AĞLATAN ÂYETLER VE OKUDUKÇA DERİNLEŞMEK

0

Ramazanda umre yapmak nasip oldu. Bir ramazan gecesi ilk vahyin, Gönüller Sultanı’na (sav) indirildiği Nur Dağı, Hira Mağarası’nı ziyaret ettik dostlarla. Geceleyin Gönüller Sultanı’nın (sav) Hz. Cebrail ile tanıştığı kutlu mekânda namaz kıldık, dua ettik.

Ramazan müminlerin gayrete gelip Kur’an hatmettiği ay.  Kâbe’de teravihler hatimle kılınır.

Kâbe imamları, namazda Kur’an okuma konusunda hayli cömert. Genellikle her rekâtta bir sayfaya yakın okuyorlar. Teravih rekâtlarında bir buçuk, bazen iki sayfa okunuyor.

Âyetleri manasına dikkat ederek okuyorlar, manaya uygun olarak duygulanıyor ve duygularını seslerine yansıtıyorlar. Ramazanın üçüncü günü akşam vakti idi. Kâbe lebalep dolu. Zemin kat, ikinci ve üçüncü katlar… Her taraf beyaz melekler gibi ihramlı ve beyaz elbiseli müminlerle dolu. Birkaç hurma ve birkaç bardak zemzem ile iftarlar açıldı. Ezan ile kamet arasındaki 5-10 dakikada yemek yendi. Burada tıka basa yemenin imkânı yok çünkü mideyi tıka basa dolduracak yiyecek yok. İftar öncesi safların arasına naylon sofralar seriliyor, 5-10 hurmalık paketler ve birkaç bardak zemzem ikram ediliyor.

İftardan sonra müezzin kamet getirdi. Emri bekleyen müminler hemen saf saf dizilip namaza durduk.

“Elhamdülillahi Rabbil âlemin.”

                Ramazan iklimi, Kâbe atmosferi ve her tarafı doldurmuş binlerce mümin, mümine…

Rabbimizin huzurunda olduğumuzu; kalbimiz, gönlümüz, aklımız, gözlerimiz ile birlikte nefsimiz de kabul ediyor artık. Hamd, sena ve şükür Âlemlerin Rabbi olan Allah’adır… Göklerin ve yerin ve de içindekilerin sahibi o. Nimeti veren o. O ikram sahibi, şefkatli ve merhametli…

İmam Fatiha’dan sonra sûreye başladı:

“Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik, onlar bunu yüklenmekten çekindiler, sorumluluğundan korktular fakat insan yüklendi çünkü o çok zalim ve çok cahildir.” (Ahzap, 72)

Hocanın sesi titremeye başladı. Ağlamaklı okuyordu.

Zaten ramazan ayı, müminlerin gönül telleri incelmiş, kalpleri titreme almış…

“Müminler namazlarında huşu içindedirler.”( Müminun,2)

Üstelik akşam vakti. Oruçla nefis akşama kadar gemlenmiş… Açlık, nefsi gemlemiş. Helal yiyeceklerden bile uzak durmuşuz. Nefis zayıflamış, kalpler ibadet ve dua ile cilalanmış…

Kur’an âyetlerinin tasvir ettiği gibi hassaslaşmış:

Rablerinin korkusundan kötülüklerden sakınanlar, Rablerinin âyetlerine inananlar, Rablerine ortak koşmayanlar ve Rablerine dönecekler için amellerini kalpleri çarparak yapanlar… İşte onlar iyiliğe koşarlar ve iyilikte yarışılar.” Müminun, 57- 61)

Kâbe dua ve ibadet atmosferi… Burada her şey Yüce Allah’a yönelişi hatırlatır.

Cemaatin yarısı ihramlı; iki parça beyaz havluya bürünmüşler, kefene sarınmış gibi. Kıyamet gününü hatırlatıyorlar. Yürekleri hoplatan kıyamet… O gün herkes Rabbimize hesap verme derdinde olacak. İnsan acaba benden bir şey isterler mi kaygısı ve korkusuyla kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacak. Herkesin derdi kendine yetecek. Amel defterleri dağıtılmış, büyük küçük her şey kaydedilmiş. Her nimetin hesabı verilecek, her günahtan hesaba çekileceğiz. Dehşetli bir gün…

İhramlı müminler, bize kıyamet ve hesap gününü hatırlatıyor.

Başlarda sarık, takke… İhramlıların başları açık. Yüzler solgun, nurlu, uhrevileşmiş…

Hanımlar zaten tesettürlü… Küçük çocuklar bile bütün masumiyetleri ile namazdalar…

Kâbe üzerinde uçan kırlangıçlar, tavaf eder gibi süzülüyorlar.

Kâbenin yeşil ışıklara bürünmüş minareleri, Allah’a kulluğu hatırlatıyor.

Siyah örtülere bürünmüş Kâbe, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in yeryüzünde inşa ettiği ilk mabet… Bütün haşmeti ve heybetiyle kulluğun zaruretini, günahlara tevbe etmenin önemini hatırlatıyor.

Günahkâr insanlar ellerini yüzüme süre süre yüzüm karardı, örtüm simsiyah oldu der gibi.

“Burası tevbe yeri, af yeri. Günahın itiraf et, Rabbine yalvar ve yakar. Allah Gafur ve Rahim’dir. O bütün günahları affeder, bütün tevbekârları bağışlar. Yeter ki pişman olarak gel, pişmanlığını gönülden itiraf et, sarsıl, kendine gel ve bir daha işlememek üzere söz ver. Söz ver ki bağışlanasın. Pişman ol zira pişmanlık tevbedir. İyiliğe yönel, insanı günahların yükünden kurtaracak ve ona Rabbinin rızasını kazandıracak şey, temiz bir kalple yapılan samimi ve ihlaslı tevbedir.”

Kâbe’ye gelen, onu gören, ona yönelen ruhun ilhamlara gark olmaması imkânsız. Kâbe insanlık tarihi. İnsanın Allah’a ibadet ve kulluk için yaratıldığını hatırlatan en etkili vaaz…

İnsanın cahilliği ve zalimliği imamı ağlattı.

Gönülleri sarstı, yürekleri ihtizaza getirdi.

“Dikkat edin, kalpler ancak Allah’ın zikriyle huzura erer.”

Namazın lezzeti, namazdaki Kur’an âyetlerinin ruha verdiği ilhamlar…

Kâbe’de namaz kılmanın, dua etmenin, ibadet ve kulluğun tadı başka, vesselam…

Yüce Mevlâ, herkese bu dua ve maneviyat ikliminde namazlar eda etmeyi nasip etsin.

Burada nefsimizle birlikte verdiğimiz sözleri, ömür hayatımıza tatbik etmeyi lütfetsin.

Namazın huşu, huzur ve feyzinden bizleri mahrum etmesin!

Bütün ömrümüzü ramazan bereket ve feyziyle yaşamayı nasip etsin!

Amin…

 

PAYLAŞ

YORUM YAP