Agâhefendi Ortaokulu Öğrencileri İle Röportajım

0

Ali Erkan KAVAKLI İle 8.Sınıf Öğrencileri Gülşah AKSU ve Esma KOÇSOY’un Röportajı

GÜLŞAH:  Röportajımız için kısaca kendinizden bahseder misiniz?

KAVAKLI:  Kısaca kendimden bahsetmeyim. Ali Erkan Kavaklı vörp diye bir sistem var. Hayatımı oraya bakar alırsınız. Yazarlık duygu, düşünce ve hayallerdeki okuyucuyla sohbet etme sanatı.

GÜLŞAH:Peki yazmaya ne zaman ve nasıl başladınız?

KAVAKLI: 1975 yılındaydık. Yazım yayımlandı. Edebiyat fakültesinde okurken bizim bir hocamız vardı. Mehmet KAPLAN isminde. O çok kitap okuturdu. Okuduklarım beni etkiledi, yazar olmaya karar verdim.

GÜLŞAH: Hayatınızda en fazla iz bırakan olay ya da durum nedir?

KAVAKLI: Herhalde MEB ‘in yaptığı sınavı kazanıp Almanya ‘ya gitmem ve Almanya’da öğretmem, öğrenmem hem yazarlığımda hem de öğretmenlik hayatımda çok etki bıraktı.

GÜLŞAH:Ülkemizde yazar ve yazarlığa bakış açısı hakkında neler söylemek istersiniz?

KAVAKLI:Bu çok genel bir konu yazardan yazara değişir. Ben kendi hayatımdan çok memnunum. Öğretmenim ve yazarım.  İki şey yazıyorum: Biri öğretmenliğimi yazıyorum. İkincisi edebiyat öğretmeniyim. Edebiyat ve sanat yapıyorum. İşimi yapıyorum. İşimin dışında bir şey yapmıyorum. Dolayısıyla kendi hayatımdan memnunum.  Günlük yazanlar var. Fıkra yazanlar, gazete yazan yazarlar var. Onlar daha çok polemikçidirler. Birbirleriyle iyi kavga ederler. Benim öyle bir işim yok.

GÜLŞAH:Ortaokul 8. Sınıf öğrencileri için hangi kitapları tavsiye ediyorsunuz?

KAVAKLI:Öncelikle size yardım edecek kitapları tavsiye ederim. Neticede şu kitap bu kitap ayrımı yapmak doğru değil ama her kitabı okumaya zamanımız yok. Bu bakımdan öncelikle bize faydalı olacak kitapları seçmekte fayda var. Mesela benim kendi yazdığım “ Sınav Stresi Yerine Verimli Ders Çalışma” diye bir kitabım var. İyi bir rehberlik kitabı olduğunu düşünüyorum. Başarıya götüren yol başarı ve inançtır. Yüreğini ateşleyen beyin gücünü etkili kullanma sanatıdır. Bunun dışında roman ve hikaye özelliği taşıyan kitaplarım da var. Edebiyat aracılığıyla yazılan kitaplar onları da tavsiye ederim. “Sevgimi Koklayamadım” iyi bir roman. Kurtuluş Savaşı’nda bir kahramanın hayatını anlatıyor. Mesela Matara…? Çanakkale romanı. Bu toprakları vatan yapan şehitlerimizin hikayeleri vardır. Mesela size özellikle tavsiye ederim. Burada Kız Hande’nin hikâyesini anlattım.

Savaş sırasında yaşanmış bir hikaye . İnsanlığı ayağa kaldırmış duygusal bir hikaye. Size bu kitapları da tavsiye edebilirim. Biz kitapları beyin vitamini olarak görürüz. İnsan beyni bilgiyle beslenirmiş.

