AKABE’DE VERİLEN SÖZ

0

 

AKABE’DE SÖZ VERENLER VE VERDİKLERİ SÖZ

Akabe’de Gönüller Sultanı Hz. Muhammed (sav) ile buluşan Hazrec kabile reisi Esad bin Zürare geleceği müjdelenen peygamber bilgisine sahipti. Yahudiler, kavgada yenildikleri zaman sık sık insanlara galip gelecek ve inananları şerefli hâle getirecek bir peygamberin geleceğinden söz ederlerdi. Müjdelenen peygambere inanma konusunda Yahudilerden geri kalmamalıydılar.

Medineli Esat bin Zürare, kendileriyle tanışan ve güven veren orta yaşlı, etine dolgun, düzgün sakallı, güzel konuşan adama bir de bu gözle baktı.

Bu arada Gönüller Sultanı (sav) onlara peygamber olduğunu, kendisine vahiy geldiğini anlatıyordu. Bir ara kendisine indirilen Kur’an âyetlerini okumaya başladı.

Esat ve arkadaşları, Gönüller Sultanı’nın (sav) okuduklarını çok beğendiler. Üslûp son derece akıcı, etkileyici, içeriği fevkalade güzel fikirlerle doluydu.

Esat arkadaşlarını tek tek süzdü ve şöyle dedi:

“Yahudilerin bahsettiği peygamber herhalde bu olmalı. Öteki Yesrib halkından önce biz iman edelim.” dedi.

Esat ve Medineli altı kişi, Mekke’de müttefik bulmaya gelmişlerdi. Son Buas Savaşı’nda Yahudilerin Evs’e yardım etmesi sonucu yenilmişler ve Mekke’den yardım almaya gelmişler fakat umduklarını bulamamışlardı. Tam Ebu Lehep ile anlaşmış ve yardım vadi almışken Ebu Cehil ortaya çıkmış, ticaret yollarının tehlikeye gireceği bahanesiyle anlaşmayı bozmuş, Ebu Cehil yüzünden umdukları dağlara kar yağmıştı.

Heyettekilerin hepsi Kur’an âyetlerinin güzelliğine hayran kalmıştı. İtiraz eden çıkmadı. He birlikte Müslüman olmaya karar verdiler.

İlk önce Esad bin Zürare, sonra Zekvan bin Abdükays İslam’ı kabul etti.

Esasen Esad bin Zürare ve heyetteki Avf bin Haris, Peygamberimizin (sav) anne tarafından akrabası idiler. İkisi de Neccar Oğulları boyundan idiler. Gönüller Sultanı’na (sav) güven duymalarında ve davetine kabul etmelerinde akrabalık duygularının da tesiri vardı. Akrabadan birine inanmak ve itimat etmek daha kolaydı.

Heyette bulunan Kutbe bin Amir, Cabir bin Abdullah, Ebu Heysem bin Teyyihan, Rafi bin Malik teker teker şahadet getirdiler.

Yüreklerini vahyi dinlemenin ve tek bir Allah’a inanmanın heyecanı sarmıştı. Aklen ikna olmanın ve kalben huzura erişmenin şevkini yaşıyorlardı.

Hazrec lideri Esad sevincini şu sözlerle dile getirdi:

Mekke’ye kabilemiz için yardımcı ve müttefik bulmaya gidiyorduk fakat bulduğumuz şey, ondan daha kıymetli.”

Gönüller Sultanı (sav) Medinelilerin Müslüman olmasına çok sevindi, gönlü sevinç ve neşe ile doldu, gül yüzünde güller açtı. Yüreği ümitle doldu ve onlara Medine’ye hicret etmek istediğini söyledi:

            “Rabb’imin mesajını tebliğ edinceye kadar arkamda durup bana destek olun.”

            Esat Medine’deki kargaşayı düşündü. Evsliler ve Yahudilerin çoğu kendilerine düşmandı. Hazrec yenilmiş ve zayıf düşmüştü. Medine’ye döner ve İslamiyeti savunmaya başlarlarsa Evsliler, kendilerine düşman oldukları için İslam’a karşı çıkabilirlerdi. Bu güzel din bir iç kargaşaya kurban gidebilirdi. Evslilerin kabilecilik damarıyla İslam’a karşı çıkmalarına meydan vermemeliydi.

