DEMEK Kİ KÂĞIT PARÇASI DEĞİLMİŞ

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, kendisini sivil otoriteler gibi görüp basının önüne çıktığı, basın toplantıları yaptığı sürece tartışmaların odağı olmaktan kurtaramaz. Bir generalin kendi sorumluluk alanı dışındaki konularda basın toplantısı yapması, görüş açıklaması Batılı demokrasilerde alışılagelmiş bir durum değildir. Kuvvet komutanlarını da yanına alarak İlker Başbuğ’un yaptığı basın toplantısı, ülkemizdeki demokrasinin kör-topal yürüdüğünün ve generallerin demokrasi çizgisine çekilmesi gerektiğinin resmidir. Batılı demokrasilerde, gerekiyorsa, ordu adına açıklamaları savunma bakanları yapar. Devamını oku

DARBE PARANOYASI

  Kıdemli Albay Dursun Çiçek imzalı belge tartışılıyor. Belgedeki imzanın gerçek veya sahte olması üzerinden yürütülen tartışmanın asıl anlamı şu:

            “Türkiye darbeciler ülkesi mi olacak, demokratik bir ülke mi?”

            Kamuoyunun darbecilerin soruşturulmasını istemesi, medyada Dursun Çiçek’in görevden alınması için yazıların kaleme alınması demokratikleşme açısından önemli. Genelkurmay başkanının demokratsiye bağlı olduğunu ifade etmesi, orduda darbecilerin barınamayacağını açıklaması fevkalade önemli. Devamını oku

SBS ve ÖSS’den Vazgeçilmeli

  PİSA araştırmaları sonucunda eğitimde kalitesizliği gören Milli Eğitim Bakanlığı müfredat ve ders kitaplarını değiştirerek kaliteye yöneldi. Peki, müfredat değişimi istenen başaryı getirdi mi?

Yeni müfredatın ve öğrenci merkezli eğitim anlayışının en büyük düşmanları SBS ve ÖSS’dir. Bunlar durdukça müfredat değişiminden beklenen sonuç elde edilemez.  

                SBS ve ÖSS Anadoli liselerine ve üniversiteye girecek öğrenci sayısını artırmaz.

                SBS ve ÖSS’ye öğrenci hazırlayan ve köşe başlarını tutmuş dersaneler olmasa da Anadolu liselerine ve üniversitelere aynı sayıda öğrenci girecek.

                SBS ve ÖSS eğitime kalite kazandırmıyor. Aksine ezberci ve yüzeysel eğitimi güçlendiriyor. Devamını oku

SINAV FIRSATTIR

Hazırsanız sınavlar fırsattır. Başarılı olmanıza yardım eder.

        Kendi hayatıma bakıyorum, en büyük sıçramaları önemli sınavlar sayesinde yapmışım. İlkokuldan sonra parasız yatılı sınavını kazanarak okuma imkânı elde ettim. Okullardaki sınavlarda başarılı oldum, liseyi bitirdim. Üniveriste sınavını kazanarak edebiyat öğretmeni oldum. Milli Eğitim Bakanlığının açtığı yurt dışı sınavını kazanarak Almanya’ya gittim, dil öğrendim, Avrupa’yı gezdim, bilgi ve görgümü artırdım. Devamını oku

TÜRKÇE’Yİ SEVENLER DESTAN YAZIYOR

Çok değil, birkaç sene önceydi. Şimdi Silivri sanığı olan Prof. unvanlı Kemal Gürüz, yüreğimize ateş gibi düşün bir herze savuruvermişti:

“Türkçe bilim dili değildir.”

Gürüz, o zamanlar YÖK başkanı idi. Yasakçılar kıralıydı. Başını örten Anadolu kızlarının üniversitelerden kovulmasına öncülük ediyordu. Örtüye tolerans gösteren rektörleri Ankara’dan savurduğu tehditlerle yerinden ediyordu. Gün doğmadan neler doğar? Atalarımız ne güzel söylemiş?

“Ne oldum deme, ne olacağım de!”

28 Şubat sürecinin yasakçı kıralı Kemal Gürüz şimdi Ergenekon sanığı.

Türçe ise destanlar yazıyor. Devamını oku

Okumak, Öğrenmek, Araştırmak Beyni Geliştirir O Hâlde Okumayı Yasaklayın

Almanya’da iken Cumhurbaşkanı Waitzecker’in onursal başkanlığında okullarda okuma yarışmalarının düzenlendiğini görmüş, imrenmiştim. Hatta Pirckheimer Gymnasium’da okurken böyle bir yarışmaya kızım da katılmış ve okulda dereceye girmişti. Ne çok sevinmiştik…

                İki senedir bu hasretim bitti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Türkiye Okuyor” kampanyası başlattı ve Türkiye gerçekten okumaya başladı. Milli Eğitim Bakanlığı okullara 100 temel eser tavsiye etti, okutulacak kitaplardan Talip Terbiye Kurulu tavsiyesini kaldırdı, okumayı teşvik etti. Öğretmenler, valiler, kaymakamlar, okuma erdemini desteklediler. 1980’li, 1990’lı yıllarda senede ortalama 5-6 bin kitap basılırken geçen sene Kültür Bakanlığı’ndan alınan ISBN numarası 30 bini geçti. Devamını oku