GÜLŞAH:  Peki Milli Eğitim Bakanlığının okullarda okutulmasını tavsiye ettiği 100 Temel Eser hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

KAVAKLI:   100 Temel Eseri ayrıca ele almak lazım. İçindeki kitapları da ayrı ayrı ele almak gerek. Bir kısmıçağın gereğine göre tavsiye edilmiş kitap, bir kısmı hakikaten okunması faydalıdır diyebileceğimiz kitap var ama milli eğitim bakanı 0… 100 kitap okuyacak diye bir yayımda bulunmadı ve bunlar okunabilir şeklinde tavsiyede bulundu.  Bu kitapların en iyi tarafı klasik oluşlarıdır. Bir kısmı zamanı aşmış olması gibi eksik yanları da var. Neticede yazarı ölmüş olan kitapları tercih ettiler. Bugünün öğrencisi bugünkü olayları kendine yakın olayları, ilgisini çeken olayları ve kitapları da tercih edebilmeli. Dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı bize yüz yıl önce yazılmış kitapları tavsiye etti. Bu da bir dezavantaj oluşturuyor. Bunun için onların yanı sıra bugünün yazarlarının kitaplarını da okumak lazım.

GÜLŞAH: Siz aynı zamanda zeka gelişimi uzmanısınız, bu konuda da görüşlerinizi almak istiyoruz. Öncelikle zeka gelişimi nedir?

KAVAKLI: Zeka aklın bir fonksiyonudur.  Herkes akıllıdır ve zekası yani fonksiyonunu geliştirebilir. Bunun için de bir çalışma yapmak lazım. Bilim insanları beyin üzerinde durmadan araştırmalar yapıyorlar ve elimize yeni veriler geçiyor. Mesela bir tanesini söyleyim. 1928’ de Nobel bilim ödülü alan…? diye bir bilim insanı var. O diyor ki: İnsan beyninde sabit bir hücre vardır. Bunlar çoğalmaz ölür ve beyindeki hücre sayısı azalır. Dolayısıyla insan yaşlandıkça beyni ihtiyarlar, alzheimer (unutkanlık) filan böyle başlar, diyordu. Mesela şimdi yeni bilim araştırmaları oldu. Profesörler…?                                                                                                           gibi bilim insanları beyinde hücre pınarları keşfettiler.  Her gün yeni bir hücre doğuyor. Bu hücrelerin kullanılması lazım, bu hücreleri beyninizde kullanırsanız beyninizi entegre ediyorsunuz. Yoksa o hücreler beyninizde sabun köpüğü gibi kaybolup gidiyor. O zaman zekanın beden gibi günlük olarak geliştirilmesi ortaya çıkıyor çünkü o yeni doğan hücreleri kullanmalısınız, eski tezler eski teoriler çürüdü. Zeki dediğimiz insan işini iyi bilen, iyi yapan ve diğer insanlarla sağlıklı diyaloglar kurabilen insandır. Her alanda işini iyi yapan insanlara biz zeki deriz. Bir çeşit zekada faktörler var mesela IQ ‘yu ölçebiliyor. Bugün bilim insanları ne kadar ölçülüyor o da tartışmalı ama duygusal zekayı ölçemiyorlar. İnsan bedeni zekidir tiyatrocular, öğretmenler, sanat yapanlar. Mesela beden dersi öğretmenleri jimnastik yapanlar bedensel zekayı kullandılar. Biz bunlara estetik zeka diyoruz.  Onun da insan hayatında önemli etkisi var. Ruhsal zeka dediğimiz bir zeka türü var. İnsanın dürüstlüğü vicdan, yardım severliği bunları da ölçmüyorlar bilim insanları. Dolayısıyla bunların da geliştirilmesi gerekir. Zeka da çeşitli ama kısaca söylemek gerekirse bedenimizi nasıl besliyorsak beynimizi de besleyip zekamızıarttırmamız lazım. Beynimizi de temel olarak bilgiyle ve beyin aktiviteleriyle beslememiz lazım.

GÜLŞAH: Seminerlerdeki gözlemlerinize göre öğrencilerde gördüğünüz eksiklikler nelerdir?