Gönüller Sultanı’na döndü. Gülümsedi. Sonra yüzünde ciddiyet rüzgârları esti, şöyle dedi:

            “Ey Allah’ın Elçisi (sav), biz Allah ve elçisi için çalışacağız. Hazrec ile Evs arasında epeyce bir zamandır düşmanlık var. Bu arada gelirseniz Evs eşrafı size muhalefet eder, biz de size yardım edemeyiz. Bu sene bize müsaade et, gidelim, onları da İslam’a davet edelim. Ümit ederiz ki Allah bize yardım eder, iki taraf barışır, hepimiz birlikte sana tabi oluruz. Gelecek hac mevsiminde sizinle burada buluşalım.”

Gönüller Sultanı (sav) bu fikri gayet makul buldu ve geri dönmelerine izin verdi.

Medinelilerin kararı, tarihin dönüm noktası olacaktı.

Esat ve arkadaşları son derece memnundular. Mekke’den yardım alsalardı kan dökmeye devam edeceklerdi. Bu defa insanları barış ve kardeşliğe çağıran bir dine inanmışlardı.

İslam ırmağının Medine vadilerinde çağıldadığını, kurak gönülleri suladığını, Medine iklimine nur yağdığını düşündü. O zaman Medine, dünyanın merkezi ve halkı, Arapların lideri olurdu.

Sevinç ve huzur içinde Medine’ye döndüler. Herkes kendi çevresine İslamiyeti anlatmaya başladı. Kısa süre içinde İslamiyetin konuşulmadığı ev kalmadı. Şehir peygamberimizle ilgili haberle çalkalanıyordu. Müslümanlar, samimi bir şekilde İslam’ı anlatıyor ve insanların gönlünü kazanıyorlardı.

Hem Evs hem de Hazrec’ten İslam’ı kabul edenler oldu. Evsliler, beklenen peygambere inanma konusunda Hazreclilerden geri kalmak istemediler.

Ertesi yıl, Miladî 621’de hac mevsimi gelince on Hazrecli ve iki Evsli’den meydana gelen 12 kişilik heyet, Akabe’de Gönüller Sultanı (sav) ile buluştu.

Hz. Esat ve arkadaşlarının sevinci görülmeye değerdi. Gönüller Sultanı (sav) ile gece yarısı bulup hasret giderdiler. Gönüller Sultanı’nından (sav) yeni gelen Kur’an âyetlerini dinlediler, gönülleri neşe ve huzur ile doldu.

Gönüller Sultanı’nın (sav) teklifi üzerine onunla birlikte olmaya ve birlikte hareket etmeye söz verdiler ve bir sözleşme imzaladılar.

  1. Akabe Sözleşmesi olarak tarihe geçecek bu antlaşma ile Medineliler, Allah Rasulü’ne (sav) sadakat ve bağlılık yemini ettiler. Uymaya söz verdikleri ilkeler şunlardı:
  2. Allah’a ortak koşmamak
  3. Zina yapmamak
  4. Hırsızlık yapmamak
  5. İftira etmemek
  6. Kız çocuklarını öldürmemek
  7. İyilik yapma konusunda Allah’a ve Peygamber’e (sav) isyan etmemek.

Gönüller Sultanı (sav) son derece memnun oldu. Yüzünde tebessüm çiçekleri açtı. Medineli bahtiyarlara şu müjdeyi verdi:

Eğer bunları yerine getirirseniz cennet sizin olur. Bunlardan bir şeyi yerine getiremeyenlerin durumu Allah’a kalmıştır; isterse cezalandırır isterse affeder.”(4)

Gönüller Sultanı(sav), Allah’ın yardım ve inayetiyle Medine Devleti’nin temellerini atıyordu. Ufukta ümit ve ışık vardı.

Medineli Müslümanlarla şu şekilde anlaştı:

Darlık ve sıkıntı, refah ve sevinç hâlinde sözünü dinleyecek ve itaat edeceğiz. Sen bizim reisimiz olacaksın ve iyi hiçbir hareketine itaatsizlik etmeyeceğiz.”

Esat ve Medine heyeti son derece memnundular. Devlet kuşunun başlarına konduğunu düşünüyorlardı. Gece karanlığında, gönül aydınlığına kavuşmuşlardı. Medine’ye dönüp çoğalmaya ve Gönüller Sultanı’nı (sav) Medine’ye davet etmeye karar verdiler.

Böylece Evs ve Hazrec arasında senelerdir süren kardeş kavgası da sona erecekti.

 

PAYLAŞ

YORUM YAP