batması haktır;

Ben sahip olursam bu vatan batmayacaktır!”

Şehit ve gazileri “linççi” sanan, ilim ve kitap dini İslamiyeti “irtica” olarak gören güruh kudursa da Akif’in eserlerini okuyacak ve fikirlerini yaşatacağız.

Âsım’ın nesli”ni yetiştirme gayretiyle çalışacağız inşallah.

Zafer mi?

“Hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklal!..”

Tebrik ve Teşekkür: Âsım’ın nesli yetiştirme gayretiyle konferanslar düzenleyen Kadirli Eğitim-Bir- Sen başkanı Mustafa Demirci ve ekibine, Erzin’de “Akif ve Âsım’ın nesli” konulu konferanslar organize eden Milli Eğitim Müdürü Erdoğan Asarkaya ve eğitimci dostlarıma bin teşekkür ediyor, gayretlerini tebrik ediyorum.

PAYLAŞ

YORUM YAP