KAVAKLI: Ben tersinden söyleyeyim. Aşağı yukarı bir öğrenci ile ben dört saat veya beş ders saati ama dört saat beraber oldum. Verimlilik anketi düzenledik. 175 anket kâğıdı okudum. 75 öğrenci ben çok faydalanamadım manasına gelebilecek şeyler yazmış.170 öğrenci anketi yani semineri faydalı bulmuş. Kendime cesaretten güvenim arttı. Zekâmı arttırabileceğimi öğrendim. Ezberleme yeteneğimi geliştirebileceğimi anladım. Hızlı okuyabileceğimi anladım. Televizyon bilgisayar ve cep telefonunu bilinçli kullanmalıymışım. Bunlardan uzak durmam gerektiğini anladım. Öğretmenlerim aslında daha değerliymiş. Kitaplar aslında daha önemliymiş. Bunları okumam gerektiğini anladım. Çok da verimli ders çalışmamış olduğumu fark ettim. Planlı çalışmam gerektiğini anladım… Gibi böyle çocukları kendilerini tamamlama eksiklerini fark etme ve geleceğe yönelik onları başarıya götürecek adımlar atma konusunda kararlar almışlar. Mesela az önce senin söylediğin bir konu var beni kitabına yazacak filan diyorsun. Sınav, sınavda çıkacak TEOG’da çıkacak sorunun on katını çözme kararı aldım diyor. Ben 150 sorunun on katı 1500 soru çözme kararı aldım, diyen öğrenciler var. O bakımdan bu veriler beni cesaretlendirdi. Mutlu etti sevene faydalı oluyor.

GÜLŞAH:İlçemizde seminerler düzenlediniz, bu seminere katılan öğrencilerin zekâ gelişimine bakış açıları hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

KAVAKLI:  Bunu ölçmem mümkün olmadı, anketler üzerinde var. Bunları da aktaralım 3, 4 saatlik bir seminerin zekâ gelişiminde ne kadar etkisi olur bilemiyorum. Şimdi mesela hızlı okumada ben size 20 gün ödev verdim hafıza tekniklerinde ömür boyu kullanmanız gereken bir spordan bahsettim bunu kim devamlı sürekli yaparsa hafızası ona paralel gelişir. Dikkati artar, ona göre okuma yeteneği gelişir cevap verme yeteneği gelişir ve zekâsı yani beynin ötesindeki fonksiyonları artar. Bu sürekli yapıldığı takdirde faydalı olacak bir şeydir. Benim yaptığımın farkına varmanızı sağlamak ama bu konuda mesela hızlı okuma konusunda bazı öğretmenler çalışma yapmışlardır. O çocuklar ötekilere göre öne geçtiler. Gördünüz salonda 50, 60, 100 kelime okuyan var 300 kelime okuyan var. Dolayısıyla bu semineri almamış çocuklara ben bir farkındalık meydana getirdim. Seminer almış olanlara ben bunu yapmıştım. Devam etmeliyim, ihmal etmiştim sürdürmeliyim, diyorlar. Dolayısıyla zekâ arttırma süreklilik gerektiren bir şey, onu benim ölçmemin imkânı yok. Esasen böyle bir seminer olursa yani ben burada 15-20 gün daha kalsam çocuklara bunları sürekli anlatıp bir şeyler yaptırsam sonuçta da bir test yapıp görüşsem bu sorunun cevabını net verebilirim senin sormak istediğin bir soru varsa sen de sor.

GÜLŞAH: Son olarak öğrencilere sormak istediğiniz bir şey var mı?

KAVAKLI: Yeterince mesaj ilettim kitap okusunlar.

GÜLŞAH: Sayın ALİ Erkan KAVAKLI, sorularımıza içten cevaplar verdiğiniz için okulumuz ve şahsımız adına teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

KAVAKLI: Eyvallah ben teşekkür ediyorum

Yayın: 2015-03-04 – Güncelleme: 2015-03-04 14:24:13

PAYLAŞ

YORUM YAP